yağan cesetler altında öpüşerek teselli edecektik
herkes gibi yaşamızlığımızı
ve kaybedecektik birbirinin peşine takıp
hayaletlerini birbirimizin
peki ya ne yapacağız dedim ben de
bu enkaz altındaki vatansızlığımızı
intikamsızlığımdan bir vatan hayal edip durdum
öbür yanağıma bir tokat daha
ve dayanacak bir kadın
kucaksızlığıma
benden başka yürüyen kimse yok.
yalnızlığın, hayatı terk etmenin, ihtiraslardan uzaklaşmanın, sessizliğe karışmanın, karların altında ıssızlaşmanın, bir boşlukla çevrelenip o boşluğun parçası olmanın sakin ama yakıcı bir şehveti var, insanın ruhuna işleyen.
'karımın ölümüne ağlayamıyorum, onun acısını hissedemiyorum' der. 'ama ben karım için ağlamak istiyorum...'
çok sevdiğinde, acı çekmemekten bile yaralanabilir insan.
romanda woolf, kocasına, 'hayatın yüzüne bak leonard' der, 'her zaman hayatın yüzüne bak. ne olduğunu bilebilmek için, onu olduğu gibi sevebilmek için hayatın yüzüne bak.'
(...)
intihara giderken kocasına yazdığı mektubu şöyle bitirir,
'bizden daha fazla mutlu olabilecek iki insan yoktur'