Ölmediğinden yaşıyor mecbur , ölemediğinden...
önsöz'den
"Yazmasam ölecektim," derler ya, yazmasam ölemeyecektim gibi, mecbur kaldım.
Sayfa 10 - Önsöz·Kitabı okuyor
Reklam
Rastlantı dünyanın yüce efendisi haline geldiğinden ve insanların kaotik ve arızi koşulları görece tutarlı yapay modellere dönüştürmeye ihtiyaç duymasından ötürü, kitlelerin gerçeklikten kaçışı, içinde yaşamaya mecbur oldukları ve var olamadıkları dünyaya karşı verilmiş bir hükümdür.
Son
"Üzülme," "dedi." insan bazen mecbur kalır bunu yapmaya.
Sayfa 116·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Düşmanlarımızın ruhunda dâvamızın birgün mutlaka muzaffer olacağına dair bir ukde yaşamaya başlamıştır. Nihayet, dâvayı kösteklemek için, dâva mümessillerini şahsen kötülemeye ve taraftarlarının gözünden düşürmeye çalışmaktan başka birşey yapamamalarında, silindir gibi yol alan dâvayı cepheden herhangi bir barajla durdurabilmek ümidini kaybettiklerine dair bir işaret vardır. Şimdi bütün ümit, silindirin şöförile tekerlekleri arasındaki münasebeti örseleyebilmekte; ve silindirin kendi kendisini tamir için sarfa mecbur kalacağı zaman paylarından faydalanmaktadır.
Sayfa 52 - (12 Ağustos 1949, Cuma Büyük Doğu Dergisi s.: 23)·Kitabı okuyor
Alıntı
Bu Kitabı Neden Yazdım?
Ben mecbur kaldım. Yavrum öldü. Dağın altında kaldım. Sonra dağınık altından ufak ufak nefes aldım. Sonra göğe baktım. Sonra gördüğüm herkesi çevirip "Biliyor musunuz Ekin öldü," demek istedim.
Sayfa 9 - Önsöz·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam