"Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında..." bu kitap insana kendini yeniden keşfettirir. Bence Edebiyatimiz, Tanpinar gibi bir çınar ağacının gölgesinde büyüyen çocuklardir. En sevimli olanın adına "şiir" denir. :)
"...Alnı hülyalım,
Önümden insanlar geçiyor
Tanıyorum hepsini
Ama kim bunlar
Niçin koşuyorlar şehre
Bu yüzlerindeki rahatlık neden
Ben mesutken bile rahat değilim."
Ahmet abi ile tanışma fırsatını yakaladığım fuarda, aldığım en güzel kitaplar arasında birinci idi belki de. İnsanın ruhunu doyuran şiirlere sahiptir bu adam. Hep okuyun canım arkadaşlarım.
Didem Madak! Yüreği maviden bir kuş olan kadın. Her kelimeni beynime kazısam böylelikle hep hatırlasam dediğim şiirleri barındıran bu kitabı kim bilir ne acılar ile yazdın... "Limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!" Dedin yalnızlığımıza Şiir adını koydun.
Kitapta Otomatik Portakal'ın yazarının evine girmesi olayı beni çok düşündürdü. Sanki Antony Burgess, yarattığı kahramınını evine davet ediyordu. Yani gerçek dünyaya. Çok tuhaf ama kitap bitince Alex beynimin içinde hala konusuyormuş gibi hissettim.