ma

Zahir, insanların ölüşünü izlemeyi sever. Özellikle de kurbanın verecek hiçbir şeyinin kalmadığının ve çaresizliğinin farkına vardığı ve sonra nihai yenilgi anında hayata tutunmak için son bir kez çabalarken son nefesini verdiği o eşsiz an... Umutlu, küstah... Ve bütün bunları kurbanın gözlerinden okur, çünkü insanın en canlı olduğu an son nefesini verdiği andır
Sayfa 356·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Eli, Eli, lema, şevaktani?"
Sayfa 59 - Matta 27:46·Kitabı okudu
Bunun yanı sıra başkalarından fikir almaktan da hoşlanıyordu. Tanıdıklarına sürekli, hepimiz daha sık sormayı öğrenmesi gerektiği türden sorular sorup dururdu. Son derece canlı ve akılda kalıcı, "Benedetto Portinari'ye Flandra'da buz üstünde nasıl yürüdüklerini sor." maddesi çıkar karşımıza bir başka yapılacaklar listesinde. Sorulacak sorular yıllar içinde artar. "Üstat Antonio'ya havan toplarının, gece ve gündüz, tabyalara nasıl yerleştirildiğini sor... Lombard tarzı kanal, kanal havuzu ve değirmen onarımını anlatacak bir hidrolik ustası bul... Giannino'ya Ferrara'daki kulenin duvarlarının mazgalsız nasıl örüldüğünü sor."
Sayfa 173·Kitabı okudu
Yeraltının hâkimi olan Erlik'in sayıları çeşitli varyantlara göre değişim gösteren kızları ve oğulları vardır. Kızlarının ismi tam olarak bilinmemekle beraber hep şehvet dolu yönleriyle göze çarparlar. Görevleri yeraltına inen şamanın aklını karıştırmak ve görevini yapmasını engellemektir. Onlara hep sıfatlarla hitap edildiği gözlemlenmiştir. "Şalvarsız çıplaklar", "utanmaz maskaralar", "tepe gibi göğüslüler", "kıvırcık saçlılar" gibi sıfatlarla Erlik'in kızlarına çeşitli yakıştırmalar yapıldığı gözlemlemlenmiştir.
Sayfa 74·Kitabı okudu
Bana sor sevgili kâri’ sana ben söyleyeyim Ne hüviyyette şu karşında duran eş’ârım: Bir yığın söz ki, samîmiyyeti ancak hüneri; Ne tasannu’ bilirim, çünkü, ne san’atkârım. Şi’r için “göz yaşı” derler, onu bilmem, yalnız, Aczimin giryesidir bence bütün âsârım! Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem; Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım! Oku, şâyed sana bir hisli yürek lâzımsa; Oku, zîrâ onu yazdım, iki söz yazdımsa.