Taceddin Çakmak

Ahlak krizini doğru tahlil edebilmek için, "ahlaklı olmak lazım" ya da "ahlakı işlevselleştirmeliyiz" temennisinin ötesine geçmemiz gerektiği açıktır. Çünkü fiili ve maddi şartların ahlaki değerlerden bağımsız olarak kurgulandığı bir zeminde yapılan ahlak vurgusu, bizi ahlaklı olmaya değil ahlakçılığa götürmektedir. Böylesi ahlakcılık, kendisini yapılan şeylerin dışına koyarak yapılan her şeyi yargılayarak, yargısal aklı fetişleştirmektedir. Ahlakı ahlaksızlaştıran ahlakcılık tavrı, sadece ahlaki değerleri aşındırmamakta, aynı zamanda insanların ahlaki ve manevi değerler konusunda kayıtsız ve duyarsız hale gelmesine yol açmaktadır.
Sayfa 220
Hayata Dair
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Modernlik, Tanrı'nın nihai garantör olduğu bu evren tasavvurunun yerine, akıl sahibi rasyonel bireylerin kendi iradeleriyle kurdukları suni bir toplumu oluşturmuştur. Başka bir ifadeyle Tanrı'nın dışlandığı bir evren tasavvurunda, sosyal işleyişin ilkeleri yeniden tanımlanmıştır. Bu tanımlamada ana varsayım ve çıkış noktasını inançtan bağımsız, evrensel ve sözleşme yapabilecek kadar rasyonel bir insan doğası oluşturmuştur. Buna göre sosyal düzenin oluşturucusu bireydir. "Universitas" düzeninde anlamın referansını oluşturan tanrı-kul ilişkisi koparılmış ve Tanrı sosyal hayattan tedricen uzaklaştırılmıştır.
Hayata Dair
Oysa karşılaştığımız sorunlar ahlaki yaşantının ve teorilerin yeni durumlara makul bir şekilde uyarlanması için yeniden gözden geçirilmesi ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Nitekim Tillich'in ifade ettiği gibi günümüz insanının kendine yabancılaşmasından ve ahlaki değerlerini yitirmesinden sadece modernizm sorumlu tutulamaz. Ahlakın Çağın kavramları ile ifade edilememiş olması da bir başka sebeptir.
Hayata Dair
Ahlak konusunda hem teorik hem de pratik kavrayışımızı, büsbütün değilse de büyük ölçüde kaybetmiş bulunuyoruz. Başka bir ifade ile bugün tek değil çifte ahlak bunalımı; yani hem ahlak teorisi hem de ahlaki yaşam bunalımı yaşamaktayız. Bunun ötesinde yaşanan dramatik değişimlerin ortaya çıkardığı sorunlarla ne geleneksel ahlak normları ne de geleneksel felsefi etikler baş edebilmektedir. Daha açık bir ifadeyle geleneksel Ahlak ya da değerlerin mevcut halleri ile Yeni durumların ortaya çıkardığı sorunlara etkin bir şekilde hitap edebilecek nitelikte olmadığı görülmektedir.
Sayfa 207 - Celâl Türer
Hayata Dair
İnsan evvela kâmil doğar toprağa. Kendisinden çalındığını hissettiğinde ümitsiz, fark ettiğinde ise ihtiyar olmuştur artık. Ne bir an ileri ne geri bakmaksızın, istikrarlı bir seyahate çalınmış hâllerdir bunlar. Bil ki geçmişe sövmenin, geleceğe raptolmanın hiçbir hayrı yoktur. Aslolan yolda olmaktır derler de nefsin fısıltılarıyla nihai mahale varmanın hesabını yapmadan duramazlar. Evladım! Yaşamak, doğup ölmektir. Seyri sana acayip gelenin başkasının penceresinde bir ehemmiyeti yoktur.
Hayata Dair