s.29 Kişinin en mahrem tanığı, onu "Kale alınan","doğal","değerli","güvenilir","sevilmeye layık"Ve " saygıdeğer" biri olarak görüp ona mutluluk diyarlarının kapılarını açabildiği gibi, onu "hesaba alınmayan", "tuhaf", "değersiz" "güvenilmez" "sevilmeye layık olmayan" ve "saygıdeğer olmayan" biri olarak görüp cehennemin kapılarını da açabilir.
s.33 " iyi insan olmak" ile, "evlilik yapma uygunluğuna sahip olmak" aynı şeyler değildir.
s. 41 ..." kadın güldükçe içimde baharlar açıyordu," olmuştu.
s. 43 bu insanlar bir kadını nehalegetirdiklerinşn farkında değiller.
Aradan yıllar geçti.
Geleceğini merak ederek izledim kendi hayatımı.
Mutluluk ve başarı bekledim hep.
İkisini de bulduğum zamanlar oldu, ikisini de kaybettiğim zamanlar.
Hayatın benimle dalga geçtiği ve benim hayatla dalga geçtiğim zamanlar oldu.
Hayal kurmaktan bile korktuğum günler gördüm.
Hayallerimi bile aşan günler bazen.
Geçmişi unutmayı öğrendim, geleceği merak etmemeyi.
Geleceği merak ettiğim anları düşünüyorum da şimdi, hep yalnızdım o anlarda, gelecekle yalnızlık arasında bir bağ var gibi geliyor bana, insan yalnızken geleceği düşünüyor ve geleceği düşünmek insanı yalnızlaştırıyor.
Biraz sonra dağılacak bir kalabalığa bakmak gibi geleceğe bakmak.
İnsanlar ekleniyor hayatına, insanlar eksiliyor, sen bir kalabalıktan bir başka kalabalığa çok da fark etmeden geçiyorsun, birileri senin hayatından çıkıyor, sen birilerinin hayatından çıkıyorsun.
Teninin parçası olmuş niceleri uzaklaşıyorlar, bir zamanlar adını bile bilmediklerin ise daha sonra en mahrem gülüşlerinin sahibi oluyorlar.
İleriye baktığında, geçmişin gölgeleri kaçınılmaz olarak düşüyor geleceğin üstüne, gitmiş olanları hatırladığında gidecek olanları da düşünüyorsun, en yakınından…
Gayet anlaşılır sebeplerle, dokunma alışverişi,sevme sanatının esaslı unsurlarından biridir. Dokunanı da dokunulanı da elektriklendiren enerjiler, ikisinin de birbirlerini nasıl
onayladıklannı hissetmelerini sağlar: Dokunmak güzelleştirir. Dopamin ve noradrenalin gibi hormonlar kokaine benzer bir mutluluktan uçma hissi yaratırlar. Endorfinler stresin atılmasını sağlar, ruh halini aydınlatırlar. insana hoş gelen yakınlık ve güvenle beraber, prolaktin ve oksiıosin salgılanır. Daha olası mahrem dokunuşların ariksindc hu maddeler sihirli bir etkiyle sese billur tınısı katar, gözleri pastel renklere boyar, teni ipek ve kadifeyle sararlar. Bütün bunlar tamamen kendiliğinden olur. Hormonlar devreye girince, artık sebep sorulmaz.
Modem filozoflar içinde (Freud), ırkdaşı (Bergson)dan sonra, üstünde en fazla meşgul olduklarımdan ... (Freud), insan yapısına dahil en esrarlı ve girift cihaz olan ruhî varlık üzerinde, bir metod, bir de nazariye sahibidir. Psikanaliz metoduyle Libido nazariyesi. (Freud), psikanaliz metoduyle en mahrem ruhi maktalarımızı aydınlattığı ve Libido nazariyesiyle de, her sahadaki ibda hamlelerimizin tohumunu bulduğu iddiasındadır.(Freud)e göre ibda hamlelerimizin tohumu, içimizde hapsettiğimiz ve bin şekil ve ifade kılığında meydana çıkardığımız cinsiyet ukdelerinden başka bir şey değildir. (Freud)e sorarsanız, alimden, inkılapçıdan, askerden şaire kadar her insan nevi, başka başka şekil ve ifade kalıpları içinde ibda cevherini, ruhunda gizlediği cinsiyet ukdelerinden alır.
Sayfa 118 - Haziran 2010, “(FREUD)UN ÖLÜMÜ”, b.d.y·Kitabı okudu
Aşksız bahar dallarını kuru bir ayaz boğar, aşksız rahmini yargılayan bebekler nagehan doğar. Mahrem düşüncelerle perdelenen odalarda ya ezel ya ebed olur; aşk kayıp giderse dünyadan ebed kıyamet olur; sevgisizlik gelir, dünya cehennem olur.