Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her cellat önce kendisinin katilidir, belletiyorum bunu kendime. Bil ki, hâlâ akıl erdirmeye çalışıyorum "yaşamak" denen bu sudan ve ateşten mürekkep oyuna.
Balıkların alışkanlıklarını, yıllar boyunca, rüzgârın her değişmesinde ağını nereye atacağını öğrenecek kadar gözlemleyen bir balıkçıya şanslı diyebilir misiniz?
Şans hazır olmadıklarını düşündüğü kişiler için zaman harcamayacak kadar gururlu bir tanrıçadır.
18. yüzyılda yaşamış ünlü İngiliz ressam William Holman Hunt, tablolarından birinde bahçe resmetmiş.
Bir adam kapıya elleriyle abanmış, sanki içeriden cevap beklemektedir. Bu tablo Londra Kraliyet Akademisi'nde sergileniyorken, bir sanat eleştirmeni tablonun ressamına döner ve: "Güzel bir tablo doğrusu, ama anlamını bir türlü kavrayamadım." der. "Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı? Ona kapı kolu çizmeyi unutmuşsunuz da..." Hunt gülümser. "Adam sıradan bir kapıya vurmuyor ki... Bu kapı, insan kalbini simgeliyor. Bu kapı ancak içeriden açılabildiği için, dışında bir kola da gereksinim yoktur." der.
KALBİN KAPISI İÇERDEN AÇILIR, sadece zili çalman ve beklemen gerekir. Açılırsa ne mutlu, peki ya açılmazsa? "Ya açılmazsa?" diye soranlara cevap yine Mevlana'dan geliyor:
"Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil! Ne zaman? Bilemem! Yeter ki, o kapıda durmayı bil..."