Puan vermedi·358 syf.··
2026 13. kitabı
@kasimcansarikaya @adaletyayinevi #gençbirağırcezahakimininanıları kitabı ile geldim sevgili okurlar. Başta okurken acaba konu olarak ağır gelir mi diye düşünmüştüm bilmediğim bir mecra ‘hukuk’ ama konular ,dili okura o kadar hitap ediyor ki sadece hukukçular değil biz gibi okurlarında anlayacağı türde. Kitap boyunca yalnızca suçları değil; vicdan, merhamet ve adalet arasındaki ince çizgiyi de sorguluyorsunuz. Özellikle ağır ceza mahkemelerinde geçen olaylar, okuyucuyu zaman zaman sorgulatıp zaman zaman güldürmeyi başarmış. Sadece kendinin değil meslektaşlarının da hikayeleri güldürüp şaşırtıyor insanı. Kısacası hem hukuk meraklılarına hem biz okurlara hitap eden değerli bir eser ortaya konmuş. Edebiyatçılardan alıntılarla süslenmiş olması kitaba ayrı bir dil ve değer katmış bence. Severek ve zevkle okuduğum bir eser oldu.Benim sevdiğim en iyi başlıklar; Kırk yıl süren küslük Beraat edemeyen sanık Tanığa parmak atan sanık Lütfen beni tutuklayın . . . #365gun365kitapp #kitapalıntıları #kitapönerisi #reklam
1000Kitap
Genç Bir Ağır Ceza Hâkiminin AnılarıKasımcan Sarıkaya · Adalet Yayınevi · 202483 okunma
Neden kaybolduk ve kendimizi kaybettik
Puan vermedi·320 syf.··
2026 12. kitabı
Kitap odaklanma üzerine bir tez ile karşımıza çıkıyor. Odaklanmamızı neden kaybettik ve dikkat sürenizi neden azalttık. Birçoğumuzun zannettiği gibi olayı Sadece sosyal mecra üzerinde değerlendirileceğini düşündüm ve kitap aynen de öyle başladı. Fakat yediğimiz içtiğimizden, hava kirliliğine, oyun oynamamızdan, uyku düzedileri, stres düzeyinden Eğitim kalitesine ve daha birçok sebepleri de içine katan bir odaklanma problemi silsilesi karşımıza çıkartıyor kitap. Bütün bu problemleri akıcı bir halde anlatan kitap tam olarak bir sonuca varabiliyor mu bilmiyorum. Ama şunu söyleyebilirim ki bir sonuca varmak için ciddi manada çaba sarf ediyor. En azından bir yerden başlamak gerektiği konusunda bu kitabı mutlaka okumalısınız. İyi okumalar dilerim
Çalınan DikkatJohann Hari · Metis Yayınları · 20245,3bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
7/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 06:46
"Sonucunu denetleyemediğiniz bir durumda kötü bir fikrin iyi bir fikir olduğunu söylemeli ve sahte iyimserliğinizi bu yığına katınca terazinin doğru yöne gideceğini umut etmelisiniz." Nina,sahtekârlığı kendine meslek edinmiş genç bir kadın.Zor şartlarda annesi ile büyümüş hayatın adaletsiz yanında kendine bir yol çizmiş. Vanessa Liebling ise varlıklı bir ailenin iki çocuğundan biri.Ayrıcalıklı,paranın,sosyal statünün içinde büyümüş ve bunun çok farkında. İki farklı kadın ve etraflarında olan olayların yanı sıra sosyal medyanın da gerçekten uzak bir mecra olduğunu kaleme almış yazar.Dışarıdan bakıldığında çok mutlu görünen Vanessa aslında sevgiye aç yanını sosyal medyada gidermeye çalışır. Tahoe gölünde bir araya gelen bu iki kadın geçmişten bu güne gelen tanıştıkları olsa da aslında birbirine düşman. Kitap ilk sayfalarda biraz yavaş ilerliyor ama konu güzel olduğu için sıkmadan okunuyor.Ama ilerledikten sonra kitap müthişsayfalar hızla akıp bitti.Geçmiş ve günümüz olarak ilerliyor.Aşk,nefret,intikam ve dostluk... Türü severlere tavsiye ederim "Bu dünyada yaşayanlar ikiye ayrılır:bir şeylerin kendilerine verilmesini bekleyenler ve istediklerini kendileri alanlar." "Ne kadar kutsal ya da kötü ruhlu olsalar da hepimiz sonunda annelerimizin çocuklarıyız,ama onların sevgisini yitirmek temelinizi sonsuza kadar çatlatan depremdir.Kalıcı hasar oluşur."
