Hastane kapısında başçavuşumuz, "asker misin, peşmerge mi?" diye soruyor, "yüzün gözün kan içinde" diyerek dalga geçiyor. "Peşmergeyim" dedim. Adama saldıracağım, tutuyorlar beni. Tırnaklarını sökeceğim, o kadar sinirlendim. Badimi hemen ameliyata aldılar, ayağı kestiler, çıktığında yarı baygındı. Askeri hastanelerde lo kal anestezi yapıyorlar. Uzun bir süre bir şey yiyemedim. Mayın patla dığında badimin ayağından kopan et parçaları yüzüme vurdu, ağzıma doldu. Devamlı tükürdüm. Alışkanlık oldu. "Arkadaşlarım, ae öyle makineli tüfek gibi tükürüyorsun" diyordu. Ben yutkunmaya çalışıyorum. Arkadaşımın ayağından kopan et parçaları hep ağzımda gibi. Ameliyattan çıktı, elimi tuttu, "hiçbirini sağlam bırakma, hepsini gebert" dedi. Sonra onu Diyarbakır'a götürdüler, protez yapmışlar, sevgilisi vardı ayağı koptu diye bırakmış onu, hep "dönünce evleneceğim" derdi. Şimdi çok içki içiyor..
Sayfa 242 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Mevsim yaz, sırt çantamda bisküvi var. Yere oturdum, badim de karşımda ufak bir kayalık var orada. "Kola ve bisküvi versene" dedi. Çantamı yere bıraktım, kola ve bisküviyi elime aldım. "Atsana," dedi, "yakalayamayacaksın, yanıma gel" dedim. Taşın üstünden ayağını attı. Güm! Mayın patladı. Bir takla attı havada, sağ ayağı tam dizinin altında koptu. Bir deri sarkıyor, ucunda üç parmak..
Sayfa 241 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“İnsan bu kadar büyük bir sevmenin içinden nasıl oluyor da öylece çıkıyor?” “Hemen çıkamıyor sanırım. Adım adım oluyor. Her gün biraz. Geri dönmek çok sık çeliyor insanın aklını, unutmanın yolu mayın tarlası gibi bir șey. Her şey sana onu hatırlatıyor, hep bir acaba yeniden denesek nasıl olur hissi yokluyor kalbini. ‘Bir mesaj mı atsam?’ diyorsun. Kapısına gitsem. mesela, ne der? Duramıyorsun yerinde. Ama giderek uzaklaşıyorsun ondan. Geri dönmek anlamsız bir hayale dönüşüyor bir noktada. Umut bitince dönmenin pek bir anlamı kalmıyor çünkü. Bakıyorsun, dönebileceğin bir yer değil attık orası, kendini mecburen yeniden düzenliyorsun. Kendini başka bir ihtimale ikna ediyorsun. Kalp de soğuyor bir gün. Yaşamaya devam edebilmek için buna mecbur çünkü.”
Sayfa 71
PKK'lıyla karşılaşınca, o ateş edince ateş edebilecek miyim" diye düşünürdüm. Kafamda böyle bir soru vardı, düşman yoktu. Sonra düşmanı mayın olarak gördüm. Arazide kullanıldıkları için katır veya başka hayvanlar için "öldür" emri geliyor. Öl düremiyordum. Öldürme açısından askerler daha istekliydi. En azından hayvanları korudum, onlar için "öldür emri" vermedim..
Sayfa 226 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Yine mayın sesi, tuzaklamayı kontrole almak isterlerken yanlışlıkla mayını patlatıyorlar. Bir üsteğmen, bir de asker yaralanıyor. Çatışmaya girmeden mayınlar.... Terörist grupları görebiliyorsun, toprağın altını göremediğinden hangi adımda mayın çıkacağından tereddüt duyuyorsun..
Sayfa 225 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Operasyona gidiyorsun, mayın yerleştirmişler, 126 kişi geçiyor, yüz yirmi yedinci sen oluyorsun, arkandaki mayına basıp ölüyor. Yüz yirmi yedinci kişiydim, yüz yirmi sekizinci arkadaş mayına bastı, öldü..
Sayfa 210 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı