Eğer duvarda Asılıysa resimdir. Yerde duruyorsa heykeldir.
Çok büyük veya çok küçükse kavramsal dır. Duvarın bir parçasıysa, yerin bir parçasıysa mimari yapıdır. Bilet alman gerekiyorsa moderndir. Halihazırda içinde geziyorsan ve dışarı çıkmak için para ödemen gerekiyorsa daha da moderndir. Eğer para ödemeden içine girebiliyorsan tuzaktır. Hareket ediyorsa modası geçmiştir.
Eğer kaf a nı kaldırıp bakman gerekiyorsa dinidir. Bakmak için kaf a nı eğmen gerekiyorsa gerçekçidir. Eğer satılmışsa yere özel sanat eseridir. Görmek için metal detektöründen geçmen gerekiyorsa, halka açıktır.
Avrupa'nın milliyetçi ideolojilerinden derinden etkilenen modern iran elitleri antik Pers ülkesinin ihtişamlı Aryan tarihini yeniden keşfedip romantikleştirdiler ve bugünkü ülkenin geri kalmışlığının suçunu Araplara ve islam'a attılar :Müslüman fethi olmasaydı, , İran şimdi Batı Avrupa'yla aynı seviyede olurdu. Pehlevi hanedanına
kadar devlet ideolojisi buydu. Fakat devlet-toplum düşmanlığı geleneğine sadık kalarak sadece gelenekçiler değil sekülerlik taraftarları ve yenilikçiler bile daha sonraları
ikinci Pehlevi, Muhammed Rıza Şah'ın (1919-80) sekülerlik taraftarı ve keyfi yönetimine karşı durabilecekleri bir inanç ve bir araç olarak gördükleri Şii İslam'a yöneldiler. Şubat 1979 devrimi, ancak zaferin ardından yaşanan güç mücadeleleri neticesinde
tamamen İslami bir nitelik aldı. O gün bugündür, Aryancı romantik milliyetçilik çağdaş ve seküler İranlılar arasında yeniden popüler olmuştur.
Dört bir yana saçılan mutluluk methiyeleri böylesi soruları tahrik eder, çünkü, vurgulayarak söyleyeyim, en azından kısmen asosyaldir bu methiyeler. Hiçbir mutluluk ağına giremeyenler üzerinde, yani toplumda, hele dünya toplumunda en berbat koşulların mutsuzluğuyla yaşamak zorunda
olanlar üzerinde nasıl bir etki yarattıklarına kayıtsızdırlar. Mutluluğun gölgeli yanları? Olmaz öyle şey. Yine de oluyorsa, insanın kendi suçudur. Kendi mahvına sebep olacak şekilde, refüze ediyordur mutluluğu. Yeterince çaba göstermiyordur. Envai çeşit mutluluk rehberini yeterince dikkatli okumamıştır. Belki de mutluluğa kabiliyetsizdir, genetik bir kusuru, üzücü bir sosyal engeli vardır. Basitçe talihsizdir belki de, ama o da "benim sorunum değil”dir. Mutsuz kişi, modern vebaya yakalanmış demektir, cüzzamlı gibi davranılır ona, insanlar ondan uzak durmayı tercih ederler.
Anatole France'ın kitaplığına hayran kalan ve her zamanki "bu kitapların hepsini okudunuz mu yan, mösyö France?" sorusunu yönelten bir hödüğe verdiği cevabı aktarmam yetecektir :"onda birini bile okumamışımdır. Siz Fransız porselenlerinizi hergün kullanıyor musunuz?"