Bayram işçi olarak Almanya’ya gitmiştir. Aldığı Mercedes marka arabayla, köyüne; ölüm döşeğindeki amcasını son bir kez görme umuduyla gitmektedir. Arabası onun her şeyidir.Arkadaşı, sırdaşı kimi zamanda yavuklusu…Romanı okuyan ilahi adaletin her şekilde tecelli ettiğine tanıklık edecektir.Kişisel hırsların, çıkarların, kıskançlığın kol kola girdiği bu roman insan ilişkilerini de sorgulamanıza neden olacaktır.Biraz yorucu ama dürüst.
Sosyolog Zygmunt Bauman, bu "Akışkan Modernite" eserinde modern insanın kendisini sürekli bir vitrin ürünü gibi sergileme ihtiyacını, içsel boşluğun dışsal bir imajla doldurulması olarak açıklar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Pazarlama öldü, yaşasın yeni pazarlama. Yazar böyle diyor. Klasik ve bilinen satış yolları dışında internetin, hem yeni bir alan hem de yeni bir yol açtığından bahsediyor. Yazarın kendini de bu yeni pazarlama piyasası içinde. Bu kapsamda hem tüketici olarak hem üretici hem de aktarıcı olarak bu yeni pazarlama yolu hakkında bilgiler veriyor.
Pazarlamanın Sonu ile Carlos Gil, 2019'da ilk baskısı yapılan lakin 2020 pandemi sürecinde yaşananların da etkisiyle 2021'de güncelleştirilmiş yeni baskısıyla okurların karşısına çıkıyor ve yeni pazarlama hakkında birşeyler anlatmaya çalışıyor.
İsimleri ve yaptıkları farklı olsa da kısaca sosyal medya dedikleri yeni tür içinde yeni pazarlama, satış ve ticaret gelişti. Bu kanalların herhangi birinden herkes birşeyler satabilir. Yazar burada, 16 yaşındaki bir gencin sadece Instagram'da bir hesap açarak yaptığı satış ve başarıdan örnek de veriyor. [buna "meme" hesap deniyormuş. Yani tanıtım amaçlı ürün açıklamasının gönderi başlıklarında bulunması ve buradan yapılan satışlar. Hesap sahibinin (memeci) bir deposu, dükkanı yok. Sipariş geldikçe anlaştığı üreticiden malı depodan sevk ettiriyor. Meme hesaplarda Instagram algoritmasını biraz yanıltarak önplana çıkma; gönderi başlıklarında tutarlı niş tarzı ürün satışı, yine başarılı başlıkları alıp biraz 'takla attırarak' yeniden kurgulamak gibi yeni yollar kullanarak özellikle internetsiz bir dünyayı bilmeyen yeni nesle ürün pazarlamayı amaçlar]
Klasik reklamlar internetsiz dünyayı bilmeyenler için cazip olmaktan yavaş yavaş çıkmaya başladı. Özellikle 2000 sonrası yeni nesil çoğu şeye farklı bakıyor. Kendisinin yaşadığı o anları görecek, duyacak, koklayacak, anlayacak ve satın aldıracak bir şey arayışında. An, yeni neslin sözü üstüne kurulabilir. Geçmiş ve geçmişin yaşanmışlıkları,
Kalemini merak ettiğim Ayfer Tunç ile tavsiye üzerine üçlemesiyle tanışmaya karar verdim.
Üçlemenin ilk kitabı olan "Kapak Kızı" nı çok sevdim ve devam kitaplarını merak ediyorum.
Alıntılar için ayrı bir paylaşım yapacağım.
Kapak Kızı, bir dergiye çıplak poz veren "Ayın Kızı Şebnem" isimli gizemli bir kadının, hayatlarına farklı şekillerde dokunduğu üç kişinin gözünden anlatıldığı, modern zaman yozlaşmasını ve kimlik arayışını inceleyen psikolojik tabanlı bir romandır.
Eser, bireylerin kendi iç çatışmalarını ve toplumdaki ahlak, marka tutkusu, lüks yaşam özentisi ve yabancılaşma gibi kavramları sorgular.
Olaylar Ankara-İstanbul seferini yapan bir trenin yemekli vagonunda başlar. Birbirini tanımayan üç yolcu, bir erkek dergisinin kapağındaki "Şebnem" isimli kapak kızının fotoğraflarını görür ve onun hakkında konuşmaya başlar.
