sultan tarakcı

sultan tarakcı
@manolyavadisi
Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben* Bazen kendi notlarımı paylaşıyorum, izinsiz kullanmayınız. instagram.com/sanatlaterapii?...
Psikoloji
11 Nisan 2002
192 okur puanı
Haziran 2022 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Bir insanın hiçbir anına saldırma hakkınız yoktur, lakin bana sorsanız ki sadece tek bir anına saldırmayacağız bu an hangi an olsun diye bir insanın çocukluğuna saldırmayın derim. Çünkü beynin en çok geliştiği anlar bu anlar. İlk 3 ya da 4 yaş da beynimiz olağanüstü bir şekilde gelişiyor. Bu kitapta ben şefkatli dokunuşun etkin kıldığı beynin alanları aktif edilemediği için büyüme hormonu salgılayamayan, küçücük kalan bır çocuğa denk geldim. Bir çocuğu evde bırakıp her gün dışarı gidildiğinde sevgiyi, şefkati, empatiyi anlamlandıran beyin bölgesi pasif kaldığı için katil olan bir çocuk gördüm. Tacize uğradığı için erkekleri sadece öyle gören ve bunun dışında onlarla nasıl iletişim kurulacağını bilmeyen çocuklar gördüm. Tacize uğrayan yine bir kız çocuğu hissizliğe ulaşmak için kollarına kesikler atıyordu bunu gördüm. Ve kitabın ismi soyut değil, cidden köpeklerle büyütülen bir çocuk var. Bu çocuk saldırgan davranıyor çünkü köpekler dışında herkesi tehdit olarak görebiliyor. Yine beynin gelişmesine sebep olan o şefkati yeterli alamadığı için. Ona yemek getiren hemşirelere yemek fırlatıyor, dışkısını fırlatıyor. Sonra? Onu anlayan bir psikiyatrist geliyor ve iyileşiyor. O, bir kahraman. Çocuklar için. Çünkü çocukların ateşe verdiği hassas tepkiler yüzünden başvurduğu hareketleri başkaları anormal olarak garip olarak görürken biz çocukların zihnine girdiğimizde onları anlıyoruz. Bir çocuk zil çaldığında kaçıp saklanabilir. Çünkü zil sesi ona o anı hatırlatıyor. Annesinin öldüren katilin geliş anını. Bilimsel bir zeminde beyni anlatması çocukların davranışlarını anlamamıza sebep oluyor. Her çocuk, benim yaram oldu. Tokat üstüne tokat yedim. Çocuklar incinmesin, çocuklar hiç incinmesin. Kitabı ağlamaklı bir şekilde okudum, içim acıdı. Kurbanlar, her gün korkuyla yaşarken
Köpek Gibi Büyütülmüş ÇocukMaia Szalavitz · Koridor Yayıncılık · 202510,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi
Kitabı okumak istememin sebebi yazarı sinir bilimci, bu yüzden roman tarzında beynimizin içerisinde neler oluyor, yaşadığımız duyguların biyolojide karşılığı nasıl oluyor bu şekilde işliyor kitabı. Nöronlar çok sık kullanılıyor haliyle. Aşkı bile nöronlar üzerinden anlatıyor yazar. Bu haliyle değişik ve sıra dışı bir anlatım. Tesla çok zeki bir kız, tıp okurken ikinci sınıfta bırakıyor çünkü Montaigne'nin bir sözü var ezberlemek ihanettir. Ablası da onu bir psikatriste göndermek istiyor hatta bu sebepten. Olaylar çok karışıyor, ters köşeler, gizemli olaylar çok fazla. Sadece yazarın geleceğe dair aslında böyle olacaktı ama o daha bilmiyordu tarzı araya girip spoiler vermesini çok acemice buldum. Bir de karakterler biraz beynini kullanmak istemiyor diye düşünmedim değil. Karakterlerden birisi aldatılıp bir aralar çok tanımadığı ama hoşlandığı adamın evine kendini atıyor. Adam işte sonrasında gömüyor kadını toprağa. Bu bir kamu spotu güvenmediğiniz doğru düzgün tanımadığınız kimseye kendinizi emanet etmeyin. Ettirmeyin. Çünkü kadın sırf adam istedi diye telefonu kapatıp kimseye kız kardeşine bile nereye gittiğini söylemiyor. Adamı da o kadar tanımıyor yani. Bir diğer mesele zeki tesla hayatının tehlikede olduğunu bildiği halde polisleri atlatıp sırf annesi istedi diye annesinin yanına gidiyor olaylar da orada patlak veriyor. Oysaki takıntılı birisi ona kafayı takmış, can güvenliği yok ne kadar profesyonel bilmiyorlar bir tane koruma veriyor adamın teki o koruma baya korudu cidden yani baya etkisi oldu. Sinir oldum. Karakterler çok eksik bu yandan. Vera yani karakterlerin annesi, hamile iken yasaklı maddeler kullanmış oğlu da sonra bakmış normal değil bırakmış. Cidden çok büyük farkındalık. Karakterlere çok sinir oldum, ikinci kitabı da var ama okumayı düşünmüyorum.
