9/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
Bir leyleğin kanat çırpışlarında, göç yollarında saklı bir insanlık hikayesi... Bugüne kadar pek çok aile dramı okumuş olabilirsiniz ama hikayeye yukarıdan, gökyüzünden ve bir leyleğin bilge gözünden bakmak bambaşka bir deneyimdi. Ahmet Haşim Güler’in Masumiyetin Yükü romanı; bir ailenin içindeki kopuşları, hüzünleri, gidişleri, kalanların omuzlarındaki ağır mesuliyetleri ve her göç mevsiminde yeniden sınanan hayatları muazzam bir metaforla anlatıyor. Leyleğin her gidişi ve gelişi, aslında insan ilişkilerindeki o bitmek bilmeyen döngüleri fısıldıyor kulağımıza. Ancak bu kitabı bitirdiğimde bende bıraktığı iz, sadece bir hikaye okumuş olmak değil, adeta sarsıcı bir sosyal deneyin ortasında kalmak oldu. Okurken kendimi sürekli etrafımdaki insanları, kendi ailemi, akrabalarımı ve hatta en yakın arkadaşlarımı sorgularken buldum. Hayattaki duruşlarını, hamlelerini kitaptaki karakterlerle bağdaştırdım. En çok canımı yakan da ne oldu biliyor musunuz? İnsanların "masumiyet" maskesi arkasına sığınarak sergiledikleri o sahte samimiyetleri ve diğer yanda, gerçekten masum olanların bu acımasız toplum düzeninde nasıl ezildiğini görmek... Kitap, hayatın bu iki yüzünü yüzüme bir tokat gibi çarptı. Eğer hem edebi yönü güçlü, anlatıcısı ezber bozan bir hikaye okumak hem de kendi hayatınıza, çevrenize ve ilişkilerinize dışarıdan bir gözle bakıp derin bir yüzleşme yaşamak istiyorsanız, bu leyleğin kanatlarına mutlaka takılmalısınız. Vicdanınızı derinden sarsacak o ağır yükle tanışmaya hazır mısınız?
Masumiyetin YüküAhmet Haşim Güler · MKB Halk Kütüphanesi Yayınevi · 202611 okunma
Üstü örtülen şeylerin açığa çıkışı
10/10
·200 syf.··
2026 76. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 01:12
Dışarıdan mükemmel görünen, birbirlerine ne kadar bağlı, ne güzel diye düşündüğümüz ailelerin, evliliklerin arkasında gizlenen başka hayatlar, sırlar ve yalanlar olduğunu nereden bilebilirsiniz ki işte bu kitap tüm bu bağların sırlarını ilmek ilmek çözüyor. Bizlere görünenlerin aksine göremediklerimizi gösteriyor. Yazar bunu yaparken her bir karaktere ayrı ayrı konuşma hakkı veriyor ve sırlar teker teker açığa çıkıyor. Aslında her ailenin ya da her bir insanın farklı bir hikayesi vardır ve hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Bu arada bu kitabın adı Samime Sanay'ın "Söyleme Bilmesinler" isimli şarkısından esinlenerek verilmiş. Acaba bazı şeyler söylenerek mi yoksa söylenmeyerek mi kalmalı? Ben bunun kararını hala veremiyorum. Verebilen beri gelsin :)) Kitabı karakterlerden yola çıkarak inceledim ve işte kitaptaki karakterlerimiz; KAZIM BABA, MÜRÜVVET ANNE, Oğullar: EMİN, ETHEM, EKREM Gelinler: HÜLYA, NURTEN, SEVGİ Ek karakter: Emin'in mektuplaştığı kadın ÇİĞDEM EMİN, (HÜLYA İLE EVLİ) oğulların en büyüğü, emekli öğretmen, emekli olduktan sonra emlakçı dükkanı açmış, Mürüvvet annenin en sevdiği oğlu, gençliğinde Çiğdem adında bir kadını sevmiş, annesi kadının ne mal olduğunu öğrenmiş ve onu Hülya ile evlendirmiş. Yalnız Emin'in annesinin ona yaptığı bu iyilikten haberi yok. Çiğdem'in nasıl bir kadın olduğundan da bu yüzden yıllarca Çiğdem'le mektuplaştı, karısıyla babasının evinde yaşıyor. Kazım babaya Emin ve Hülya bakıyorlar. ETHEM, (NURTEN İLE EVLİ) ortanca oğul, ticaretle uğraşıyor. Mürüvvet annenin ona uygun gördüğü karısını çok seviyor yalnız ona yeterince sevgi gösteremiyor. Yazar kitabın başında bu kitabı Ethem'e ithaf ediyor. Ethem'i yazarken onun sıkıntısını, yalnızlığını derinden hissettiğini belirtmiş. Ben de kitapta en çok Ethem karakterini sevdim. Onun
