mehmet temiz

mehmet temiz
üniversite
kahramanmaraş
3619 okur puanı
Ağustos 2016 tarihinde katıldı

mehmet temiz

, bir kitap okudu
10/10
·860 syf.··
Beğendi
·
10 günde okudu
·
2025 27. kitabı
Hans Fallada
7.7/10 · 68 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·184 syf.··
Beğendi
·
2025 26. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 13:23
Bugüne kadar okuduğum kitaplarında insan-insan ilişkilerini anlatarak bizlere harika mesajlar veren Sandor Marai bu kitabında farklı bir konuyu bize sunuyor. İnsan-hayvan ilişkileri. Yazar bu alanda da yine muhteşem bir anlatım sunuyor. Budapeşte'de yaşayan bir yazar ve sahiplendiği bir köpek üzerinden konuya yaklaşırken bizlere yine ilginç mesajlar veriyor. Hayvanların da bir ruhlarının ve duygularının olduğunu, fizyolojik ihtiyaçlarının yanı sıra tıpkı insanlar gibi üzüldüklerini, sevindiklerini, kızdıklarını, kin duyduklarını kısaca düşünce ve duygusallıklarının olduğunu gözler önüne seriyor. Ben beğenerek okudum. Herkese, özellikte de evinde evcil hayvan bulunduran veya bulundurmayı düşünenlere okumalarını tavsiye ederim
CsutoraSándor Márai · Can Yayınları · 2025457 okunma
10/10
·840 syf.··
Beğendi
·
2025 25. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2025 16:32
Tarih kitaplarıyla, dönem romanlarının en büyük farkı; bence, tarih kitaplarının okuyucuya olayları sadece anlatmasına karşılık, dönem romanlarının olayları adeta yaşatmasıdır. Hele hele böylesine muhteşem denecek derecede ustalıkla yazılmış bir dönem romanı ise kendinizi olayların izleyicisi değil, adeta direk yaşayan biri olarak görmenize sebep olur. Yazar Elsa Morante, bu kitabında bizi 1941-1947 yıllarının Roma'sına götürüyor ve bir grup insanının yaşadıkları üzerinden bir çok mesaj veriyor. Savaşı anlatıyor ama savaş meydanından, askerlerden değil, normal, sade vatandaşın üzerinden anlatıyor ve savaşın ne derece yıkıcı olduğunu, ne derece parçalayıcı, yok edici olduğunu, sadece insanları , hayvanları, binaları, şehirleri, kısaca dağları, taşları yok etmekle kalmadığını, en büyük tahribatı ise yaşayanların ruhlarında yaptığını gözler önüne seriyor. Savaş meydanı olmadan müthiş bir savaş eleştirisi yapıyor. İdeoloji sahibi olmadan müthiş bir ideoloji eleştirisi yapıyor. Tüm ideolojileri aynı kefeye koyarak, aslında ideolojinin kedisinin direk iktidar sahipleri olduğunu öne sürüyor. Ve tarih için, varlıkların hiçbir öneminin olmadığını adeta vurgulayarak, ne olursa olsun tarihin yoluna devam edeceğini bildiriyor. Kitapta , Roma'da otuzlu yaşlarını yaşayan dul bir öğretmen olan İda isimli bir kadının hayatına odaklanıyoruz. İda, 1940 yılının ilk günlerinde Roma'nın göbeğinde bir Alman askerinin tecavüzüne uğruyor. Kitaptaki olaylar bu tecavüzle başlıyor. Kadının zaten zor olan yaşantısı bu tecavüzün ardından daha da zorlaşıyor. Savaş yılları, Alman işgali, yokluk, sefalet, açlık, yersizlik, yurtsuzluk ve ırk ayrımı. Kısaca savaşın adeta yok ettiği koca bir şehirde bütün bunlara tek başına göğüs germeye çalışan iki çocuklu dul bir kadın. Ve Bütün bu dönem
Ve Tarih Devam EdiyorElsa Morante · Can Yayınları · 202558 okunma
Puan vermedi·488 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2025 16:28
1923 yılının sonbaharında Rusya'nın Tataristan bölgesindeyiz. Ekim Devrimi ve arkasından gelen iç savaş bölgede taş taş üstünde bırakmamış. Bunu bir de korkunç bir açlık dalgası takip etmiştir. Kırsal kesimler tamamen boşalmış, insanlar yiyecek bulma umuduyla başkent Kazan'a akın etmişlerdir. Maalesef ki yeni kurulan Sovyet hükümet bu açlıkla mücadelede bir ilerleme kaydedememiş, sonuçta toplu ölümler ve katliamlar baş göstermiştir. Anne-babaları ölen ve sokaklarda kalan 150 bin civarındaki kimsesiz çocuğu ise farklı bir son beklememektedir. Hükümet son çare olarak bu çocukları katarlarla açlığın olmadığı diğer bölgelere nakletme kararı alıp uygulamaya koyar. İşte bu kitapta bu katarlardan biri anlatılmaktadır. Çağdaş Rus Edebiyatının önemli yazarlarından bir olan Tatar asıllı yazar ve senarist Guzel Yahina bu kitabında bizi kendi doğup büyüdüğü Kazan şehrine götürüyor ve 1923 yılı sonbaharında, kimsesiz 500 çocuğun bir katarla açlığın hüküm sürmediği Türkistan bölgesine götürülüş hikayesini kurgulayarak bize anlatıyor. Üzerinde doğru düzgün giyeceği olmayan, yalın ayak, aç ve kimsesiz 500 çocuk. Yol uzundur. Haftalar süren bu yolculukta mücadele edilecek o kadar çok şey vardır ki Semerkand'a sağ salim varılabilmesi bir mucize olarak kabul edilmektedir. Açlık, giyinme, bulaşıcı hastalıklar, ısınma, katarın yakıtı, su ve hijyen, geçilecek bölgelerde yer yer devam eden iç savaş başlıca sorunlardır Yazar kitapta sadece bir yol hikayesi anlatmamaktadır. Olayın karakterlerinin hem önceki yaşadıklarını anlatmakta hem de iç dünyalarını bize yansıtarak geniş tahliller de yapmaktadır. Ayrıca bölgede yaşanan kaos ve boyutları hakkında da çok dramatik bilgiler vermektedir. Ben beğenerek okudum. Bu tür dönem romanları sevenlerin de okumasını tavsiye ederim.
Semerkant KatarıGuzel Yahina · Everest Yayınları · 202468 okunma