Kıymetli Küçük ŞeylerJanelle Brown · Altın Kitaplar · 2026156 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 08:55
Bol vakitli okumalar Kitabı okumayanımız yoktur aramızda diye düşünüyorumBenim eseri ikinci okuyuşumdu ve altını çizmediğim ne çok yer varmış diye uça uça okudum… Roman, yazarın 1943’te yayımladığı üçüncü ve son romanıymış, Roman genel olarak Raif Efendi ve Maria Puder’ın Berlin’de yaşadığı unutulmaz aşkı konu alıyor.İlk cümle şöyle başlıyor: “Şimdiye kadar tesadüf ettiğim insanlardan bir tanesi benim üzerimde belki en büyük tesiri yapmıştır.” Bunu söyleyen Rasim yani Raif Efendi’nin günlüğünü okuyan onun iş arkadaşı ve romanın çerçevesi bir nevi. Alıntılar öyle çok ki … Birkaç tane görsele ekledim buraya sadece kitap yorumlarımı eklemek istedim. Kitap insanı içine öyle bir alıyor ki zaman kavramınızı yitiriyor adeta o anda sanki Maria ya da Raif’in yanı başında oturuyor onları izliyor izlenimine kapılıveriyorsunuz. Onları okurken bu çağda -teknolojinin her yeri sardığı- olmaktan utandım; çünkü onların birbirlerine bir çırpıda ulaşabileceği , iletişim kurabileceği hiçbir mecra yok -karşılıklı oturup konuşmaktan başka- Birbirleriyle yaptıkları aşka dair münakaşalar, Maria’nın kendini ifade edişi -kimseye kapılmama- tüm konuları derinlemesine konuşup birbirlerini anlatmaları o kadar naif ve gerçekçiydi ki insana sonunda böyle olmamalıydıyı hissettiriyor… Kitapta en sinirlendiğim kişi Raif… ya bir insan kızını nasıl görmezden gelir nasıl bunca yılın ardından sevdiğinden arda kalan tek canlı hatırayı yok sayar aklım almıyor bir türlü, haksız mıyım? Aşamıyorum. O miniğin bir akraba kolunda sürüklenmesini aşamıyorum… Raif yatak döşek olmakla az bile kalmış bence neyse olaylar böyle işte bir de şey; Yazar bu romanı bir kolu kırık halde askerdeyken yazdığını biliyor muydunuz? Duyunca çok şaşırmıştım ve gerçekten de Berlin’de bulunduğu dönemde Maria adında
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,5bin okunma
10/10
·162 syf.·
2026 77. kitabı
Risale-i Nur Müellifi Said Nursi, Hayatı, Eserleri, Mesleği Eşref Edip Eşref Edip Fergan, Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan süreçte fikir hayatında iz bırakmış mühim bir kalemdir. Özellikle Mehmet Akif Ersoy ile birlikte çıkardıkları Sebilürreşad dergisi, dönemin düşünce dünyasını anlamak açısından önemli bir mecra olmuştur. Yazarın kalemine olan aşinalığım, daha önce okuduğum Kara Kitap adlı eserine dayanıyor. Bu eserinde tek parti dönemini ele alış biçimi, Eşref Edip’in meseleleri kendi perspektifinden, açık ve cesur bir üslupla değerlendirdiğini göstermişti. Bu esere gelecek olursam... 