İki Mavi Arasında Bir Yolculuk
Puan vermedi·158 syf.··
2026 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 18:12
Kitap boyunca şiirlerin insana dokunan sakin ama derin bir tarafını hissetmek o kadar iyi geldi ki bana. Her sayfada bazen kendimden bir duygu, bazen geçmişten bir iz yakaladım. Değerli şairimiz; özlemi, kırgınlığı, umudu ve insanın içindeki sessizliği çok yalın ama etkileyici bir dille anlatmış. En güzel yanı ise şiirlerin yapay durmamasıydı. Sanki bir insan oturmuş da içinden geçenleri samimiyetle anlatıyormuş hissi vardı her bir dizelerde. Bazı dizeler uzun süre aklımda kaldı, bazılarıysa içimde hafif bir burukluk bıraktı. “ İki Mavi Arasında ”, sadece okunup biten değil; hissedilen şiir kitaplarından biriydi benim için. Devamını bekliyorum sevgili üstat, lütfen yazın. Eminim ki daha nice gönüllere, sevdalılara dokunacak şiirleriniz.... Çünkü insanın kendi iç sesiyle yeniden karşılaşmasını sağlıyorsunuz.... Şiiri hissetmeyi seven herkesin kalbinde yer bulabilecek bir kitaptı. Son olarak şiirle kalın, şiir gibi yaşayın...
İki Mavi ArasındaAydın Köse · Cinius Yayınları · 202516 okunma
Kelimelerin yaşamımıza etkisi, isimlerimiz bizi yansıtıyor mu?
7/10
·304 syf.·
2026 60. kitabı
İngiliz Yazar Florance Knapp 2025 te yazdığı kurgu romanında quilt yani yorgan tekniğini kullanmış;bu teknikte parçalardan bütüne giderek, zaman aralıkları kullanılarak, bağlantılar ile gelmiş, geçmiş dönemler arasında bağ kurarsınız. Bu kitapta da 1987den başlayarak zaman aralıkları kullanılmıştır. Farklı ve sıradışı bir roman okumak isteyenler için ilginç gelebilir. Yazar kitabı kocası 'Ian a sevgilerimle' ,diye başlatsa da ;eser de kötü koca Gordon'un izleri görülüyor. Bu alıntı baba Gordon'un hikayenin bencil adamı olduğunu kanıtlıyor. Birçok anne, bu alıntıda, kendini bulabilir;çünkü bebekler ilk olarak annenin sorumluluğundadır,çalışan bir baba gece uykusunu bölemezve genelde bu fedakarlığı anneden bekler. Gerçi annelik iç güdüsü çok farklı, evladınız için herşeyi yapabilirsiniz. Ama burada Gordon'un sözleri içime dokunmuştu. Coranın ne hissettiğini, gayet güzel anlatmış. Gecenin bir yarısı, Gordon'un ayağının bileğine battığını hissederek uyanıyor. "Aman Tanrım, Cora. Sabah işe gitmem gerek! Ben varken onun ağlamasını nasıl duyamıyorsun?" Cora monitörü kapatıyor ve bebeğin ağlamaları uzaktan gelen bir iniltiye dönüşüyor. "Ve örtülerle de yapma bunu; yatağa o soğuk havayı almadan dışarı çıkabilirsin. Biraz düşünceli ol." Ve bu dizeler,bir annenin yanlızlığını çık güzel dile getirmiş. "Çocuk odasının kapısını açar ve ses duyularını allak bullak eder, sanki biri hiç uyarıda bulunmadan müzik setinin sesini sonuna kadar açmış gibi. Arkasını dönmek ister. Bunun yerine bebeği beşiğinden alır, sallanan sandalyeye oturur, hıçkırıkları yavaş yavaş yerini küçük titremelere bırakır. Yatma vakti geldiğinde perdeyi çekmeyi unuttuğu mavi-siyah karanlığa bakar ve çocukluğundan bir görüntü zihnine üşüşür." Kitaba düşük puan verme nedenim ise, her ne kadar teknik olarak iyi
İsimlerFlorence Knapp · Domingo Yayınevi · 2026417 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
‘Ağrıdağı yol ver bana’ türküsü çınlar mısralarda
8/10
·128 syf.··
2026 14. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 05:00
Kısa hikayeden oluşan kitapta adalet, birlik olmanın diklik olduğu , geleneklerin her şeyden önce geldiği, ‘ben herkesten üstünüm’ düşüncesinin getirdiği zorluklar ince ayrıntılar ile işlenmiş. Hikâyenin kahramanı Ahmet fakir bir çobandır. Bir gün köyde evinin önünde sahipsiz bir at bulur. Bu atın onun kısmeti olduğu ve ne olursa olsun bu atı kimseye vermeye eğinin söyler. İş buya atın sahibi Mahmut Han adlı zalim bir beydir. O dönemde bir töre vardır: Bir kişi bir atı üç gün saklarsa artık o at onun sayılırmış. Ahmet de töreye güvenerek atı geri vermez. Egosu töre dinlemeyip öfkelenen Mahmut Han, Ahmet’i yakalatıp zindana attırır. Zindanda Mahmut Han’ın kızı Gülbahar Ahmet’in kaval çalışına sonra mavi gözlerine, sarı sakalına,ceylan bakışına âşık olur ve onu kurtarmaya çalışır. Han atı vermez ise Ahmet’in , Sofi’nin ve Ahmet’i getiren Musa beyin başını vuracaktır. Öyle ya kim Han’a karşı gelir de atını vermez. Ancak Ağrıdağı halkı, Beyazıt çevresi, Kürt beyleri ,dağ-taş Ahmet’in yanındadır. O yüzden kavalların acı türküleri,dengbejlerin yanık sesleri, Ağrıdağı’nın dinmez öfkesi çınlar durur köşe bucakta. Yeller ile çalınır kulaklara….Gülbahar büyük emekler ile, halkın desteğiyle, geleneklerin-törenin getirdiği birlik ile babası Mahmut Han’ın zulmüne karşı durur ve Ahmet’i kurtarmak için çare arar. Ahmet’ten Ağrıdağı’na çıkıp tepede ateş yakması istenir. Ağrıdağı bu dağa çıkanı geri sağ göndermez ancak Ahmet cılız ateşi yakar tepede ve geçit vermez görünen Ağrıdağı sevdiğine geri gönderir Ahmet’i. Zulme direniş, töre ve geleneklerin sağlamlığı, şeyhlerin hayatta yer edinişi, birlik olmanın karşısında kimsenin duramayacağı ve aşkın acizliği incelikle sıralanmış dizeler arasına. Kitapta kızdığım nokta Mahmut Ağa’nın geleneklere karşı gelmesini ‘sen Osmanlı olmuşsun
1000Kitap
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
Fazla kışkırtıcı, fazla tehlikeli, fazla KORKMAZGİL!
Puan vermedi·184 syf.··
2026 7. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 13:43
Neden haziran? “Haziranda ölmek zor da, temmuzda, ağustosta, mayısta kolay mı?” Kitabı elimde gören bir arkadaşım da öyle demişti, “Neden haziran?” “Benim ülkemde haziran, gül-gelincik-kiraz ayıdır. Yoksunluklarla geçen kıştan sonra gelen allı-güllü haziran, gerçek bir şenlik, bir şölendir. İsterim ki hiçbir canlı acı çekmesin, ölümün yüzünü görmesin bu güzel ayda.” Ve güzel bir temennide de bulunuyor. “Dilerim onüçüncü ayda ölesiniz!” “Ölmek bir şey değil doktor ondan sonrasını düşlemek beter.” Bir şair Hasan Hüseyin Korkmazgil, ve bir şair için en zor şeylerden biri de başka bir şairi kaybetmek olsa gerek! Nazım’ın öldüğünü duyuyor Haziran’ın 3’ünde ve şu dizeler dökülüyor dudaklarından, “Hava leylak ve tomurcuk kokuyor, uy anam anam, haziranda ölmek zor.” Ve birkaç yıl sonra Orhan Kemal gidiyor yine bir haziran ayında, yine aynı dizeler, yine kendiliğinden… Ve bir merak düşüyor içime, bakıyorum daha haziranda kimler gitmiş diye, Yalnızca Nazım ve Orhan Kemal değil ya, Kafka gidiyor yine Haziran’ın 3’ünde, bu şiirler yazılmadan çok daha önce, ve “Kalıcı değiliz şu dünyada, düşünmek acı,” diyen Cahit Külebi, olanca hüznüyle… “Sevmemek yangın uğultusu, sevilmemek yangındı.” Aylardan haziran, Yaz başı, Ben neden hâlâ üşüyorum? Ali Lidar Yalnızca şair değil Hasan Hüseyin Korkmazgil, Tabelacı, Arzuhalci, İnşaatçı… Halkın içinde, halktan biri… Bireyin iç dünyasını, varoluş sancılarını vesaire değil doğrudan toplumun sancılarını konu alıyor. Estetik kaygıdan uzak, bir şiir değil onun yazdıkları, bir başkaldırı! Fazla sert, fazla tehlikeli, fazla aykırı(!) Bu nedenle zorluklar içinde geçiyor hayatı, soruşturmalar, kitaplarının yasaklanması... Fotokopi ile çoğaltılıp dağıtılıyor, duvarlara panolara asılıyor. Nâzım'ın izinden, ondan daha sert,
Şiir
Haziranda Ölmek ZorHasan Hüseyin Korkmazgil · İş Bankası Kültür Yayınları · 2023449 okunma
Puan vermedi·68 syf.··
Beğendi
·
2022 165. kitabı
Haydar Ergülen'in "40 Şiir ve Bir..." adlı şiir kitabı, 1997 yılında yayımlanmıştır (ilk baskı Varlık Yayınları, sonraki baskılar Kırmızı Kedi Yayınevi). Şairin önemli eserlerinden biri olan bu kitap, Behçet Necatigil Şiir Ödülü (1997), Cahit Külebi Özel Ödülü (1997) ve Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü (1998) gibi prestijli ödüllere layık görülmüştür. Kitabın Yapısı ve Özellikleri Kitap, "Kırk Şiir" ve "Bir Dize" adlı iki bölümden oluşur. 40 şiir bulunur ve her şiir genellikle 20 mısradan oluşur, ardından ayrı bir mısra (ek dize) gelir. Kitabın sonunda ise ünlü dize yer alır: "Kırk şair birden olsam yazamam bir hevesi". Bu, kitabın adındaki "bir"i açıklayan ve aşk/heves temalı bir kapanış dizisidir. Şiirler aşk, yalnızlık, özlem, mavi rengi (şairin sıkça kullandığı bir imge), günlük hayatın sıradanlığı, çocukluk anıları ve geçmişe dönüş gibi temaları işler. Ergülen, orta yaşında (kitap yayımlandığında 41 yaşındaydı) çocukluğuna ve gençliğine dönerek hatıralarını şiire döker. Aşkı yoğun ama boğmadan, muzip ve duygusal bir dille anlatır. Mavi sıkça "sen" diye okunan bir metafor olarak geçer. Kitabın tanıtımında sıkça kullanılan şiirden bir bölüm: "Bu sabah şu denizi kirala mavi mavi hatırlayalım birbirimizi bu öğlen güneşi kirala da bir daha soğukluk girmesin aramıza..." Okuyucular ve eleştirmenler, kitabı "masmavi dizeler"le dolu, ruhu dinlendiren, empati dolu bir eser olarak tanımlıyor. Ergülen'in aşkı "aşkla yazmak" olarak gördüğü, şiirlerinin ten, ruh ve yağmur koktuğu söylenir. Haydar Ergülen (1956, Eskişehir doğumlu), çağdaş Türk şiirinin önde gelen isimlerinden biridir. Bu kitap, onun en sevilen ve ödül alan eserlerinden biri olarak önerilir. Eğer şiir seviyorsanız, kesinlikle okunmaya değer!
40 Şiir ve BirHaydar Ergülen · Kırmızı Kedi Yayınları · 20201,066 okunma
Güneş Çavması
Puan vermedi·644 syf.··
Beğendi
·
2025 56. kitabı
Varoluşla saklambaç oynuyorum, şimdilik genellikle sobeleniyor, nadiren sobeliyorum...Ama kim bilebilir? Her an oyun değişebilir ve "Elim sendeee..." diyebilirim! Zor zamanlarda okumak, hayatı kolay kılmak için yazmak iyi geliyor...Güneşi ve gülüşü unutmamalı...Bir de sardunyaları... Dünya Varmış diye başlar masal tadındaki romanlarımız. Içinde hapsolup yaşamak istediğim kitaplar... Gülerken biriyle muhabbet ediyor zannedildiğim, yanımda kimsenin olmadığı görülünce garip bakışlarla karşılaştığım kitaplar... Bilmedikleri benim de muhabbete izleyerek, dinleyerek dahil olduğumdu. 2014 ve 2015 de okuduğum, o gün bu gündür "Mavi senden Yeşil benden Hadi bahar olalım " diye umudu göğsümde tuttuğum dizeler... Hadi bahar olalım...
Duygu ve Düşünce
Güneş ÇavmasıEsra van der Wiel · Epsilon Yayınları · 2013463 okunma