"Mutlu olan bir kahraman söyle bana."
Düşündüm. Herakles delirip ailesini öldürmüştü; Theseus karısını ve babasını yitirmişti; Iason'un eski karısı, yeni karısıyla çocuklarını katletmişti; Bellerophontes Khimaira’yı öldürmüş ama Pegasos’un sırtından düşüp sakat kalmıştı.
"Söyleyemezsin." Akhilleus doğrulup oturmuştu, öne eğiliyordu.
"Söyleyemem."
"Biliyorum. Hem ünlü hem de mutlu olmana asla izin vermezler." Tek kaşını kaldırdı. "Sana bir bir vereceğim."
"Söyle." Böyle davranması çok hoşuma gidiyordu.
"Hem ünlü hem de mutlu ilk kahraman ben olacağım." Elimi tuttu, avuçlarımızı birbirine dayadı. "Yemin et."
"Niye ben yemin ediyorum?"
"Sebep sensin de ondan. Yemin et."
"Yemin ediyorum." dedim.
Öyle mutsuzum ki, öyle kızgınım ki... ve sebebini bilmiyorum. Kilo alıyormuşum gibi geliyor. Kendimi şişman hissediyorum. Bir sürü şeyi içime atıyormuşum gibi geliyor ama nedir bilmiyorum. Kitap okumaya bile başlayabilirim.
İnsan, üretmeden tüketen tek yaratıktır. Süt vermez, yumurta yumurtlamaz, sabanı çekecek gücü yoktur, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Gene de tüm hayvanların efendisidir. Hayvanları çalıştırır, karşılığında onlara açlıktan ölmeyecekleri kadar yiyecek verir, geri kalanını kendine ayırır.