Sabah uyanıp da, güzel güneşi bütün parlaklığıyla görünce "Bugün onu göreceğim!" diye haykırıyorum; "Bugün onu göreceğim!" bütün gün için başka arzum yok. Her şey, her şey bu umudun içinde kaybolup gidiyor.
1950’li yıllarda hunharca Müslümanların kafalarına çivi çakan Çinli ile, yerleşim merkezlerinin üzerine misket bombaları atan Yahudi, Afganistanlı Müslümanları napalm ile yakan kızıl Rus hep aynı insandır.
Uyguladıkları teknikler, sahip oldukları teknoloji ile okur yazar oranlarının büyüklüğü ile, yüksek tahsil yapmış kişilerin çokluğu ile doğru orantılı olarak değişmekte, fakat onları hep aynı suçta sabit tutmaktadır.
Ne kadar dehşete kapılırsak kapılalım, öte dünyaya ve Allah’a kapılarını kapamış, kalplerini zifiri karartmış olanların, hâkim olmak ve yalnızca kendileri yaşamak için durmadan öldürmeleri ve öldürtmeleri son bulmayacaktır.
Bu vahşilerin elinden dünyayı kurtarmak, “öldürmek zorunda kalınca güzel öldürün” emrinin sahibi İslâm’dan başkası ile mümkün mü?