Aslında kendimi analiz ederken -bu her gün yaptığım bir şey- kasıtlı olarak beş yaşındayken, on beş yaşındayken bununla ilgili hissettiklerimi hissetmeye çalışırım; bu duyguları içimde hissetmeye, çocukluğumla ilgili bağlantımı, canlı kalması için sürekli açık tutmaya çalışırım çünkü bu, içimde şimdi olan biten ama farkında olmadığım şeyleri anlamama ve farkında olmama yardım eder. Amaç, geçmiş araştırması yapmak değildir.
Friedrich Nietzsche'nin dediği gibi (1960, cilt 2, s.625): "Hafızam, bunu ben yaptım diyor. Onurum, bunu ben yapmış olamam diyor ve diretiyor. Ve sonunda hafızam yenik düşüyor."
Bu insanlar öylesine realistlerdi ki, her otomobil için özgün bir isim bulmakta zorluk çekmezler, ama çok değişik his ve duygulara neden olan "sevgi"yi ancak bir tek kelime ile açıklayabilirlerdi. Çünkü duygusal konulardaki yaratıcılıkları, yalnızca o tek kelimeyle sınırlıydı.
İnsan ırkının yarattığı önemli şeyleri öğrenmeyi reddetmek temelde görgüsüzlük. Bence bu böyle ve aptallık. Fakat insan kendini bağımsızlık adına, otoriteyi inkar adına beslenmekten, etkilenmekten, sulanmaktan, güneş ışığından, insan aklının gelişmesi için ihtiyaa olan her şeyden mahrum bırakıyor.