İnsanların giderek artan konuşma isteği ve toplantının başlangıçındaki donukluğun yerini böylesine bir heyecan alması Glen’ i hem şaşırtmış hem de cesaretlendirmişti. Yoğun bir paylaşım ve boşalım söz konusuydu ve Stu gibi onun da aklına cinsellik içeren konuşmaları getirmişti ama farklı bir yönden. Suçluluk duygularını ve yetersizliklerini çok uzun bir süre içlerinde tutmuş, sonra hepsinin ne kadar önemsiz olduğunu keşfetmiş insanlar gibi konuşuyorlar, diye düşündü. Uykularına işlenmiş olan içsel dehşet, bu maraton halini almış genel toplantıda nihayet hasat edilmiş ve daha başa çıkabilir…. hatta belki üstesinden gelinebilir bir hal almıştı.
10-11 bin kadar Atinalı ve Plataealt askerden oluşan kuvvet, kıyı
ovasında sayica üstün Pers birliklerini kesin bir şekilde mağlup etti.Maraton Muharebesi, ilk Pers istilasını ve Perslerin yenilmezliği algısını sona erdirdi. Muharebe aynı zamanda Atina için "Altın Çağ" olarak nitelendirilen ve Klasik Yunanistan'ın Batı kültürünü beslediği bir dönemin de başlangıcı oldu.
O sevi molaları, beni maraton koşularıma geçiktirmekten başka birşeye yaramadı .Geciktiğim zamanı, geri kaldığım mesafeyi kapatmak için ,eskisinden daha hızlı koşmak zorunda kaldım .Ama içimde hep o son durağı bulacağım bir sevi molası umudu var.
Hızla değişen dünyada, herkesin peşinden koştuğu idealler yorgun düşürüyor bizi. Sanki bir maraton koşucusu gibi sürekli ileriye, daha iyisine, daha fazlasına odaklanmamız bekleniyor. Fakat bu sürekli koşuşturma içinde kendimize dönüp "Bu benim istediğim hayat mı?" diye sormayı unutuyoruz. Kendi ayakkabılarımızı seçmek, hayatta karşımıza çıkacak en önemli özgürlük sınavıdır gerçekten de.