Ey benim soluk çehrem, zat-ı âlim, sürüklenmeyen gözlerim, inanmayan kalbim...
Durdukça yavaşlayan bu ruhla ne yapmayı arzu ediyorsunuz?
Yürümekten bıkmış, çatlamış ayaklara neden ihtiyaç duyuyorsunuz?
Öyle ki sizler bir hayale tutunmuş, inanmışsınız. Bırakmıyorsunuz ki birleşsin her bir parça. Tam olsun, kâmil olsun diye her biriniz bir diğerine hükmediyor, âdet olduğu üzere ömür çalıyorsunuz. Fakat parçalanacaksınız, çürüyeceksiniz ve silineceksiniz yeryüzünden. Ardınız, önünüzde durandan daha kudretli olmayacak ve önünüze konulandan haber edileceksiniz. Mesuliyetin kahrından sorgulanacak zihne çektiğiniz her şeyden irkileceksiniz. Eğer varsa insanın âdeti, hakukun da âdeti vardır; icbar edilecek ve öğreneceksiniz.
Adem'in bilinç kazanmasına öfkelenenler yine Adem'in -cennet pahasına- hediye ettiği bilinçle cenneti hak etmeye çalışıyorlar. Öfkelenme! Düşenler senin için düştü. Onları, onlarla birlikte göğe çıkarmak senin vazifen, senin arzun olmalı. Onlar sana insanlığı hediye ettiler sen de onlara cenneti sun, miraslarını çoğalt.
Sehl b. Abdullah el-Mervezi çok sadaka verdiği için ayıplanmıştı. O bu durum karşısında şöyle dedi:
"Bir adam bir evden diğer bir eve göç ettiğinde hiç eski evinde bir şey bırakır mı?"