“(...) şu yeni tektanrılı dinlerde hayat çok sıkıcıydı doğrusu. Çünkü Tanrı tekti, kadın mı erkek mi olduğu bile belli değildi, bir biçimi yoktu ve doğal olarak hiçbir maceraya girmiyordu. Bunun üzerine insanlar eski alışkanlıklarını sürdürmek üzere kendilerine yeni tanrı ve yeni tanrıçalar yaratmışlardı. Bunlar ya film yıldızı oluyordu, ya futbolcu, ya manken, ya politikacı, ya boğa güreşçisi, ya da tenis oyuncusu.”
Biz kadınlar,
Camdan büyük bir fanusun içindeyiz
Korseden sütyene mahpus yaşarız
Namus diye biri karar verir;
başımızı örtmemize,
eteğimizin uzunluğuna.
Pantolon yasaktır bize
Tahrik edermiş erkekleri.
Denize bile kendimizi,
çepeçevre kuşatıp girmeliymişiz
ya da en iyisi girmemeliymişiz.
Çocuktum, kursa gönderdi annem
Yazmamı bağladı, bi' de öptü yanağımdan
Sakallı bir adam, aldı beni kucağına
Ders bitip herkes gittikten sonra.
Annemi mutlu etmek için okudum,
onun kucağında Kuran'dan sayfaları birer birer
Yanağımı okşadı sakallı amca
Ben besmeleyi okumaya çalışırken.
Uyardı beni, dudağıma dokunup eliyle,
Baştan okudum besmeleyi, bu sefer hatasız.
Bacağımı okşadı sakallı amca
Ben Fatiha'yı okumaya çalışırken.
Uyardı beni, orama dokunup eliyle,
Baştan okudum Fatiha'yı, bu sefer hatasız.
Sakallı amca karar verdi;
yazmamı açmama
eteğimi çıkarmama
Ben İhlas ile Nas'ı okumaya çalışırken,
Uyarmadı beni bu sefer, dokundu sadece…