Bizler nefret etmeye, bela okumaya çok kolay ve çok çabuk alışıyoruz, nefretimizin ve okuduğumuz belaların en ufak bir haklılığı olup olmadığını zamanla sorgulamaz oluyoruz. Sonuçta zavallı insanlardır hepsi, biz kendimizi tanıdığımız için onlara acımamız gerekir çünkü onlar da tıpkı bizler gibi acınacak varlıklarını sürdürmek için acınacak biçimde hayatta kalmak zorundadırlar, isteseler de istemeseler de…
Aboneliklerinden faydalanmaları gerektiği için Linz’e tiyatroya, iğrenç bir komediye giderler ve hiç utanmazlar, Bruckner Konser Salonu denilen yere, yanlış seslerin alabildiğince yüksek tonlarda yankılandığı o gülünç konserlere giderler. Bu insanların, annenle babanı kastediyorum, demişti, abonelikleri yalnız tiyatro ve konser için değildir, yaşamlarına da abonedir onlar, tıpkı tiyatroya ya da iğrenç bir komediye gider gibi giriyorlar her gün yaşamlarına ve yaşamlarına gitmeye utanmıyorlar, tıpkı itici ve sadece yanlış seslerin hâkim olduğu bir konsere gitmeye utanmadıkları gibi ve yaşamlarını yaşamaları gerektiği için yaşıyorlar, bu yaşama sahip olmak istedikleri, yaşamak onların tutkusu olduğu için değil, hayır, anne babalarından dolayı abone oldukları için yaşıyorlar.
Annemle babam hiçbir şey yapmamadan nefret ettiler, bir düşünce insanının hiçbir şey yapmama diye bir şeyi aslında hiç bilmediğini kavrayamadılar, bir düşünce insanının tam da o hiçbir şey yapmama görüntüsünün altında en yoğun ilgi ve en büyük çabayla varlığını sürdürdüğünü bilemediler çünkü kendi gerçek hiçbir şey yapmamaları onlara hiçbir şey sağlamazdı, çünkü kendi gerçek hiçbir şey yapmamalarında gerçekten hiçbir şey olmazdı, çünkü onlar gerçekten hiçbir şey düşünemezlerdi, kaldı ki bir düşünme süreci içinde olmayı becerebilsinler. Düşünce insanının bir şey yapmaması olanaksızdır. Onların bir şey yapmamaları ise gerçek bir hiçbir şey yapmamaydı çünkü bir şey yapmadıklarında içlerinde hiçbir şey olmuyordu. Düşünce insanıysa bir şey yapmadığında en çok şey yapandı. Ama gerçekten hiçbir şey yapmayanları, anne babamı ve genel olarak benim aileme benzeyenleri buna inandırmak olanaksızdı.