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919bin okunma
Puan vermedi
Normalde bağ kurduğum karakterlerin kitaplarını okurum ama bu kitapta tam tersine okurken rahatsızlık duyduğum karakterleri okudum. Bu çok değişik bir his. Bu hissi her kitabın da verebileceğini zannetmiyorum. Kinyas ve Kayra. İkisinin hastalıklı düşünceleriyle dolu zihnine giriyoruz kitapta. Düşünceleri, eylemleri, hisleri, istekleri... Normal değil. Asla değil. Normal olmamayı seven birisi olarak söylüyorum ki, hastalıklı derecede normal değil. Ama içten içe onlardan rahatsız olurken bir yerden de onlara acıyorsunuz. Başka bir hayat belki mümkün olabilirdi diye. Kötü karakterlere mutlaka denk gelmişsinizdir, benim için en kötü diyebileceğim karakterler. İki suçlunun, iki hırsızın, iki katilin hikayesi. Kayra şizofreni olabilir diye düşünüyorum ya da hayali karakterler tasvir edecek kadar yalnız mı diyelim? Kafasında karakterleri konuşturuyor onlara gidin kimse sizi görmesin ben sizi sonra bulurum diyen biri. Beraber olduğu kadınlara Rus ruleti yapan, ölmeyince de onu döven, kırbaçlayan birisi kemeriyle. Böyle birini hayal edin. Bir yerden sonra yetmiyor, kendini kırbaçlıyor ayna önünde. Diyor ki Kayra sen nasıl bu hale geldin? Hatta şöyle düşünüyor acaba dünya üzerindeki herkesi öldürsem ve yalnız mı kalsam? Bu iç dünyasındaki düşünceleri abartarak yansıtmanın bir yolu. Yazarın ironik bir dili var. Kayra insanlardan nefret ediyor, kendi deyimiyle üçüncü dünya savaşını çıkaracak kadar. Kayra önceden sorguluyormuş, sosyal bir insan dayanabilir mi kimsesizliğe ama sonra fark ediyor ki benim içimde binlerce ruh var, zihni kalabalık birisi. Kinyas'a kıyasla Kayra beni daha rahatsız etti. Kinyas ise kendisini şöyle tanımlıyor. “Ben Kinyas dünyaya düşünmeye geldim.“ Gürültüden nefret ediyor. Dünya üzerindeki her sesi duyuyor gibi geliyor. Uyku problemleri var. Bu iki
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
Puan vermedi
Bir uzaylının yaşadığı çevreyi, insanları keşfetmesini konu ediniyor kitap. Yabancı bir gözle, kurallardan bir haber romanın içine dalıyoruz. Baş karakterin çıplak bir şekilde sokakta gezindiğini ve bunun mahremiyetini bile kavrayamadığını düşünün. Başta insanlarla anlaşmak için tükürüyor sonrasında gülümsemeyi öğreniyor yavaş yavaş. Bağ kurmaktan bir haber. Görevleri var. Karakterin bakış açısı çok geniş aslında, matematiğe tutulmuş bir roman karakterine ilk defa denk geldim. Ama bu karakter şiir okumayı da seviyor. Hatta haberlerde şiir ve matematik söz konusu olmalı, bunu iddia ediyor. Normalde kendi babasının gösteremediği ilgiyi bir uzaylı kısa bir sürede öğrenerek gösteriyor. Aşk denen bu duygu için kendi gezegeninden vazgeçiyor, bir koltukta yatmak bile olsa bu güçlerinden vazgeçiyor. Kitapta insanların eleştirildiği yerler var ve bu buruk bir şekilde tebessüm etmeme sebep oldu. Kitabı çok beğendim, beni sıkan bir tarafı yoktu. Bir uzaylının insana dönüşmesini, sevgisini, özlemini okumak hoşuma gitti.
İnsanlarMatt Haig · Domingo Yayınları · 202314,8bin okunma
Puan vermedi
Arkana, kimse tarafından bilinmeyen, tanınmayan demek. Arkana örgütü, içinde bulunduğu üyelere kartlar dağıtılan ve bu kartlar sayesinde dünyanın düzenini yönetme hakkı elde edilen bir yerdi. Arkana örgütünde her birey kendine bir varis yetiştirmek zorundaydı. Haris Alatav, oğlunun yürümeyeceği haberini verdikten sonra yeni bir varis olarak bir kız çocuğu dünyaya geldi. Bu kız çocuğunun büyüdüğü aile ortamı o kadar sevgisizlikle, yok sayılmayla, kurallarla, acımasızlıkla doluydu ki anlatamam. Annesi daha kız karnındayken ondan kurtulmak istedi. Bıçakla. Bu yüzden nefesi kesildi. Astım hastası oldu hayata karıştığında. Ben en etkileyen sahne abisine o kadar sevgi gösteriyorlardı ki kız belki de abimi yürümediği için seviyorlar diye düşünüp kendini merdivenlerden attı. Ama kimse onun yanına bile gelmedi. Bakıcısı kaldırıp onu payladı. Hisar Alatav. Hayır sil. His Alatav, böyle böyle kendini acımasız bir kadına dönüştürdü. Onun oyuncakları bebekler değildi, bombalardı. Silahlardı. El bebek gül bebek değildi o, el bebek öl bebekti. Olaylar çok yavaş ilerledi. Ters köşeler vardı bu güzeldi. Hisar Alatav çok özgün bir karakterdi. Sonrasında bu örgüte direniş gösterip kartları yeniden dağıtan Bronz, bu karakterin en iyi yönü ilgili olması. Kibar davranması. Çalışanlarına patron gibi değil abi gibi yaklaşması. Ama His ile Bronz arasındaki o çekim daha güçlü hissedilebilirdi. Diğer karakterlerin tam bir derinliğine girilmemişti, yüzeysel geldiler bana. Bağ kuramadım. His, belki babası tarafından bir kukla olmak için yetiştirilmişti ama o kukla olmamayı tercih etti. His'i tanımlayan kelime Direniş. O hep direndi. Bronz daha en başında ona oyun oynamak istedi. Bu yönden haklı bulamıyorum onu. Sürükleyici değildi kitap ben hep denizin kıyısında yürüdüm derinlerine ulaşamadım. Sonu
BronzÖzge Naz · Ren Kitap · 20232,962 okunma