162 sayfa olmasına rağmen eser, Said Nursî’nin hayatını ana hatlarıyla ve derli toplu bir şekilde sunan kapsamlı bir çalışma niteliği taşıyor. Kitap yalnızca klasik bir biyografi değil aynı zamanda Nursî’nin eserlerinden, bölümlere yer vererek okuyucuya doğrudan onun fikir dünyasına temas etme imkânı sağlıyor. Bunun yanında, dönemin farklı kalemlerinden yazıların eklenmiş olması da eseri zenginleştiren bir unsur. Özellikle benim her okuduğumda keyif aldığım, Osman Yüksel Serdengeçti’nin “Said Nur ve Talebeleri” başlıklı yazısı, etkileyici üslubu ve derinliğiyle dikkat çekiyor. Eserin son bölümünde ise Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin mahkeme süreçleri ve aldığı beraat kararlarına yer verilmesi, onun hayat mücadelesinin hukuki boyutunu da gözler önüne seriyor. Bu kitabı okurken en çok dikkat çeken hususlardan biri, Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin farklı dönemlerde sergilediği tutarlılık ve güçlü iradedir. Osmanlı’nın son döneminde II. Abdülhamid’e karşı siyasi tavrından, 31 Mart Vakası sonrasında yargılandığı süreçteki duruşuna, I. Dünya Savaşı yıllarında Rusya'da esaret altındayken Grandük
Din
Risale-i Nur Müellifi Said Nursi, Hayatı, Eserleri, MesleğiEşref Edip · Sözler Neşriyat · 19901 okunma
10/10
·320 syf.··
2026 47. kitabı
Selam Sosyal medya ve güvenilirlik konusunda ne düşünüyorsunuz Sosyal medyada bir şekilde yer alıyoruz, paylaşımlar yapıyor,dostluklar kuruyor ve yeni şeyler öğreniyoruz. Bana göre faydaları büyük bir mecra . Ancak bir de korkulan yönü var Karşındaki kişi aslında gösterdiği, anlattığı kişi mi? Yoksa bizi bir ilizyonun içine mi sürüklüyor... Ne kadar güvenilir karşımızdaki hesap Bir gün önce DM den konuşup bana canım deyen sonraki gün de takibi bırakan,engel atan çok insan gördüm ki bunlar en basitleri!!! Bir de işin tehlikeli boyutu var. Her anını, evinin içine ve çocuklarını paylaşanlar... Sizi kimin ben takip ettiğinizi bilemezsiniz! Neslihan Uca 'nın yeni kitabı #burasıgüvenli tam da böyle bir konuya değiniyor. Sosyal medyada sadece yazışarak bir insana ne kadar güvenebiliriz??? Sinem sosyal medyayı aktif kullanan , tarifler ve özel hayatından kareler paylaşan biridir. Eşinin işi dolayısıyla Frankfurt'a taşınırlar. Taşındıkları kasaba güvenli, sakin bir yerdir. Orada yaşayan Türkler ile karşılaşır ve yakın arkadaş olurlar. Üç yaşındaki kızı Duru'da onların çocukları ile birlikte kreşe başlar. Her şey çok güzel gitmektedir. Herkesle hemen yakınlaşamayan Sinem burada hemen kaynaşmıştır. Taşındıkları zaman yaşadığı tatsız ve can sıkıcı durumu hatırlamak istemese de posta kutusuna bırakılan bir kart ile kendini hatırlatır. Sinem'in çevresinde onu düşman olarak gören ve intikam almak isteyen biri vardır ve Sinem bu durumun tam olarak farkında değildir... Sosyal medyanın farklı bir yönüne dikkat çeken kitap merak ve gerilimi sonuna kadar canlı tutuyor. Masumca yapılan bir paylaşım ve gelen tatlı yorumların arasına gizlenmiş farklı niyetli insanların da bulunabileceğini, ailemizin, çocuğumuzun bu kötü niyetli insan(lar)ın hedefi haline gelebileceğini okumak
Burası GüvenliNeslihan Uca · Maceraperest Kitaplar · 202510 okunma