medicos

medicos
İstanbul Tıp Fakültesi 22.
35 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
"Ben, bu dalın ve bu goncanın düşüşüne bakarken, saniyenin binde birinde Güzelliğin özünü sezdim. Evet, ben, on iki buçuk yaşında bir yumurcak, böylesine görülmedik bir şansım oldu, çünkü bu sabah, koşullar bir araya gelmişti: Zihin boş, ev sakin, güzel güller ve bir goncanın düşüşü. Bu yüzden Ronsard'ı düşündüm. Başlangıçta pek anlamasam da: Çünkü bu bir zaman ve gül sorunu. Çünkü güzel olan şey, geçerken yakalanandır. Güzellikle ölümün aynı anda görüldüğü, şeylerin o gelip geçen dış görü nümleri. Ay, ay, ay, dedim kendi kendime. Bunun anlamı, hayatın hep o güzellik ile ölüm arasındaki, hareket ile yokoluşu arasında dengede sürdürmek gerektiği mi? Canlı olmak belki de budur: Ölen anların ardından koşmak."
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Görme sorusunu kendine sorabilmek için gün ortasında karanlıkta görebilir olmayı en az bir kez denemiş olmak yeter. Niçin görüyoruz? Kakuro'nun çağırdığı taksiye binerken ve bende kendi görebilecekleri şeyi (Mösyö Ozu'nun kolunda, hiyerarşi dünyasında biri) görmüş olan Jacinthe Rosen ile Anne-Hélène Meurisse'i düşünürken, bakışın, devingen suyu yakalamak isteyen bir ele benzediği gerçeği görülmemiş bir güçle yüzüme çarpıyor. Evet, göz algılar ama dikkatle bakmaz, inanır ama sorgulamaz, alımlar ama aramaz arzusuz, açlık yok mücadele yok."
"Bunu düşünürken, bu akşam, kalbim ve midem paramparça, sonunda kendi kendime hayatın belki de bu olduğunu söylüyorum. Fazlasıyla umutsuzluk. Ama aynı zamanda, güzel bir-iki an. Zamanın aynı olmadığı. Sanki müzik notaları zaman içinde bir tür parantez açıyor. Bir erteleme. Buradaki başka yer. Asla'daki her zaman. Evet, bu işte! Asla'daki her zaman."
"Yargılamıyor muyum yani? Yo, yargılıyorum, tüm vaktimi yargılamakla geçiriyorum. Gözlerini sahte bir dehşet ifadesi içinde açıp, "Yoksa beni yargılıyor musunuz?" diyen insanlara çok kızarım. Tabii ki yargılıyorum sizi, hem de durmadan yargılıyorum. Vicdanı olan her varlık yargılama yükümlülüğüne sahiptir. Ama benim verdiğim hükümler "sanıklar"ın varoluşunu etkilemiyor. Takdir ediyorum veya takdirimi geri çekiyorum, nezaket ayarı yapıyorum, ek kanıtlar ortaya çıkıncaya kadar dostluğumu askıya alıyorum, uzaklaşıyorum, yakınlaşıyorum, yüz çeviriyorum, cezayı tecil ediyorum, her şeyin üstünden sünger geçiriyorum veya öyleymiş gibi yapıyorum. Muhataplarımın çoğu bunların farkına bile varmıyorlar."
"Sinirli alınganlıklarından olağanüstü haz duyan insanlar vardır, üstelik bu duyguları en üst düzeye çıktığında (ki bu pek sık olur) hazları da en üst düzeye çıkar. Öyle ki böyle anlarda aşağılanmış olmak, aşağılanmamaktan daha çok haz verir onlara. Bu sinirli tipler zekiyseler, yani sinirlenmesi gerekenin on katı sinirlendiklerini anlayacak durumdaysalar, sonraları büyük acılar içinde pişman olurlar yaptıklarına."