Daha önce farklı bir baskısını okumama rağmen bir hediye vesilesiyle pratik baskısınıda okuma fırsatım oldu hamd olsun :)
İkinci kere okuyunca farkettim ki; değişen takvim yapraklarıyla beraber gün gün olgunlaşan duygu dünyamızda oturması gereken bazı değerlerimizin zeminini oluşturması gereken nitelikte, çok vurucu, insanı; "Ben ney mişim, Ne oluyorum? Koskoca İslam alemi olarak, değişen dünya düzeniyle birlikte hangi değerlerimizden taviz vermişiz?..."
Velhasılıkelam, hayatın 'her alanını' İslâm ile şekillendirmeyi unuttuğumuzdan, öyle bir gayret içerisinde olmayı yok saydığımızdan bu yana "DÜNYA NELER KAYBETTİ?"
Özellikle yeni ve çok yoğun bir program başlangıcında, insanın yapacağı işin mahiyetini hatırlatıcı, sürekli niyet tazeleyici, sırtımızda taşıdığımız dava yükünü hafifletici, adeta takviye bir kitap -kitabın içeriğini oluşturan; hem yaşadıkları zamanları aydınlatan, dirilişlerine vesile olacak biçimde hayat yaşamaları, talebe yetiştirmeleri; günümüzde de her birinin bir mücevher gibi parladığı alimlerimizden Allah ebeden razı olsun- kitapta geçen Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin vakit isrâfına karşı şu îkazı bile şuurlu bir şekilde yaşamak isteyen, zamanla yarışan bizleri silkelemeye yeter diye düşünüyorum;
"İ'lem Eyyühel-Aziz! Senin iktidarın kısa, bekan az, hayatın mahdud, ömrünün günleri ma'dud ve her şeyin fânidir. Öyle ise, şu kısa, fâni ömrünü fâni şeylere sarfetme ki, fâni olmasın. Bâki şeylere sarfet ki, bâki kalsın...
...Ey nefsim! Madem öyledir, sen dahi kalbim gibi ağla ve bağır ve de ki:
"Fâniyim, fâni olanı istemem.
Âcizim, âciz olanı istemem.
Ruhumu Rahman'a teslim eyledim, gayr istemem.
İsterim, fakat bir yâr-ı bâki isterim.
Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim. Hiç-ender-hiçim, fakat bu mevcudatı birden isterim."
Kitabın