9/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 22:52
Bir psikiyatristin, psikoloji bilimini ve toplum yapısını tasavvuf anlayışı ile yorumladığına ilk defa şahit oluyorum. Daha önce böyle bir metin okumamıştım ve açıkçası çok hoşuma giden yanları oldu. Eleştirdiğim yanları da oldu tabi. Önce kitabın adından başlayayım. Yazarın "Hekaton " dediği, Yunan mitolojisinde geçen elli başlı, yüz kollu, devasa ve korkunç yaratıklar. Kitapta "Hekaton", insanın içinde yaşayan ve onu kendi merkezine hapseden benlik yapısına atfedilmiş. Yazarın "Tango" dan kastı da bu benlik yapısıyla verilen içsel mücadele. Bu metaforlar bana çok anlamlı geldi. Çünkü gerçekten hiçbirimiz özgür hissetmiyoruz, hep kendimizle bir mücadele halindeyiz. Işlenen üst konu, aile yapısının planlı odaklar tarafından tahrip edilmesi ve sonuçları. Mantıklı ve anlamlı yorumları yanında, bu kısımda yazar kişisel düşüncelerini çok yansıtmış. Bu beni rahatsız etti fakat benim için yine de değerli bir okumaydı.
Psikoloji
Hekaton'la Son TangoMustafa Merter · Ketebe Yayınları · 20251,224 okunma
G.M.K.
7/10
·152 syf.··
2026 11. kitabı
Chesterton'dan daha önce Bay Pond'un Paradoksları'nı okumuştum. Ve bu yazar gerçekten zekice şeyler yazarak farklı bir his bırakıyor. Tek üzüldüğüm nedense okuduktan kısa bir süre sonra her şeyi unutmam. Yazım tarzının kimi yerlerde fazla edebiyat parçalamasi içermesi bence kitabın hazırlanmasını zorlaştırıyor. Onun haricinde kişisel bir adalet terazisi ve bu teraziye yalnızca isteyenlerin denek olması fikri hoşuma gitti. Bence orijinal bir fikir. Basil, Rupert ve bu hikayeyi anlatan kişiler genel ana karakterlerimiz ve hepsini okumak çok keyifliydi. En sevmediğim hikaye Profesör Chadd'in Hayret Verici Hareketleri idi. Çok zorlama geldi bu hikayenin fikri. Onun haricindekiler güzeldi. Ve okurken Basil resmen olağanüstü algılama ozellikleri gösterince kitaptan biraz sogumustum ama tüm bunların sonda mantıklı bir sonuca bağlanmasını sevdim. Genel bakımda okuması keyifliydi zaten Sherlock Holmes tarzı rahat ve kendi çapında zeki karakterleri okumak bana hep keyif vermiştir.
Garip Meslekler KulübüG. K. Chesterton · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202594 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
6/10
·400 syf.··
2026 32. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 19:52
"Demek insanların yüzü başka, içleri başkaydı." Allah hepimizi korusun böyle insanlardan. Orhan Kemal öyle bir kaynana figürü yazmış ki şeytana dudak uçuklatır. Gelini Nazan'a yapmadığını koymayan Hacer Hanım ikiyüzlü, yalancı, dini istismar eden, bencil, çıkarcı bir kaynanadır. Oğlunu istediği gibi manipüle edip gelinine karşı doldurmakta üstüne yok. Torunu Haldun'u da pis işlerine alet edip kendine kalkan olarak kullanıyor. Bence kendinden başka kimseyi sevmeyen kaynana Hacer Hanım bir yuvanın yıkılmasına bir kadının hayatının kararmasına sebep oluyor. Nazan ise tam vur eline al elinden ekmeği tabirine uyan bir gelindir. Yazarın cümleleri ile: "Hayatı boyunca çekilen tarafa sürüklenmiş, istenen her şeyi yapmış, sonunda suç onun olmuştu." Her olayda kabak başına patlar ve hep o suçlu çıkar fakat kendini hiç savunamayan bir kadındır. Eşiyle güzel zamanlar geçirmek ister fakat yetiştirilme tarzından dolayı içindekileri dışarı yansıtamaz, utanır. Kimseye karşı gelemez, nereye çekilirse oraya gider. Kaynanasının