Empati, ikili ilişkilerimizde çok önemli bir faktördür. Kendimizi karşı tarafın yerine koymak, onun duygularını anlamak gerçekten zordur. Ama birçok ikili ilişkide engelleri aşabilmenin yolu da empatiden geçmektedir.
“Harvard Business Review” serisinden "Empati" kitabı da, iş yaşamını merkezine alarak, duygularımızın iş hayatımızı nasıl etkilediğine, zor durumlarla ve zor insanlarla nasıl başa çıkabileceğimize dair ilham veren denemelere ve araştırmalara yer veriyor.
Empati gösteren liderlerin odaklandıkları konular, üç başlık altındadır:
Bunlardan birincisi bilişsel empatidir, başkasının bakış açısını anlama becerisidir. Liderin astlarından en iyi performansı alabilmesi için gerekli en temel becerilerden biridir.
İkincisi duygusal empatidir ve başkasının hissettiğini hissetme becerisidir. Ve duygusal empati, korteksin altında yer alan ve derinlemesine düşünmeden hızla hissetmeyi sağlayan, beynin evrim öncesi bölümlerinden amigdala, hipotalamus, hipokampüs ve orbitofrontal korteksin yönetimindedir. Bu merkezler başkasının duygusal durumunun bize yansımasını sağlar
Üçüncü başlık ise empatik ilgidir, yani başkasının sizden beklentisini sezme becerisidir. İnsanların sizin için besledikleri duyguları da anlamanızı sağlar.
️Bir elemanınız hata yapıyorsa, bu durumda nasıl tavır sergiliyorsunuz? En yaygın çözüm çalışanı cezalandırmaktır. Çünkü çalışan, verilen cezadan ders alacaktır ve bu ceza ekibin geri kalanını da dikkatli çalışmaya yöneltecektir. Bu çözüm çok YANLIŞTIR !
️Çalışanına empatik yaklaş, şefkatli davran ve kaos anlarında sakin kalarak kendini çalışanının yerine koy, bağışlayıcı ol ve sorunun kök nedenini bularak bu hatanın bir daha olmaması adına ekibine gerekli eğitimi ver. İşte o zaman bu güvenilir davranışın, çalışanının performansını yükseltir ve o
“Konstantiniyye bir gün mutlaka feth olunacaktır. Onu feth eden asker ne güzel asker onu feth eden kumandan ne güzel kumandandır”
Akşemseddin 29 Mayıs 1453 gecesi gördüğü rüyasını, sabah sultana anlatıyordu:
— Rüyamda Mihmandar-ı Resul’ü gördüm. Artık bir İslam beldesinde yatacağından memnundu. Size ve askerlerinize hayır duada bulunduktan sonra, bana Konstantiniyye’nin Mayıs’ın yirmi dokuzunda, yani bugün düşeceğini söyledi.
1432’de dünyaya geldiğinde kim bilirdi bir çağı kapatıp yeni bir çağ açacağını? Ancak rakipleri şehzade Ahmet ve şehzade Ali hayatlarını kaybetmiş, taht ona kalmıştı.
İlk tahta çıktığında on iki yaşındaydı, bunu fırsat bilen Haçlılar 1444 yılında savaşa girişmişti. Bunun üzerine Mehmed, babasına şu mektubu yazmıştı:
“Eğer siz padişahsanız lütfen ordunuzun başına geçiniz. Eğer ben padişahsam size emrediyorum ordunuzun başına geçin”
Çandarlı Halil’in de baskılarıyla Murad Han ordusunun başında 1444 yılında Varna’da Haçlıları bozguna uğratmıştı. Kumandan olarak ordusunun başındaydı ve padişah Sultan Mehmed Han’dı. Ancak Çandarlı Halil, Murad Han’ın padişah olması için tarihin ilk yeniçeri ayaklanması yani Buçuk Tepe isyanını yaratmış ve Sultan Murad yeniden padişahtı. Tüm Çandarlı oyunlarının hesabı sorulacaktı ama vakit şimdi değildi.
Mehmed 1451'de ikinci kez tahta çıkacaktı. Tek hedefi vardı; kızıl elma.
6 Nisan 1453 günü, 53 gün sürecek kuşatma başlamıştı.
Bizans imparatoru XI. Konstantinos’un şehri bırakmaya niyeti yoktu ancak tek sorunu Osmanlı değildi; Ortodoks ve Katolikleri yatıştırmak, Notaras ve Giustiniani’nin arasını bulmak, Venedikliler ve Cenevizliler’i de dengelemek zorundaydı. Bir de papalıktan yardım gemileri gelmek zorundaydı. Ancak 29 Mayıs 1453 günü ne İsa Mesih ne de Meryem ana diledikleri gibi yanlarında olmayacaktı.