'La Galatea'da Çoban Kızı Gelasia (Helasiya)şöyle haykırır:
'Hürüm ben! Ve hürriyet üzerine kurmaktayım hayatımı!'. Yahut 'Don Quijote/Birinci Cilt'de Marcela, zengin bir köylünün kızı, toplanmış halkın önünde şöyle meydan okur geleneklere:
'Gerçek aşk gönül rızasıyla olmalı, zorlama değil! (/.) Ben hür doğdum. Hür yaşayabilmek için de tabiatın inzivasını seçdim. Bağlı değilim. Boyun eğmek istemem!'
Çingene Kızı ('La Gitanilla') Preciosa ise adeta 1580'ler de yaşayan alt tabakadan biri değil 1980'lerde yaşayan bir feministdir. 'Bu aşıkane numaralar, bu hediyeler bana vız gelir!' dedikten sonra devam eder:
'Bu yasa koyucu efendiler kendi yasalarına göre senin olman gerektiğine karar verdikleri; ama benim irademin yarısı bütün öbür yasalardan daha kuvvetli olduğu içindir ki senin olmamaya karar verdim. Ola ki sen benim şartlarıma uyasın! Yani bu şartlar üzerinde anlaşabilelim . . . Bu efendiler sana ancak benim vücudumu verebilirler. Fakat hür doğmuş bulunan ve ben yaşadıkça hür kalacak olan ruhumu asla!!!'
1901 yılında Elisa sanchez ve marcela gracia isimli kadınlar... San jorge kilisesinde evlendiler.
... Durumu normalleştirmek için... Elisa isminin Mario yaptı damat kıyafeti giydi saçını kestirdi ve sesini kalınlaştırarak konuştu.
... Kilise işlenen bu kutsala saygısızlık suçunu polise ihbar edecekti... Porto'da yakalandılar... Denize açıldılar. Bacakların izi Buenos aires'te kaybedildi.
Sayfa 185 - Doğum günüme yakışır bir hikaye·Kitabı okuyor
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Marcela, annemin yaşama arzusunu yitirdiğini, "depresyon"un böyle bir şey olduğunu söylemişti; insanın hiçbir şey yapası gelmezmiş ve geçmesi uzun sürermiş.
Annem artık işe gitmiyor, arkadaşlarıyla buluşmuyor, telefonda anneannemle konuşmuyordu. Üstünde bornozuyla televizyonun karşısına oturup sabahtan akşama dek kanaldan kanala atlıyordu.
Ölüm döşeğinde bir bağcı, Marcela’nın kulağına bir şeyler söyledi. Ölmeden önce gizini açıkladı ona: “Üzüm,” diye fısıldadı, “şaraptan yapılmıştır.” Marçela Perez-Silva bana bunu söylediği zaman şöyle düşündüm: “Üzüm şaraptan yapılmışsa belki bizler de kim olduğumuzu söyleyen sözcüklerizdir.”