yaptıklarına boyun eğmek zorunda kalır ve ona kurulan tuzağı fark edemez. Daha sonrasında kaynanasının sahte iyi niyetlerine de inanarak ne kadar saf olduğunu gösterir. Başına daha neler neler gelir sayfalar ilerledikçe. Anne oğul, kaynana gelin, toplum ve dedikodu ekseninde dönen roman bir yandan çok abartılı olaylarla ilerliyor. Bu kadar da olmaz dedirtecek şeyler oluyor kitapta. Nazan'ın uysallığına, kaynananın şeytanlıklarına ve Mazhar'ın eşine karşı davranışlarına sinir olmamak elde değil. Sonrasında hikayeye dahil olan bar kızı Jale bence kitaptaki en mantıklı aklı selim olan karakter. Tabi onun da kusurları var elbette. Orhan Kemal'in bizi çıldırtmak için yazdığını düşündüğüm El Kızı kitabı bazen üzüp bazen de saç baş yoldurtacak bir kitap. Okurken
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,4bin okunma
Güçlü Bir Kadının Hikâyesi
9/10
·626 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Toplanın Jane Eyre 'in incelemesini yapıyorum. Okuduktan sonra sevdiğim birçok kitabın pabucunu dama atan kitabın yani. Hayruş ✮⋆˙ bunun için en sevdiğim İngiliz klasiği demiştii, muhtemelen benim de bir süre öyle olacak. Konusuyla başlayalım, Jane Eyre öksüz yetim bir kızdır. Kimsesiz kalınca dayısı ona sahip çıkar, onu öz çocuklarından ayırmaz. Ama dayısı Mr. Reed de ölünce, Jane de kendisini en başından beri istemeyen yengesi Mrs. Reed ve üç kuzeniyle bir başına kalır. Hep dışlanır, erkek kuzeninden şiddet görür, iftiraya uğrar ve bunun sonucunda cezalandırılır. En büyük isteği bu evden bir an önce ayrılmaktır. Mrs. Reed, on yaşına gelen Jane'i Lowood ismindeki yatılı okula yollar ve tatillerde dahi orada kalmasını ister. Lowood'un imkanları da şahane değildir ama Jane, yengesi ve acımasız kuzenleriyle yaşamaktansa buradaki yoksulluğa ve disipline katlanır. Pek çok zorluğa rağmen burada eğitimli, yetenekli, hanımefendi bir genç kız haline gelir. Altı yıl öğrencilik, iki yıl ise öğretmenlik yaptıktan sonra on sekiz yaşına geldiğinde, en sevdiği öğretmeni de evlenip okuldan ayrıldığında kendisini Lowood'a bağlayan hiçbir şey olmadığına karar verir. Halihazırda çok özgür ruhlu olan Jane buradan ayrılmak, daha uzak yerlere gitmek ve bağımsız bir şekilde hayatını sürdürmek ister. Gazeteye verdiği mürebbiyelik ilanına aldığı cevapla Thornfield Malikanesi'ne doğru yola çıkar. Burada, aslen Fransız olan Adèle Varens ismimdeki küçük bir kıza mürenbiyelik yapacaktır. Tabii malikanenin sahibi olan Mr. Rochester ve o hayatına girdikten sonra yaşayacaklarından bihaberdir. Burada duralım ve yorumlara geçelim. İngiliz edebiyatı eserimiz Victoria döneminde geçiyor. Bazılarımızın bugünlerde; tarzıyla, giyimiyle, verdiği nostaljik hisle "keşke o zamanlarda yaşasaydık" dediği
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,3bin okunma
7/10
·551 syf.··
2026 73. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:00