Edebiyat & Roman
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,3bin okunma
Reklam
GÜZEL DE SENSİN ÇİRKİN DE
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 01:01
Bu yazar her romanında çıtayı arşa çıkarıyor . Daha iyisi olamaz diyorum daha iyisini yazıyor . Son sayfaya kadar ters köşeler bitmiyor . Heyecan , gizem , merak hep dolu dolu oluyor . Yazarımız güvenilmez anlatıcı tekniğini kullanmış ve sırayla karakterler anlatıyor bazen geçmişe gidiyor bazen şimdiye geliyorsunuz. Kitabın yarısına kadar “masum” olduğunu düşündüğünüz ve üzüldüğünüz karakter bambaşka biri çıkıyor .Hiçbir insanın aslında tamamen iyi ya da tamamen kötü olmadığını herkesin olayları ‘kendi penceresinden ‘ anlattığını ince ince işlemiş yazar . Şu cümleler çok çok hoşuma gitmişti okurken : Hayat hem güzel hem de çirkin, bizim de madalyonun iki yüzüyle birden yaşamayı ve karanlıktaki ışığı görmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Dünya Güzel Çirkin, ilişkiler Güzel Çirkin, insanlar Güzel Çirkin. Bunu anlamak hayatı yaşamayı kolaylaştırıyor . Ayrıca romanda erkek egemen dünya ve erkekler tarafından hayatı mahvedilmiş kadınlara da değinilmiş . İhanet , takıntılı sevgi , terkedilme , aile kavramının önemi , ölüm , yas , suç ve pişmanlık , hayattaki önceliklerimiz sıkmadan düşündürerek aktarılmış . Tam kitabın sonu istediğim gibi bitmedi derken bir ters köşe daha yaparak son kez sarstı beni :) Bu yazara ve kitaplarına bayılıyorum . Okuyun okutturun
Güzel ÇirkinAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20251,931 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 35. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 00:00
Sefile: Düşen bir kadının sessiz çığlığı ve toplumun suçu. Romanın merkezinde, saf ve masum bir genç kız olan Mazlume yer alır. Babası İhsan Efendi’nin ölümünün ardından yapayalnız ve beş parasız kalan Mazlume, bir anda kendini korumasız bir şekilde sokağın ve kötü niyetli insanların insafına bırakılmış halde bulur. Toplumun sözde "namuslu" kesimi bu yetim kıza el uzatmazken, ona kucak açanlar karanlık dünyanın insanları olur. ​Mazlume, çaresizliğinin ve saflığının kurbanı olarak, İkbal ve ardından Mihriban gibi figürlerin manipülasyonlarıyla yavaş yavaş ahlaki bir çöküşün, "sefilliğin" içine sürüklenir. Kendi iradesi dışında bir bataklığa itilen genç kızın en büyük trajedisi, bu hayattan nefret etmesine rağmen oradan çıkacak hiçbir ekonomik veya sosyal gücünün olmamasıdır. Hikâyenin ilerleyen kısımlarında Mazlume, İlyas adında bir gence aşık olur. Bu aşk, onun için bataklıktan uzanan bir kurtuluş halatıdır. Ancak "kirletilmiş" bir geçmiş, yeni ve temiz bir geleceğin üzerine her zaman siyah bir gölge düşürmeye mahkumdur..
SefileHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,860 okunma
Puan vermedi·70 syf.··
2026 253. kitabı
Stefan Zweig, insan psikolojisinin en derin ve en hassas tellerine dokunmadaki ustalığını bu kez kadim bir efsanenin, teolojik bir sorgulamanın fırça darbeleriyle birleştiriyor. Kitap, Yahudi mistisizminin ve eski ahit anlatılarının o görkemli fonunu kullanarak, insanlık tarihinin en evrensel ve en yakıcı temalarından biri olan adalet, inanç ve acı kavramlarını masaya yatırıyor. Eserin merkezinde, halkının maruz kaldığı bitmek bilmeyen zulümler, sürgünler ve trajediler karşısında sessizliğini koruyan Tanrı’ya karşı içindeki isyanı artık bastıramayan Rahel yer alır. Rahel, sıradan bir kabullenişin ya da körü körüne bir biatin ötesine geçerek; çekilen bu muazzam acıların, dökülen masum kanların hesabını sormak üzere yaratıcıyla entelektüel ve ruhani bir düelloya, amansız bir hesaplaşmaya girişir. Zweig, o alametifarikası olan lirik, yoğun ve empati dozu yüksek üslubuyla, bir kadının içsel çalkantılarını ve inanç krizini adeta kozmik bir boyuta taşıyor. Yazar, bu kısa ama sarsıcı anlatı üzerinden kutsal metinlerin dogmatik sınırlarını esnetirken, insanoğlunun binlerce yıldır sorduğu o kadim soruyu yeniden yankılandırıyor: *Eğer mutlak iyilik ve adalet varsa, yeryüzündeki bu sınırsız kederin ve adaletsizliğin kaynağı nedir?* *Rahel Tanrıyla Hesaplaşıyor*; inanç ile isyan, teslimiyet ile sorgulama arasındaki o bıçak sırtı çizgide yürüyen; edebiyatın, felsefenin ve teolojinin tek bir potada eritildiği, okurun vicdanını ve inanç kalıplarını derinden sarsan son derece yoğun ve etkileyici bir Stefan Zweig klasiğidir.
Rahel Tanrı’yla HesaplaşıyorStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,8bin okunma
İstanbul Bayburt’a benzesin mi benzemesin mi ile hatırlayacağım
Puan vermedi·208 syf.·
2026 48. kitabı
2026’nın 48. Kitabı: Ahmet Günbay Yıldız - Beni de Kalbinde Götür Yazarın o kendine has, şiirsel kaleminden dökülen masum aşk satırlarında kaybolmak, insana iç ısıtan, umut yeşerten sıcacık bir tebessüm bırakıyor. Zihnimin odalarında hafif bir meltem gibi esen bu zarif hikayeyi tek bir günde, adeta ruhumu dinlendirerek bitirdim. Edebi yolculuğuna ufak bir eleştiri getirmem gerekirse; hikaye, yazarın Asi Delikanlı eseriyle oldukça tanıdık sulara yelken açıyor. Başkarakterlerin doktor unvanı taşıması, kalemiyle bir yazar olarak var olması ve yüreğindeki gurbet ile sıla hasreti iki romanın ortak yansımaları. Ancak itiraf etmeliyim ki, olay örgüsünün zarafeti ve akıcılığıyla Beni de Kalbinde Götür , benim dünyamda çok daha özel bir yer edindi. Günümüz popüler kültürünün ve dijital platform kurgularının dayattığı; şefkatten uzak, yalnızca ihtiras, tahakküm ve bencilce bir "elde etme" hırsı üzerine kurulan aşk anlayışından sonra, bu satırlar ruhuma adeta şifa gibi geldi. Aşkın; sabırla, naiflikle ve irade terbiyesiyle örülmüş o temiz yüzünü gençlerin de tanımasını yürekten diliyorum. Özellikle yeni neslin, sevginin bu zarif ve onarıcı halini keşfetmeleri gerektiğine inanıyor, bu yüzden tüm okurlara ve gençlere gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. #AhmetGünbayYıldız #BeniDeKalbindeGötür #KitapYorumu #OkudumBitti #KitapTavsiyesi #Edebiyat #KitapKurdu
1000Kitap
Beni de Kalbinde GötürAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 2023105 okunma
Reklam
Reklam