Puan vermedi·432 syf.··
2026 24. kitabı
Seriyi bozup 2.hikayeden basladim iyi ki öyle yapmisim king ile kiyasladigimda orada incitmekden korkarak seven bir adam vardi ama, burada( Nero) adina cok uygun bir karakter tabiri caizse yakicı ve egoist bir adam . Payton( savannah) karsilastirdigimda benzer yönü aile tarafindan görünmez gibi davranilan ötelenen asla deger verilmeyen bireyler olarak yetisince kendi ayaklari uzerinde durmaya çabalayn cicekler. Hikayeye gelrsek kendi halinde evinden isine asla sosyal cevresi olmayan korkak ve kaçak yasan payton evine giren tehlikeli oldugunu bildigi bir adama bir anda güven duyuyor ve hayatina isteyerek aliyor tutunacak bir dal buldum edalarinda yalnizligina kim olursa olsun kabul durumunda yilana sariliyor. En mahrem konularini acarak gecmis travmalarini paylasiyor ve burada hayatina zıt bir evrene gecis yapiyor tabi şansi yaver gidiyor hem aski hem sahiplenilmeyi o kdr cok seviyor ki diger en kotü olan herseye tamam deyip bir yola cikiyorlar. Nero zorlu bir hayattan kendi kurdugu imparatorlugunda yalniz kurt olarak yol aliyor once ben diyen bir adam tehlike kendisi saplantili ve incitmekden asla cekinmeyen biri paytona yaptigi her seyi ama her sınır ihlalini kendi istekleri ve zevki icin yapiyor ve buna ask diyor . .
NeroS. J. Tilly · Martı Yayınları · 2025209 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 111. kitabı
Bugün sizlere oldukça farklı bir kitap ile geldim. @bilinc_6_kitap ’ün kaleme aldığı “Bilinç-G” adlı eseri, alışılagelmiş kalıpların dışına taşan, okurun ruhuna dokunan çok katmanlı bir rüya anlatısı. Sayfaları araladığınızda, yazarın kendi düşlerinden ve yaşanmışlıklarından yola çıkarak kurguladığı 173 farklı durak karşılıyor sizi. Her bir rüya, insan psikolojisinin gizemli labirentlerine, çocukluk anılarına ve içsel sorgulamalara açılan samimi birer kapı niteliğinde. Yazarın kalemi o kadar içten ve doğal ki, okurken kendinizi bir dostun karşısında oturmuş, onun en mahrem zihin kıvrımlarını ve kalpten dökülen kırılgan cümlelerini dinliyormuş gibi hissediyorsunuz. Bu durum, okuyucu ile metin arasındaki mesafeyi tamamen ortadan kaldırarak daha ilk sayfalardan itibaren güçlü bir aidiyet duygusu oluşturuyor. Eser, tebessüm ile hüznü, şiirsel mısralar ile derin sancıları aynı potada eritmeyi başarıyor. Bazen bir bulutun üzerinde gezinir gibi hafifleten, bazen de sakin bir denizin kıyısında derin düşüncelere sevk eden akıcı ve sürükleyici bir temposu var. Bu dengeli ritim, okuru sadece bir gözlemci kılmıyor; aynı zamanda onu kendi geçmişiyle, kayıplarıyla ve gerçekleştiremediği hayalleriyle de yüzleşmeye teşvik ediyor. Okuyucuyu hızla içine çeken bu huzurlu anlatım, kitabı bir çırpıda bitirmeyi sağlarken arkasında uzun süre zihni meşgul edecek felsefi izler bırakıyor. Kendi anılarını sonsuzluğa taşımak isteyen yazar, bilincin gizli pencerelerinden bakarak okurla arasında kopmayacak, güçlü ve eşsiz bir bağ kuruyor. İyilikle ve kitapla kalın.
Bilinç - GCansu Yörük · İkinci Adam Yayınları · 20245 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Emrin Başım Üstüne!