Roman, bu üç yabancının iç dünyalarından geriye dönüşlerle Şebnem'in hayatını irdeler.. Ayfer Tunç
Kapak KızıAyfer Tunç · Can Yayınları · 202013,7bin okunma
Kitabın temel iddiası, "İnsanlar karmaşık mesajları anlamaz, net hikâyeleri anlar. Eğer markanız ne sunduğunu birkaç saniye içinde anlatamıyorsa, müşterilerin ilgisini kaybetmesi kaçınılmazdır." olarak özetlenebilir. Miller, kitabında markaları bir hikâye anlatıcısı gibi düşünmeye davet ediyor. Bu hikâyede kahraman marka değil, müşteri. Marka ise müşterinin sorunlarını çözmesine yardımcı olan rehber rolünde. Bu yaklaşım, birçok işletmenin yaptığı en büyük hataya işaret ediyor; müşterinin ihtiyaçlarına odaklanmak yerine, sürekli kendinden bahsetmek. Verilen örnekler sade, uygulanabilir ve özellikle küçük işletmelerden büyük şirketlere kadar geniş bir kitleye hitap ediyor.
Bu nedenle, özellikle girişimciler, içerik üreticileri, küçük işletme sahipleri ve kişisel marka oluşturmak isteyenler için yeni bilgiler içeriyor. Okuduktan sonra birçok reklamın, internet sitesinin ve sosyal medya hesabının neden etkisiz kaldığını farklı bir gözle değerlendirmeye başlıyorsunuz.
Marka Yaratmak, pazarlamayı insan zihninin hikâyelere nasıl tepki verdiği üzerinden açıklayan pratik bir rehber. Hikâye, mit ya da masalın yakalayamayacağı insan zihni henüz evrimleşmedi :)
Marka YaratmakDonald Miller · Epsilon Yayınevi · 202329 okunma
Vay be... Cidden vay be... Gözlerim dolu dolu bitirdim.
Bu arada kitabı okumadım, storytel'den dinledim, seslendirenlerle ilgili bir çift laf etmezsem hatırları kalır, başta Murat Eken olmak üzere hepsi harika iş çıkarmış, tebrik ederim. Storytel'de genellikle bir kitabı tek bir seslendirmen okur, bu yüzden bazen diyalogları takip etmesi ve iç sesi diyalogdan ayırt etmesi zor olur ama bu kitapta her karakteri ayrı bir kişi seslendirdiği için takip etmekte hiç zorlanmadım.
Gelelim kitabın içeriğine... Aslında son kısma gelene kadar fikirlerim oldukça olumsuzdu, hikâyenin kurgusu çok basit, yer yer de klişe gelmişti, hele bazı yan karakterlerin hayat hikâyeleri yeşilçam filmlerinden aşırma gibiydi. Tabii bir kitabı dinleyerek takip etmek, okuyarak takip etmekten daha zor benim için. En basitinden, dinlediğim kitapları çoğu zaman ya yolda ya ev iş yaparken, yani hareket halindeyken dinlediğim için not alma fırsatım olmuyor. O yüzden de bu incelemeyi yazarken sadece hafızamda kalanlara güvenmem gerekiyor. Bir de çapraz okuma işini biraz abartıp aynı anda 6-7 kitaba devam ettiğim için bu kitabı ömrünüze bereket tam 76 günde bitirmişim. Neyse çok uzattım, devam edeyim... Dinlerken baş karakterimiz Arif'in sürekli yazarlardan, filozoflardan alıntılar yapması, o alıntıların üstüne söz söyleyip serbest çağrışımla aklına uçuşan apır sapır düşünceleri paylaşması hoşuma gitmişti. Tabii burada okurken edebi hazdan bayılacağınız, beyninizin yanacağı upuzun cümlelerle, bilinçakışı tekniğiyle yazılmış paragraflardan bahsetmiyorum. Bir arkadaşınızla muhabbet ederken kuracağınız basitlikte ve bazen de küfür içeren cümleler işte.
Sevdim mi sevmedim mi arada kaldığım bir diğer konu da Arif'in tüm sohbetlerine yedirdiği genel kültürüydü. Yani sevgilisiyle Guinness marka bira içiyor ve