Esra

Esra
@mecikdolly
vi chiedo perdono; io sono una tigre di montagna.
dokuz eylül üniversitesi
istanbul
449 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
herkesin hayatında en az bir tane olan insan tipi
Joan hiçbir şeyden mutlu olmayan ve başkalarının mutlu olmasına da tahammül edemeyen bir kadın. Etrafındakilerin de sürekli hoşnutsuzluk içinde olmasını ister. O yüzden seni neyin mutlu edeceğini bilmemeli. İstediğin şeyin tam aksini istediğine inandır onu. O zaman her şey istediğin gibi olur. Göreceksin.
Duygu ve Düşünce
Kitap hırsızı isimli okura yanıt verildi
Esra
😄😄
Biraz sitem biraz merak
Bir şey dikkatimi çekiyor son zamanlarda: Çok kitap okuyan ama hiç inceleme yazmayan profiller… Elbette herkes yazmak zorunda değil. Kimse kimseye okuduğunu anlatmakla yükümlü değil. Okumak zaten başlı başına kişisel bir deneyim. Ama yine de içimde bir soru beliriyor: O kadar kitabın ardından tek bir cümle bile kalmıyor mu içinizde? Çünkü bana göre bir kitabı bitirmek, sadece son sayfayı kapatmak değil. Asıl mesele, o kitabın bizde ne bıraktığı. Bir karaktere kızdık mı? Bir cümlede durup düşündük mü? Altını çizdiğimiz bir yer oldu mu? Bazen sadece “Şu sahne beni çok etkiledi.” demek bile yeterli. 1000Kitap’ı güzel yapan şey sadece kaç kitap okuduğumuz değil, o kitapların bizde bıraktıkları izler. Liste yapmak güzel, hedef koymak güzel ama bir kitabın bizde açtığı kapıyı paylaşmak bence başka bir bağ kuruyor. Belki de okuma deneyimini tamamlayan şey biraz da bu. Mükemmel bir inceleme yazmak zorunda değiliz. Edebiyat eleştirmeni olmak gerekmiyor. Uzun uzun analizler yapmak da şart değil. Bazen iki satırlık samimi bir duygu, sayfalarca teknik yorumdan daha gerçek oluyor. Belki de mesele yazmak değil; görünür olmak. Belki de mesele “Ben bu kitabı okudum.” demekten çok, “Bu kitap bana şunu hissettirdi.” diyebilmek. Bu bir eleştiri değil aslında, daha çok bir merak. Çünkü her okurun içinde bir cümle saklı olduğuna inanıyorum. Ve o cümleyi okumak, en az kitabın kendisi kadar kıymetli geliyor bana. Siz ne düşünüyorsunuz? Okumak mı yeterli, yoksa paylaşmak mı tamamlıyor o deneyimi? 🌙
Esra
normalde yorum yapan birisi değilim ama fikir belirtmek istedim genel. benim için burası zihinsel arşiv. neredeyse her şeyi kendim için yapıyorum. beğeni sayısı, görüntülenme açıkçası hiç umrumda değil. ben nasıl bazı insanların (sayıları çok az) incelemelerinden bazı gönderilerinden faydalanıyorsam, belki benim yazdıklarım da benim gibi düşünen birkaç kişiye fayda sağlar.
Raffaello - Elisabetta Gonzaga
Elisabetta Gonzaga, Urbino'daki kültürel hayatın en önemli figürlerinden biriydi. Sanat ve edebiyat aşığı olarak bilinen düşes, Baldassar Castiglione'nin The Book of the Courtier (Saraylılar Kitabı) adlı eserinde sık sık adı geçen önemli bir figürdür. Bu kitapta düşes tam bir sanat insanı olarak tanımlanır. Castiglione kendisinden de zarafetin vücut bulmuş hâli olarak bahseder. Raftaello'da bu özelliklerin hepsini panel üzerine yağlıboya olarak aktarmayı amaçlamış ve bunu başarmıştır. Amacı idealize bir form yaratarak düşesi hem güzel hem zeki hem kültürlü hem de oldukça asil bir görünüme sahip olacak şekilde yansıtmaktır. Bu portrede (çoğu Rönesans ressamının yaptığı gibi) eller ve kollar kompozisyona dahil edilmemiş, düşesin omuzları, gövdesi ve yüzüne odaklanılmıştır. Arka planda yine çok sık rastladığımız bir Rönesans resim sanatı özelliği olan manzara uygulaması ile karşılaşıyoruz. Manzara çoğu resimdeki gibi sakin, huzurlu ve oldukça yeşil. Arkada yükselen tepeler ve ağaçlarla dolu bu manzara, Urbino nun doğal güzellikleriyle ne kadar özel bir memleket olduğunu vurgularken izleyicinin de düşes figürünü daha derinlikli bir fonda algılamasına olanak tanınıyor. Celil Sadık
Esra
Figürün alnındaysa hepimizin dikkatini ilk an itibariyle çeken bir akrep var; bu, düşes için özel tasarlanmış bir tılsımdır. Amacı ise muhtemelen düşesin çocuk sahibi olma isteğidir. Dükün kısır olması nedeniyle ailenin soyunu devam ettirmesi için özellikle bir erkek evlada hasret oldukların biliyoruz. Akrep de doğurganlığı ve cinsel gücü sembolize eden bir figür olarak bu portrede gizli mesajını veriyor. (Varsayımlardan biri de Raffaello’nun, düşesin burcuna bir gönderme yapmak maksadıyla bu tigürü işlediğini öne sürer.)
Michelangelo, Via Larga'daki sarayda üç yıl kaldı. Ve yalnızca iki kabartma yaptıysa, bundan kolaylıkla şu sonucu çıkarabiliriz: Bütün o süre boyunca, Bertoldo bahçesindeki eğitiminin yanı sıra, dinlemiş, okumuş, sorular sormuş; başka bir deyişle, ruhunu, sonradan onu klasik dünya ile modern dünyanın, pagan ileti ile Hıristiyan iletinin en büyük uzlaştırıcısı haline getirecek olan bilgi pınarıyla beslemiş olsa gerektir.
Sanat
Yusuf Taha isimli okura yanıt verildi
Esra
kesinlikle