Mehmet Ali Akgün

Mehmet Ali Akgün
@maliakgun
İnsanlar bir adamın bütün hayatının bir tek kitapla değişebileceğinin farkında değiller.
Kitap Tavsiyesi
Yeni kitap arayışındayım. 📚 Bana mutlaka okumalısın dediğiniz kitaplar var mı? Türü çok önemli değil; aklınızda yer etmiş, etkisinden çıkamadığınız kitapları yazarsanız çok sevinirim. Belki aramızdan birinin önerisi yeni favori kitabım olur. 🤍
1000Kitap
Mehmet Ali Akgün
Kur'ân'ın Anlattığı Tarih - IKur'ân'ın Anlattığı Tarih - I Kur’ân’ın Anlattığı Tarih - IIKur’ân’ın Anlattığı Tarih - II
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bütün dünyada yaygınlığı gitgide artan ve yüksek sınıflar söz konusu olduğu zaman erotizm, aşağı sınıflar söz konusu olduğunda ise pornografi olarak ortaya çıkan yayınlar bir şeyi: İnsanın kendini alelâde bir nesne gibi görmesini, şimdiden, sağlamışlardır. Cinsî duyguların manipülasyonuna yönelmiş bu yayınlara muhatap olan kimseler kendi varlıklarının "dış"tan ibaret olduğuna ikna edilmişlerdir
Sayfa 122 - TİYO·Kitabı okudu
1000Kitap
Mehmet Ali Akgün
Türkiye söz konusu olduğunda kitleye dönük bu tür yayınların kendi alanları içinde bir başka görev daha ifa ettiklerini görüyoruz: Tıpkı diğer alan-larda yeni tüketim alışkanlıkları yerleştirme çabasında olduğu gibi, cinsiyet alanında da başka toplumlara özgü cinsel standartları empoze etmek.
Sözlerinde ve fiillerinde ileri gidenler hangi sebepten ötürü sözlerinde ve fiillerinde ileri gitmiş olurlar? Doğruyu savundukları için mi? Hayır. Sözlerinde ve fiillerinde ileri gidenler kendi güçlerinin esas olduğunu, yani kerametlerinin kendilerinden menkul olduğunu kabul ettikleri için haddi aşarlar. Yani bir insanın doğruyu savunmak, hak olan şeyi ifâ etmek üzere yaptıklarında bir ileri gidiş, bir haddi aşış olamaz. Böyle olsaydı insanlığın başından beri, haklı davaları uğruna zarar gören insanların birer canavar olduğunu kabul etmemiz gerekecekti.
Sayfa 247 - Tiyo Yayıncılık·Kitabı okudu
Din
Mehmet Ali Akgün
Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle dedi: "Rasûlullah (s.a.v.), 'Sözlerinde ve fiillerinde ileri gidip hadleri aşanlar helâk olmuştur.' buyurdu. Rasûlullah bu sözü arka arkaya üç defa söyledi."
Müslüman olmak; belli bir ritüeli yerine getirmek, belli bir davranış formunu uygulamak ile tamamlanabilecek bir şey değil. Yerine getirilen ritüel, uygulanan davranış formu Müslümanlığın başlangıç ve en azından zararları asgariye indiren kısmıdır. Belli bir davranış biçimini, belli bir yaşama tarzını korumak, uygulamak hiç şüphesiz bizi birçok zarardan, tehlikeden arındırır; ama niçin belli bir davranış biçiminde ısrar ettiğimiz, niçin belli bir yaşama tarzını üstün tuttuğumuz konusunda zihnimizi açıklığa kavuşturamamışsak bu yaptığımız iyi niyetli bir girişimden ibarettir ve orada kalır. Halbuki mü'min, sadece Allah için sevip Allah için buğzederek, davranış kalıplarının, yaşama biçimlerinin gerekçelerini ve hangi ihtiyaca denk düştüğünü açıklamış olur.
Sayfa 232 - Tiyo Yayıncılık·Kitabı okudu
1000Kitap
Mehmet Ali Akgün
Berâ b. Azib anlatıyor: "Rasûlullah (s.a.v.)'ın yanında oturuyorduk. Rasûlullah, 'İslâm'ın hangi esası daha sağlam?' diye sordu. Oradakiler 'Namaz.' dediler. 'Güzel, ama o değil.' buyurdu. Öyleyse, ramazan orucu.' dediler. 'Güzel, ama o değil.' buyurdu. O da değilse cihaddır.' diye karşılık verdiler. 'O da iyidir fakat değildir.' buyurdu ve devamla; 'İmanın en sağlam bağı Allah için sevip, Allah için buğzetmek." dedi
BM'nin son İnsani Kalkınmışlık Raporu'nda, en tepedeki 358 "küresel milyardere" ait toplam servetin en yoksul 2.3 milyar insanın (dünya nüfusunun yüzde 45'i) toplam gelirine denk olduğuna dikkat çekmiş bulguları yorumlayan Victor Keegan, dünya kaynaklarını karan mevcut dağılımı "eşkıyalığın yeni formu" olarak adlandırmıştır. Doğrusu, küresel servetin sadece yüzde 22'si sözde "gelişmekte olan ülkelere" aittir ve bunlar da dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 80'inine tekabül etmektedir. Yine de bu, kesinlikle mevcut kutuplaşmanın ulaşmasının muhtemel olduğu sınır değildir çünkü şu an küresel gelirin yoksullara dağıtılmış payı hâla küçüktür: 1991'de dünya nüfusunun yüzde 85'i dünya gelirinin sadece yüzde 15'ini almıştır. Otuz yıl önce en yoksul ülkelerin yüzde 20'lik diliminin küresel servet içinden aldıkları yüzde 2,3 gibi korkunç derecede ufak payın, bugün daha da düşüp yüzde 1,4'e gerilemesinde şaşılacak bir yan yoktur.
Sayfa 89 - Ayrıntı Yayınları·Kitabı okudu
Sosyoloji
beria isimli okura yanıt verildi
Mehmet Ali Akgün
Okuma listeme ekleyeyim, teşekkür ederim.