9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 09:16
Gerçekten keyif alarak okuduğum bir kitap oldu. Psikoloji kitaplarına merakım giderek artıyor ve bu tür kitaplar bu alana olan ilgimi daha da canlı kılıyor. Hayatımın bir bölümünü manipülatör insanların esiri olmakla geçirdiğim gerçeğiyle de yüzleştim okurken Keyifli okumalar diliyorum.
1000Kitap
Seni Yoran Her Şeyi BırakMüthiş Psikoloji · Destek Yayınları · 20237,2bin okunma
I AM ON A TRAIN!
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 13:46
Benim bu seriden vazgeçmem imkansız. Bu seri gözümde ve kalbimde öyle bir yerde ki hangi kelimeleri kullanarak kendimi ifade edebilirim bilmiyorum. The Dungeon Anarchist's Cookbook, serinin diğer güzelliklerini aratmayacak şekilde aksiyon dolu ve akıcıydı. Bende kitapların ACE versiyonu var ve eğer kapaklarını biliyorsanız zaten bariz bir şekilde olayların trende geçtiğini anlamışsınızdır. Zindanın dördüncü katına geçen Carl ve Donut, bu sefer gruplarına yeni bir kankitoşko dahil etmek zorunda kalıyorlar; Katia. Bir önceki kitapta bir çeşit röportaj programında konuşma imkanı buldukları Hekla'nın ricası üzerine gruplarına aldıkları Katia bir şekil değiştirici. Kendi vücudunu kilden bir hamur gibi şekillendirebiliyor. Hatta kendi vücuduna katabildiği metallerle vücudunun bileşenlerini bile değiştirebiliyor. Olaylar Carl, Donut ve Katia'nın kendilerini hareket halindeki bir trenin içinde bulmalarıyla başlıyor. Biricik AI'yımın bildirimi bile ilk sayfadan beni gülümsetti; "Choo choo, motherfucker!" diyerek sizleri karşılayan kaç tane psikopat yapay zeka tanıyorsunuz Allah aşkına? Orijinal ikiliye dahil olan Katia'nın ve Hekla'nın kızlarına dair birçok şey öğrendiğimiz bu kitapta zindanın biraz daha derinlerine iniyoruz. Her katta bireysellik bir tık daha zorlaşıyor ve mutlaka bir birlik gerektiriyor. Ve elbette saçmalıklar üzerine saçmalıklar yaşanırken hem gülüyor hem de "Iyyy, hayır be!" diyordum. Kitapları bu platform üzerinden okuduğunu belirten yok. Nasıl okuyan yok hâlâ anlamış değilim ama ben yine de SPOİ kısmını belirteceğim. BU BÖLÜMDEN SONRA CİDDİ VE DEHŞET ORANDA SPOİ OLACAK. KENDİME BU KİTABI TARTIŞABİLECEĞİM DCC ARKADAŞLARI HEDEF ALIYORUM. KİTABI OKUMADIYSANIZ AMA OKUMAYI DÜŞÜNÜYORSANIZ VE SPOİ SİZİ BOZUYORSA DEVAM ETMEYİNİZ
The Dungeon Anarchist's CookbookMatt Dinniman · Independently Published · 20213 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·440 syf.··
2026 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 21:18
Javier Cercas’tan daha önce “Salamina Askerleri’ni okumuş, bayılmasam da sevmiştim. Ama yazara hemen devam etme isteği uyandırmamıştı bende. “Sahtekâr”ı okuyunca pişman oldum açıkçası çünkü çok derinlikli ve iyi yazılmış bir metin. Roman diyemiyorum zira kurgu ile kurgu dışı arasında gezinen ya da Cercas’ın kitapta defalarca dediği şekilde “kurmaca olmayan bir roman ya da gerçekliğe yaslanan bir anlatı”. Gerçek bir hayat hikayesini anlatma fikrinden yola çıkıyor Cercas. Ancak mevzu bahis hayat hikayesi epey sıra dışı her şeyden önce: Enric Marco isimli, kendine gerçeklerle yalanları harmanlayıp yeniden bir hayat hikayesi yazmış, böylelikle ülkenin önemli sivil toplum kuruluşlarına, derneklerine başkanlık yapmış, önemli nişanlar almış bir “sahtekâr”ın hikayesini anlatmak istiyor yazar. Marco, Franco’dan kaçıp sürgüne giden bir cumhuriyetçi, ardından Nazi toplama kamplarından sağ kurtulan bir direnişçi olduğu yalanı üzerine tüm hayatını yeniden inşa etmiş bir adam. Günün birinde bir tarihçi foyasını ortaya çıkarıyor ve yüzyılın en büyük sahtekârlık olaylarından birinin baş kahramanı oluyor. Konusu kadar konunun ele alınışıyla da sıra dışı bir metin bu zira Cercas hikayeyi anlatıp geçmiyor, klasik bir biyografi yazmıyor. Öncelikle paralel iki anlatıyla ilerletiyor metni: Birinci koldan metni yazma serüvenini paylaşıyor okurla. Yıllarca metni kaleme alıp almama konusunda yaşadığı ahlaki ikilem ve tereddütleri, yazmaya karar verme aşamasındaki his ve fikirlerini, Enric Marco’yla tanışma serüveni ve sonrasını, onu tanıyan insanlar aracılığıyla bilgi toplama aşamasını, kısacası tüm yazma sürecini anlatıyor. Diğer koldan ise Marco’nun hayatını (gerçeğe en çok yaklaşmaya çalışarak zira Marco baştan ayağa bir manipülatör) ve uydurduğu hikayeleri (muhtemel ve kesin olanlar)
SahtekârJavier Cercas · Everest Yayınları · 2022106 okunma
"Soytarıya tacı verirsen, sarayı sirke çevirir"