Esrarlı Ada'nın ilk cildi, doğayı tamamen insanın emrine amade kusursuz bir laboratuvar olarak gören, insan psikolojisini hiçe sayan ve sömürgeci bir kibirle yazılmış bir "teknik kılavuz" gibidir. Jules Verne'in bilimsel öngörüsü takdir edilse de, edebi ve sosyolojik derinlik açısından sınıfta kalan bir metindir. Kitaptaki en büyük problem, beş kazazedenin ıssız bir adada sıfır aletle başlayıp neredeyse hiçbir başarısızlık yaşamadan hızla sanayi devrimi yaratmasıdır. Mühendis Cyrus Smith, adeta yürüyen bir ansiklopedidir; toprağın kimyasal yapısını bir bakışta çözer, metal eritir, patlayıcı yapar ve adayı hemen elektriklendirir. Karakterlerin hiç hata yapmaması, doğaya karşı hiçbir çaresizlik yaşamaması anlatı gerilimini tamamen yok eder. Bu durum, okuyucuda gerçek bir hayatta kalma mücadelesi değil, hile kodları açık bir bilgisayar oyunu izleme hissi yaratır. Roman, 19. yüzyılın "Avrupalı beyaz adamın dünyayı ehlileştirme" misyonunu körü körüne över. Karakterler adaya düşer düşmez, orayı keşfedilecek bir doğa harikası olarak değil, derhal mülk edinilecek ve sömürülecek bir toprak parçası olarak görürler. Adaya hemen "Lincoln Adası" adını verip Amerikan bayrağı dikmeleri, yerel coğrafyaya ve doğaya karşı ne kadar işgalci ve kibirli bir zihniyetle yaklaştıklarının en net kanıtıdır. Karakterlerin hiçbiri gerçek insan gibi hissettirmez; her biri belirli bir sosyal sınıfı veya mesleği temsil eden tek boyutlu prototiplerdir. Aralarında hiçbir fikir ayrılığı, psikolojik kırılma, kavga ya da depresyon yaşanmaz. Dünyadan tamamen izole olmuş bu insanların psikolojisi tamamen görmezden gelinir. Özellikle siyahi karakter Nab, efendisine olan kölece sadakatiyle tamamen 19. yüzyılın ırkçı stereotiplerine göre şekillendirilmiştir ve kendi özgür iradesinden yoksundur. Cilt
Kitap İncelemesi
Esrarlı Ada (1. Cilt)Jules Verne · İthaki Yayınları · 20153,030 okunma
8/10
·560 syf.··
2026 6. kitabı
·
69 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 19:51
SPOİLER İÇERİR! Şu an kelimeleri birleştirmek çok zor çünkü BU KİTAP BANA AKIL SAĞLIĞIMI KAYBETTİRİYOR. Tam olarak neresinden, hangi kısmından bahsedeyim bilmiyorum, oturup da her bölümü için ayrı bir yorum yazmak istiyorum. Bahsetmek istediğim, daha doğrusu yere göğe sığdıramayacağım o kadar yer var ki... bu yüzden direkt finali yorumlayarak başlıyorum. Çok garip hissediyorum. Yani, Rin'in ölümü... yarım kalmış gibi hissetmeme neden oldu. Hayal kırıklığına uğradım ama finalin kötü olmadığını, hatta kitabın seriye yaraşır bir şekilde bittiğini biliyorum. Burada hislerimi pek tarif edemeyeceğim. Sonda Rin ile Kitay'ın birbirine girmesi çok anlamsızdı. Gerçekten ne alaka dedirtti. Rin Kitay'ın zihnini kırıp da Anka'ya ulaşsa gerçekten de her şeyi kül edecek ama iş buraya nasıl geldi? Kitay niye başta Rin'in Anka'yla iletişimini kesti?! Rin'in sonda delirerek Kitay'ın ona ihanet ettiğini düşünmesi güzeldi, ama yani belli Kitay'ın ihanet falan etmediği. Ne yaptı bu çocuk, bir anda taraf mı değiştirdi?! Benim açımdan Kitay'ın o kısımdaki tutumunun pek de bir mantığı yoktu. Çünkü mantıklı bir nedeni yoktu. Neyse, Kitay böyle davranmasaydı o efsanevi finale ulaşamazdık, o yüzden burada bitiriyorum. Ama daha farklı yazılabilirdi o kısım. Sonda Rin'in her şeyi Nezha'ya emanet etmesi... THAT'S WHAT IM TALKIN ABOUT! İşte istediğim o final! Rin'in halkını düşünmesi, gerçek lider gibi davranması ve bu konuda Nezha'ya hayatı pahasına güvenmesi. Görmek istediğim şeyler tam olarak bunlardı! Nezha başlı başına harika bir karakter ve finale de çok yakışmıştı. Zaten seri boyu en gerçekçi hissettiren karakter oldu kendisi. Hakkında edecek tek bir lafım dahi bulunmamakta. Rin ve Nezha dinamiği... İnanılmaz. Beni yerden yere vurdu. Başka da bir söze gerek yok. Venka'nın ihanetini çok
Yanan TanrıR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 2022789 okunma