devrimler bizim milli karakterimizdir. çünkü devrimler ulusumuzun özünden çıkar. ve o olusun öz yapısını değiştirir. değişen öz yapı, yeni devrimleri özler. yeni devrimlerde değişmiş olan bu öz yapıyı yeniden değiştirir. bu nedenle devrimler süreklidir.
kitabın adı aynı zamanda özeti gibi olmuş biraz. kitap daha önce tarih öğretmeniyken emekli olup oyun yazarı olan coşkunu anlatıyor. tabi klasik oğuz atay yazılarında olduğu gibi dolaylı olarakta birçok mesaj veriyor. ayrıca kitabı okurken kendimi coşkuna çok benzettim.
coşkunun kendini herşeyiyle yavaş yavaş anlayarak ve daha da şiddetlenen şekilde buna adaması çok güzeldi, çok anlamlıydı. hatta ölümünde bile saffetin ona söyledikleri açıklıyor zaten bunu;
"saffet: biraz kalbi vardı.(oynar)evet gerçeği açıklamak zorundayım;coşkun ermiş, kalbi olduğu için ölmüş bulunuyor. hayat oyunlarını gereğinden fazla ciddiye alan merhum ölümü de aynı ciddiyetle karşıladı. onun kadar ciddi olmayan biri böyle bir durumda hiç olmazsa baygınlıkla yetinebilirdi. coşkun öldü. çünkü oyunlar, onun için bir ölüm kalım meselesiydi. başka türlü yapamazdı: hayatını ve özellikle ölümünü büyütmek zorundaydı.biz de şimdi kendisini ciddiye almak zorundayız.çünkü merhum, güldürmeyi sevdiği kadar, ağlatmayı da severdi."
Oğuz Atay çok sevdiğim değer verdiğim bir yazardır. bu kitabı daha önce okumuştum. tekrar okumak istedim ve yine düşündürdü tabi o zamanlar yasaklanan kitaplar vardı uğruna savaşabilecek insanlarda. çok anlamlı geliyor şimdiki duruma bakınca.
Böyle bir durumda en çok acıtan fiziksel acıdan ziyade ( bu yetişkinler kadar, dayakla cezalandırılan çocuklar için de böyledir) bu adaletsizlikten kaynaklanan zihinsel acıydı. Garip bir şekilde böyle durumlarda iz bırakmayan bir darbe, başka bir durumda iz bırakan bir darbeden daha çok acıtabilir.