10/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:53
Muhammed Emin Yıldırım hocanın sohbetlerini zaten çok seviyordum; bu kitaba başlarken de temel amacım tesettürün anlamını tam manasıyla kavramak ve hayatımda daha fazla yaşama gayesiydi. Bu arayışın içindeyken karşıma Tesettür Ahlakı kitabı çıktı. Tam da bu niyetle, doğru bir eserle yola çıktığımı kitabı bitirdiğimde çok daha iyi anladım. ​Kitap, sadece teorik bilgiler vermiyor; hocanın o bildiğimiz samimi, insanı yormayan ama bir o kadar da iç dünyasıyla yüzleştiren sohbet üslubunu her sayfada hissediyorsunuz. Özellikle mahrem ve namahrem konularında zihnimde eksik kalan, tam oturtamadığım noktalar vardı; kitap sayesinde bu eksiklerimi hallettim ve taşlar yerine oturdu. ​Sayfaların arasına serpiştirilmiş o küçük dualar okuma akışına öyle güzel bir ruh katmış ki... Hele en sondaki o özel dua sayfası kitabın benim için en zarif ve en huzurlu kapanışı oldu. ​Benim gibi tesettürü sadece şekilsel bir kavram olarak görmeyip, onu ahlakıyla, özüyle hayatına dahil etmek ve bu konuda derinleşmek isteyen herkesin yolunun bu kitaptan geçmesini gönülden tavsiye ederim. Tesettür benim kimliğimdir, onunla tanınırım Tesettür benim şahsiyetimdir, onunla kıymetlenirim Tesettür benim izzetimdir, onunla yaşarım. Tesettür benim kalkanımdır. onunla korunurum Tesettür benim vakarımdır, onunla olgunlaşırım. Tesettür, Rabb'imin beni muhatap almasıdır; onunla sevinir ve her daim "Emrin başım üstüne!" derim.
Tesettür AhlâkıMuhammed Emin Yıldırım · Siyer Yayınları · 202544 okunma
10/10
·724 syf.·
2026 46. kitabı
Oğuz Atay ’ın TUTUNAMAYANLAR romanı Türk Edebiyatında ilk post modern roman değildir; ilk modern romanıdır. Oğuz Atay’ın bu kitabı modern akımın roman türündeki karşılığıdır. Oysaki Türk edebiyatına modern akım, öykü ile girmiştir ve aslında çok uzun zamandır vardır. Bu bağlamda öyküde Modernist akım ellili yıllarda ortaya çıkmıştır diyebiliriz. Modern Türk romanı açısından önemli bir kırılma noktası kabul edilir. Biçimsel cesareti, ironisi ve yabancılaşma temasını işlemesi nedeniyle çok sevilir. Ancak birçok okur için gereğinden fazla dağınık, zorlayıcı ve kendine hayran bir metin gibi görünür. Sevenleri onu başyapıt olarak görürken, sevmeyenleri romanın çevresindeki kültü daha büyük bulur. Bilinç Akışı Yöntemi Bilinç akışı yöntemi, oluşturulan roman kahramanın zihninden geçenleri, zihninden geçtiği gibi romana aktarma çabasıdır. Modern romanların zor anlaşılmasını sağlayan en önemli unsurdur. Şöyle açıklayalım: Realist bir romanda kahramanın saatlerce düşüncelere daldığını ve saatlerce aynı düşünce etrafında düşünce ürettiğini okuruz. Ancak Modernist roman kahramanı öyle saatlerce aynı konu üzerinde fikir üretemez. Çünkü bilinçten akan şey, o karmaşa, sapmalar olduğu gibi yansıtılır. Buna bilinç akışı denir. Ama Modernistler, sadece bilinç akışı yöntemini kullanmazlar. Modernistler bir konuya odaklanmış iç konuşma, iç monolog tekniği denilen bir konuşma aktarımını gerçekleştirirler ki bunu da ilk kez onlar ortaya çıkarmıştır. Bunlara iç diyalog yöntemi denilebilir. Mesela bazen kendi içimizde muhayyel bir kişiyle konuşuruz, kavga ederiz, kendi kendimize sorular sorarız ki iç monolog da tam olarak budur. Modernist yazarlar, zihinden geçenlerin dolaysız aktarımı konusunda oldukça önemli yenilikler gerçekleştirirler. Modernist yazarlar için insanın fiziksel
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Puan vermedi·163 syf.··
2026 151. kitabı
