Bu sene bilhassa mecelle dersleri çok zevkliydi. Yoğunluk vs. öyle böyle derken bitti çok şükür. Yazı dolu dolu geçirebilmeyi, seneye için güzel bi hazırlık yapabilmeyi Rabbim nasip etsin
Duygu ve Düşünce
AİİT-II
Türk tarihinin ilk medeni kanunu Mecelle'dir.
Tarih
Reklam
Nisanın da hayırlısı...
Hamd alemlerin Rabbine, salat ve selam O'nun pak Resulüne olsun. Dua ile başlayalım ki kelamımız bereketlensin, kalbimiz selamet bulsun. Allah bizleri haktan, adaletten ve vicdan terazisinden ayırmasın; diliyle, eliyle mümin kardeşine pusu kuranların şerrinden muhafaza eylesin. Ama bilinsin ki, haksızlığı kendine şiar edinenlere beddua ile bitirmek de bu yolun bir gerçeğidir. Kur'an ve sünnet bellidir. Gelenek, kültür ve hatta hukuk da bellidir. İnsanlık tarihi boyunca adaletin en temel sütunu şu olmuştur: Kişinin suçu kesinleşinceye kadar o kişi masumdur. Mecelle de "Beraat-i zimmet asıldır" diyerek bunu söyler, Roma hukuku da, bugünün dünyası da bunu haykırır. Peki, dönüp etrafımıza baktığımızda gerçekler böyle mi? Ne yazık ki hayır. Önyargılarımız zihinlerimizin her köşesini esir almış, kalpleri karartmış. Sırf kendi fikrimiz, kendi hırsımız haklı çıksın adına her şeyi meşru görüyoruz. Yalan, iftira, haksızlık hak getire... "Biz haklı olalım da dünya yanmış umrumuzda mı?" mantığıyla hareket eden maskeli bir güruh türemiş. Burası da tam olarak böyle bir bataklığa dönmüş durumda. Herkes birer kafatasçı, herkes birer ahlak bekçisi kesilmiş. Adam kadına medenice bir "merhaba" demiş, hemen arkasından dedikodu kazanları kaynatılıyor, adı çıkartılıyor. Ulan ne yapsaydı adam, ne? Nasıl konuşsaydı? Gerçi o adamda da biraz karakter, biraz feraset olsaydı zaten senin gibisinin seviyesine inip yazmazdı; ancak belli ki seni insan bilmiş, insan yerine koyup aldanmış. Soruyorum size, bir insanla tanışmak, selamlaşmak için ilk adım "merhaba" demekten başka ne olmalıydı? __Hasılıkelam, herkes yerini de, haddini de, hududunu da bilecek! Bilmeyene, fütursuzca sağa sola çamur atana haddini bildirmek için biz her zaman buradayız, buraya da surlar gibi dikilmeye devam
Duygu ve Düşünce
Cevdet Paşa Mecelle Layihası’nda “hakimlerin artık vicdanlarına göre değil kanuna göre karar vereceklerini” yazmıştı. Anayasa hukukunda Montesquieu neyse, ceza hukukunda Beccaria odur. Beccaria’nın 262 sene önce felsefi planda açtığı çığırdan, bugün bütün anayasalarda ve bizim anayasamızda şu hüküm vardır: “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” (Madde 38) Yani devlet başkanı, bakan, vali, kumandan, partici, nüfuzlu kişi hakime müdahale edemeyeceği gibi, hakim de göze girmek için veya ideoloji gayretiyle kanunun öngörmediği bir cezayı veremez, kitabına uyduramaz. Siz ölçün artık ne ölçüde “hukuk devleti” olduğumuzu ve olmadığımızı. TAHA AKYOL KARAR 22 MAYIS 2026
Bu çok doğru bir ifade. Hatta islam terminolojisinde ve Mecelle de bir maddenin başlığıdır ; seddi zerai. Yani şerre sebebiyet verecek kötülüğe neden olacak şeyin önüne geçmek. Çok güzel bir insani ve islami bir ahlaktır.

Erkan Çeliksoy

@Erkan006
·
Hayra vesile olmak gibi, şerre engel olmak da fazilettir.
Alıntı
Günün nasibi.
Ehemmi mühimme tercih etmek", çok önemli (ehem) olanı, sadece önemli (mühim) olana yeğlemek anlamına gelen, zaman yönetimi ve önceliklendirme prensibidir. Mecelle'de geçen "ehem mühimme müreccahtır" (en önemli, önemliye tercih edilir) kuralına dayanan bu yaklaşım, işleri aciliyet ve önem sırasına göre yapmayı ve en hayati olana odaklanmayı ifade eder.
Reklam
Reklam