"Çok yazık çok! Ne israf! Bu çocuğun derdi nedir acaba?"
Dikran'ın annesi, "Neden öyle söylüyorsun, bütün okuldaki
en zeki çocuk o." diye itiraz edecek olmuş.
O zaman bizim ihtiyar yattığı yerden şöyle bir doğrulmuş,
"Eğer biri sana çıkıp da on bir yaşındaki bir çocuğun beş yüz kişilik okuldaki en zeki çocuk olduğunu söylerse boş ver gitsin. Allah aşkına, ne yapmış da zeki olmuş? Ne başarmış? Daha on bir yaşında değil mi? Neyin zekası bu? Kendini bu kadar önemseyen bir çocuğun yükünü kim taşımak ister ki? Açıkçası, iyi bir anne olamadın. Bırak çocuğu biraz evden çıksın, gitsin açık havada dolaşsın, temiz hava alsın. Bırak kuzenleriyle yüzmeye gitsin. Zavallı yavrucak daha doğru dürüst gülmesini bile bilmiyor. Sen de çıkmışsın, bütün bir öğleden sonrayı onun ne kadar akıllı, ne kadar parlak bir öğrenci olduğunu anlatmak için harcıyorsun. Hadi git işine be kadın!"
diye bir güzel nutuk çekmiş.