“Bu benim yazgım. Olacak olan olur, hayrını şerrini kimse bilemez” demek, kişinin elindedir. Her yazgıyı kabullenmek gerekmez, birçok şey değiştirilebilir, örneğin bir hastalık ihtimalini veya onun seyrini değiştirebilirsiniz. