Sence halkın ezici çoğunluğu hakikatin ne olduğuna aldırıyor mu? Umurlarında bile değil! Sadece rahat bırakılmak ve hayal güçlerini besleyecek masallarla kandırılmak istiyorlar. Peki ya adalet? Şahsi ihtiyaçları karşılandığı müddetçe onlar için bu kavramın da zerre kadar ehemmiyeti yok.
“İnsan dünyadaki en garip yaratık,” diye mırılandı. “Kartallar gibi uçmak istiyor ama kanatları yok. Aslan gibi kuvvetli olmak istiyor ama pençeleri yok. Ne kadar kusurlu yaratmışsın bizi, Allahım. Bir de yetmezmiş gibi bizlere kendi acizliğimizi idrak etme gücü vermişsin.”
“Hiçbir şeyi kesin olarak bilmiyoruz.” diye düşündü. “Üzerimizdeki yıldızlar sessiz. Sırtımızda yanılgılarımız savrulup gidiyoruz. Kesinlikle çok korkunç bir tanrı bize hükmediyor.”
"Aslında aşağıdakilerin işi çok kolay," dedi kısmen kendi kendine konuşuyormuşçasına. "Neticede onlar adına düşünüp karar alan biri var. Peki bizim mesuliyetlerimizin, acı veren iç hesaplaşmalarımızın neden olduğu sıkıntıyı kiminle paylaşacağız? Her yeni günle birlikte ölüme bir adım daha yaklaştığımızı bilerek nasıl huzur içinde uyuyacağız? Koca bir boşluğa düşmemize neden olacak ölüm korkusundan kime sığınacağız? Gece gökte binlerce yıldız gözlerimizde parıldıyor. Hâlâ hissediyor, düşünüyoruz. Ama o büyük an geldiğinde, kim hiçliğe uzanan nihai karanlığa koştuğumuzu bilmenin neden olduğu acıya ilaç olabilecek? Evet, aşağıdakiler için işler çok kolay. Onlara bir cennet yarattık. Ölümden sonra huzur ve mutluluğu bulacakları bir yer olduğuna ikna ettik onları. Bu yüzden de onları kıskanmamız gerek."