Kurmaca ve fantazi daima "gerçekliğin" içinden geçer. Fantazi
gerçeklikten kaçmaya yarayan hayali bir yanılsama değildir, toplumsal
yaşamın asıl temelidir (Zizek 1989: 45).
Bir sanat eseri olarak her film, kendi toplumsal
ağını, üretim ve alımlama koşullarını aşan belli bir fazlalığa, yoğunluğa
sahiptir. Zaten sinemayı sanat yapan da bu yoğun fazlalığı, anlam
yaratma kapasitesidir.
Bir kainatın inkırazına şahitmişiz gibi
mavi toprağa dönerken sırtımızı
yüzüstü kahverengi göğümüzde
kendimizi kandırmadık mı?
Tüm acıları biz sırtlamışız gibi
çarmıhta gibi sanki bedenimiz
sanki uğruna ölmüşüz de bir şeylerin
ilk kez doğmuyoruz gibi
olmayan bir devrimin kıytırık cümleleriyle
kendimizi avutmadık mı?
bak,
bakabiliyorsan mahşerine vakur saydığın adamların
o çamur ki onları anca paklar
kıpkırmızı bir göl varken yüzdükleri
su bulanmaz, yoğurt ekşimez, kuşlar türkü çağırmaz
ki bunların hiçbiri de gerek değildir
açken karnın, açıktayken sırtın
koş peynirinin peşinden kedi gibi
kusacaksın nasılsa
fare çoktan öldü, o da kırmızı göllerde yonca
nasılsa yanılsama sözlüklerde bir palavra değil mi?
yaz,
yazabiliyorsan iki melek kadar müsterih isen günahlarımı
-yeri de gelirse sevaplarımı-
tut çetelesini; vur yüzüme, sırtıma, göğsüme
yüceliğinden ödün verme bir taş yap da sat şeytana
o da taşlasın beni, sıra onda
Platon'un meselesi aslında temsilin kendisi değil de çarpıtılmış ve
saptırılmış temsildir. Diğer bir deyişle burada söz konusu olan sadece öz
ve görüntü, orijinal ve kopya arasında bir karşıtlık değildir; bu mesele
gerçeklik ve temsil ya da "toplumsal olgu" ve sinemasal imge arasındaki
ayrımdan ibaret değildir. Platon esasen iki imge arasında ayrım yapar:
kopya ve simülakra.
Filmin yalnızca bir gerçekliğin imgesi, toplumsal bir olgunun gölgesi ya da
görüntüsü olmadığı, bunun tam tersinin gerçekleştiği hissiyle baş başa
kaldık: Gerçekliğin kendisi bir görüntünün görüntüsü, bir gölgenin gölgesi
haline gelmişti.
İnsan böyle bir gölge oyunundan nasıl bir anlam çıkarabilir? Belki de
bu anlamda ilk girişim, Platon'un insanlığı bir mağarada zincirlenmiş,
kendi cehaleti yüzünden kapana kısılmış ve bunun ötesinde bir âleme
ulaşma olanağından bihaber olarak tasvir ettiği mağara alegorisiydi.