(...) Necip Fazıl’ın, BATI TEFEKKÜRÜ VE İSLÂM TASAVVUFU konferansındaki giriş bölümü, aynı zamanda İBDA dilinin mânâsını da çerçeveleyici: [...]
Dünyalar arası bu nefs murakabemiz, aynı zamanda bana, âciz şahsıma büyük kazanç getiriyor. Dâvaların dâvasını huzurunuzda mahrem olarak konuşup “nakş-ı ber’âb-su üzerine yazı” kabîlinden harcamamak için, tesbiti gereken bir şema üzerinde çalışmış olmak… Konuşmamı kelimesi kelimesine satırlara aksettireceğim eserimin şemasına malik bulunmak…" [**]
DİL VE ANLAYIŞ -Dil ve Diyalektik”-II-, 2 Temmuz 2012, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Yine Büyük Doğu Mimarı, Hazret-i Ali hakkında:“Âyetlerin nâzil oluşundaki zaman, sıra, vesile ve murad, en mahrem noktalara kadar bilgisi içinde olduğundan, Allah’ın kitabını derlemek ve toplamakta, ondan daha saygılısı düşünülemez. Kimsesiz evinde Hazret-i Ali, önünde ceylân derileri, tuğlalar ve sırt kemiklerine yazılı âyetler, her ân iç ve dış hikmetlerine göre Kur’ân binasını kurmakla meşgul… Nitekim Hazret-i Ebu Bekir zamanında başlayıp Hazret-i Osman devrinde tamamlanacak olan bu temel iş, ilk ustası olarak Hazret-i Ali’yi buluyor.”İlim ve hikmet beldesi kapısının gösterdiği dil saygısı ve kaygısı, Allah’ın Kitabını derlemek ve toplamak vazifesiyle birlikte düşünülürse, “dil ve diyalektik” bahsinin ruhu başından gösterilmiş olur. [*]
DİL VE ANLAYIŞ -Dil ve Diyalektik”-I-, DİL HASSASİYETİ, 7 Ocak 2012, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Gerçek hayat gizlilikte yaşamaktı. Dünyanın kuytu yűreğinde kendi kendine, kendi düşünceleriyle baş başa sade, sessiz, kendi özü ve bilgeliğiyle yaşamaktı...
İnsanın dengesine kulak asmayan ve insana ihtiyaç duymayan bir uygarlık düşünülebilir mi? Uygar insan bir bakıma bir şeylere hazı bir insan demek değil midir? Hemcinsini ve özellikle Allah'ı sevmeye hazır bir insan. Ama insana içinden bir ses bu huzura kavuşmasını engelleyen sorunlarla çevrili olduğunu ileri sürecektir. İnsan bir sorunlar ormanında doğar. Hoşlanmasa da maddî yanı olan vücudu, cevap vermesi gereken bir yığın istekle hırpalar durur onu...
Garip bir şafaktı! Batının sabahı, siyah Afrika'da kahkahalarla, top sesleri ve parlak incik boncuklarla benek benek süslenmişti. Hiçbir tarihsel geçmişi olmayanlarla dünyayı omuzlarında taşıdıklarını sananlar karşılaşıyordu. Yeni bir sabahtı bu. Dünyamız kan ve çamur içinde doğan yeni bir durumu daha yaşıyordu...