6/10
·290 syf.·
2026 17. kitabı
Adını bile doğru düzgün söylettirmeyen, Dosto'nun nispeten az bilindik romanı Stepançikovo Köyü, bende pek hoşa gidecek bir okuma deneyimi yaratamadı maalesef. Okuması da uzun sürdü, üzerine birkaç kelam etmesi de yine zaman aldı bitiminden sonra ama yine de birkaç şeyden bahsedelim, en azından kendimize notlar kalsın dimi ama ;) Kitabın adında her ne kadar köy geçiyor olsa da, öyle aman aman köy hayatına dair şeyler veya ne bileyim, pastoral bir kurgunun içine düşeceğinizi hayal etmeyin. Yani olay bir köyde geçmiyor olsa, pekala bir "salon komedisi" ismi de alabilirdi. Hatta ve hatta, birkaç detayı çıkarsak, olay sadece Dayı'nın evinde geçer, Foma'nın sinir bozucu hallerinden de kendimizi duvarlara duvarlara vururduk. Neyse ki Dostocuğum okura kıyak geçmiş de, bunaltılarımızı kapı dışarıda yaşamamız için kurguya fazladan birkaç mekan daha eklemiş. Yoksa Foma'yı pencereden fırlatmamak namümkün ;) Peki kim bu Foma denen dallama? Dayı'mızın yeğeni, aynı zamanda hikayemizin de anlatıcısı ve de bu nümayişten nasibini alan arkadaş, kurgunun başında bu Foma'nın nasıl ortaya çıktığını anlatıyor. Öyle bir kıymetleniş ki, yani hastaneye İşkur üzerinden geçici süreliğine alınıp, bir süre sonra hastanenin baş hekimi olmayı başaran (!?) (yok öyle bir şey, sakin olun) arkadaşlar dahi kıskanırlar kendisini. O derece... Dayı'nın babasının -amiyane tabirle- "soytarısı", öyle bir kıymete biniyor ki, bir süre sonra ailenin akil adamı haline gelip çıkıyor. Kadınların ona bayılmasının da bunda payı büyük. Zira büyük hanım, bu arkadaşı kendinden bile çok seviyor gibi duruyor. Onsuz hiçbir şey yapılmıyor, her türlü nazı niyazı çekiliyor, koca koca adamlar önünde el pençe divan duracak hale geliyor, ne derse yapılıyor, hatta yapılması mümkün olmayan şeyler dahi, o isteyince, biraz direnişe
Edebiyat
Stepançikovo KöyüFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,907 okunma
SPOILER!!!!
3/10
·304 syf.··
2026 7. kitabı
Bir kurgunun bu kadar harcanabileceğini düşünmezdim. Annesini kaybeden ve ergenliğinin başlarında olan Macy; babasının dinlenmeleri için aldığı evlerine yaptığı kısa bir seyahetin sonucunda Elliot ile tanışır. Tanışmaları, ilişkilerinin kitap okuma sevgisiyle filizleniyor oluşu , uzak mesafenin aralarındaki bağı zedeleyecek gibi olduğu her anda yeniden yakınlaşmaları içimi sıcacık etmişti. Ancak ilerleyen bölümlerde geçmiş ve gelecek arasındaki bağın kopuşu okuma zevkimi elimden aldı. On yıl boyunca birbirlerini görememiş olan karakterlerimizin dram dolu ayrılığını beklerken 'bu muydu' diye söylendim. Ayrıca Elliot'un kendini aklamak için kıza yaptığı baskıyı ağzım açık okudum. Sen benim özür dilememi beklemedin, açıklama yapmama izin vermedin diyerek usta bir manipülatör haline büründü . Potansiyeli olan kurgu gözümün önünde soldu diyebilirim. Önereceğim bir okuma değildi.
Aşk ve Diğer KelimelerChristina Lauren · Yabancı Yayınları · 202582 okunma
6/10
·176 syf.··
2026 9. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 21:34
Kitap uygulanabilir ama "yeterince" uygulanabilir değil. Şöyle açıklayayım: Hayır diyemeyen bir insanın onay/sevgi bağımlılığı mağduru olduğunu söylüyor ama hayır diyebilmek için onay/sevgi bağımlılığının nasıl aşılacağı yazmıyor. Aşamayan biri hayır diyebilir mi yani, değil mi? Olumsuz düşünce kalıplarına biraz değinilmiş ama duygusal regülasyon yok. Karşınızdaki narsist ya da manipülatör size evet dedirmek için her yöntemi deneyecektir, bunlara karşı tepki vermemeniz lazım ama kitapta gri kaya tekniğine dair tek bir şey bile yok maalesef. Öte yandan özellikle taciz, fiziksel takip ve şiddet gibi durumlarda, beynin donup kalma tepkisi için de ne yapacağımız söylenmemiş... Kitabın eksik olduğu diğer yerler de şunlar: Hayır diyemeyen her insan "masum" veya "mağdur" değildir, kendilerinkilerini bilmedikleri gibi başkalarının sınırlarını da bilmeyen kişiler olabilirler. Hayır diyemeyen kişi kadar bilinçli olsun ya da olmasın onu manipüle etmeye çalışan kişi de suçludur; hayır diyememek her zaman tek taraflı bir suç değildir, sırf bir evin kapısı açık diye içeri girip bir şeyler çalmak sizi daha az hırsız yapmaz. Sürekli tekrara düşülmüş, uygulanabilirliği az, bazı başlıklara kısa ve yetersiz değinilmiş. Yani bu kitabın psikolojik temeli zayıf ve yazmak için yazılmış gibi hissettirdi.
Hayır Diyebilme SanatıMüthiş Psikoloji · Destek Yayınları · 202417,7bin okunma