"Beşinci Memluk Sultanı, Büyük Türk, El- Melik, El- Zahir, Rükneddin Baybars, Miladi 1 Temmuz 1277 tarihinde vuslata erdi.
Elli iki yaşındaydı ...
Otuz beş yaşında oturduğu tahtta 17 yıl, 2 ay, 2 gün kaldı adaletten ve merhametten asla taviz vermedi.
Moğollarla, Ermenilerle ve Haçlılarla, otuzdan fazla savaşta karşı karşıya geldi.
Girdiği hiçbir muharebeyi kaybetmedi, hepsini büyük bir üstünlükle kazandı...
On bin fersaha yakın bir yol kat etti. Çoğu seyyah, bu yolun yarısını ömrü boyunca yürüyemedi...
Kayseri'ye kadar giderek, Anadolu'da masum beş yüz bin kişiyi canice katleden Abaka'nın ordusunu Elbistan'da hezimete uğrattı.
Moğol askerlerinin cesetlerini ibret olsun diye toprağın üzerinde, gözleri açık bir şekilde bıraktırdı. Abaka, geriye döndüğünde Elbistan Ovası'nın üzerinde sere serpe yatan askerlerinin cesetlerini görünce deliye döndü. Anadolu'ya bir daha tasallut olamadı.
Sade yaşadı. Tutmaç yiyip, ayran içti. Yoksulları, garipleri, öksüz ve yetimleri koruyup kolladı...
Sicilya Adası'nda, on beş bin Müslümanın katledilme tehlikesi ile yaşadığını öğrendiğinde hiç tereddüt etmeden, Sicilya Kralı'na bir mektup yazarak, buradaki Müslümanların derhal Mısır topraklarına gönderilmesini, aksi takdirde benzer bir muameleyi ülkesinde yaşayan Hristiyanlar için tatbik edeceğini yazdı. Sicilya Kralı, bu kararlılık ve bahadırlık karşısında geri adım attı, Müslümanlara ilişemedi.
Moğol saldırılarından kaçan Türkmenlere kucak açtı. Ülkesi, mazlum ve mağdurların sığınak yeriydi.
Suriye'deki bütün Haçlı bakiyelerini temizledi. Haçlıların her zaman ensesindeydi. Onlara göz açtırmadı. Biliyordu ki göz açtırırsa ilk fırsatta kendisi yok olacaktı. Bunun için hep müteyakkız kalmayı tercih etti...
Sultan Baybars, kendisine hiçbir zaman sırça bir köşk inşa etmedi. Dünyalık şeylere hiç