Meryem bu kadar çok kadının nasıl olup da aynı bahtsızlığa düştüğünü, hepsinin de nasıl böylesine berbat erkeklerle evlenebildiğini merak etti. Yoksa bu, evli kadınlara özgü, kendisinin bilmediği bir oyun, pirinç ıslamak ya da hamur yoğurmak gibi gündelik bir ritüel miydi?
“Bunlar, dişsizlerin ağrı çekmemesi gibi, idrak acısına yabancı, ne biçim insanlar? Üstelik, kara cübbeler içinde ilim kürsülerine kurulmuş, rahatça oturuyorlar. Ulvi disiplin diye tarif ettiğim şeriatı anlamamaları şöyle dursun, mücerret disiplinden tiksindiklerini farkedemiyorlar.”