Kısacık ama ruha dokunan bir kitaptı. Annemin Kaburgası ve Çocukluğumun Evi öykülerine bayıldım. Yazar cinsel kimlik arayışını çok güzel işlemiş öykülerinde.
Kitap farklı bir teknikle yazılmış, kitabın ana karakterinin yaşadıkları onu tanıyan diğer karakterlerin gözünden bölüm bölüm anlatılarak aktarılmış. Fakat yazarın dilinin akıcılığı sayesinde bu bir sorun olmuyor. Kitabın arka kapağını okuduğumda kafamda canlanandan çok farklı bir hikaye ile karşılaştım ama yinede sevdim güzel ve farklı bir deneyimdi. Paulo Coelho
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve beni hikayesiyle derinden sarsan bir kitaptı. Kadının gördüğü değersizliği, ezilmişliği ve bunların karşısındaki çaresizliğini
iliklerinize kadar hissediyorsunuz okurken.
Kitabı 6 günde beğendim ama kötü ya da sıkıcı olduğundan değil bitmesin diye direndiğimdendi. Nermin Yıldırım’ın tüm kitaplarını okuyan biri olarak öykü kitabına da kalbimi bıraktım. Her bir öykü ayrı bir yarasına dokunuyor insanın. Okuyun ve içinde bir yerlerde kaybolun..
“.. gelmedi, beklenenler bunu çok sık yapar.”
Kafam dağılsın, çerezlik bir şeyler okuyayım diye başladığım kitap sakız gibi uzadı gerçekten. Bir ara hiç bitmeyecek sandım. Yazarın okuduğum diğer kitaplarına oranla daha durağan ve yavaş ilerleten bir kitaptı. Sevdiğim tek karakter Tink oldu. Serinin diğer iki kitabıda mevcut ama ne zaman okurum bilmiyorum.