Edebiyat tarihinde bazı başlangıçlar, yazarın ileride inşa edeceği devasa şatonun mütevazı ama en hesapsız temel taşlarıdır. Haruki Murakami’nin yirmili yaşlarının sonunda, sıradan bir beyzbol maçının ortasında zihnine düşen tuhaf “roman yazabilirim” dürtüsüyle kaleme aldığı Rüzgarın Şarkısını Dinle, tam da böyle bir ilk adım. Yazarın uzun yıllar başka dillere çevrilmesinden imtina ettiği bu ilk gençlik eseri, aslında bir ustanın çıraklık dönemindeki telaşlı ve cesur adımlarını barındırıyor. Bu romanı okurken, sınırları ustaca çizilmiş ve pürüzsüz işleyen bilindik Murakami evrenini beklemek haksızlık olur. Metin yer yer dağınık; bazı imgeler havada asılı kalıyor, hikâyenin uçları yazarın sonraki eserlerine kıyasla daha yüzeysel bir biçimde açık bırakılıyor. Ancak bu dağınıklık, okuru iten bir acemilikten ziyade, henüz kendi sesinin tınısını arayan bir yazarın samimiyeti olarak yansıyor sayfalara. Kapağında Murakami ismini görmeseydik, bu yapısal boşlukları taze ve farklı bir edebiyatın müjdecisi olarak yorumlamamız işten bile değildi. Fakat kitabın asıl büyüleyici tarafı, okura sunduğu edebi arkeoloji imkânı. Haşlanmış Harikalar Diyarı’nda karşımıza çıkan cebindeki bozuk paraları takıntıyla sayan karakterin ya da Renksiz Tsukuru Tazaki’nin satır aralarında gizemli bir şekilde beliren kesik parmak imgesinin tohumlarını bu ilk romanda buluyoruz. Murakami, sanki gelecekte yazacağı başyapıtlara yıllar öncesinden gizli mektuplar yollamış, kendi edebiyatının şifrelerini usulca bu ilk metne kazımış gibi. Rüzgarın Şarkısını Dinle, kusursuz bir edebi harika olmaktan çok, büyük bir yazarın doğuş anına tanıklık ettiğimiz mahrem bir seyir defteri. Bize roman sanatına dair eski ama derin gerçeği fısıldıyor: Bazen bir yazarın en "eksik" metni, onun zihnindeki okyanusu anlamak
Edebiyat
Rüzgarın Şarkısını DinleHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20257,4bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 12:00
Değer bir sonuçtur. Bir çok sürecin ulaştığı bir son nokta. Belirlenme süreci karmaşık ve tartışmalı olsa da genel kabul gören “ortak” değerleri bir sürü kabul belirler. Bir önermeler toplamı sonucu ortaya çıkan sondur. Asıl nokta değerin tartılması noktasıdır. Bir kıyas içerir. Maddi olaylarda kıyas nispeten daha kolaydır. Bir adamın baş parmağı referans alınıp koskoca ölçme sistemi rahatlıkla inşa edilir ve bu inşa edilmiş ölçme sistemi genel kabul görürse tüm dünyaca kullanılır. Bir dil inceleyicisi yalanın dille birlikte ortaya çıktığını savunur. Dil olmasaydı yalan da olmazdı der. Tıpkı tartı sistemi olmasaydı hile de olmayacağı gibi. Sistemler idealize edilip kurulur. Büyük sorun insan faktörüdür. Rasyonalite elbette genel kabul gören zamanın getirdiği bilimsel ve kültürel çıkarımlarla oluşturulur. Ama insan irrasyoneldir. Hayatında yalan ve hile her zaman vardır. Kimsenin uğramadığı bir köyde bile sistem tam olarak çalışmaz. Eğilip bükülür. İnsanlar işleri geldiği gibi bu sistemi bükmek için ellerinden geleni yapar. Hileli tartı bir küçük kasaba üzerinden tüm dünya için yazılmış bir roman. Bir mikrokozmostan tüm dünyaya açılan pencere yaratmış. Hileyi yapabilme potansiyeli olan ve fakat hile yapmayı istemeyen bir memurun yaşamı anlatılıyor. Bu yaşam ki bulunduğu ortamdan azade değil elbette. Sadece bir mikro kozmosun içinde daha da küçük bir dünya. Bireyin esas alındığı bu liberal sistemlerde bireyin değerleri tüm toplumda etkisini gösterir. Hele bu kişi değer ölçme düzeninin başındaysa. Ama asıl sorun sistemde değil bizzati kişinin kendisindedir. Hile insan hayatının en mahrem köşelerine kadar sirayet ederse idealize edilmeye çalışılan birey daha irrasyonel davranın. Tıpkı romanın kahramını gibi. Tarttığımız her ne kadar milyarca şey varsa da içimizdeki tartı
Edebiyat
Hileli TartıJoseph Roth · Everest Yayınları · 202679 okunma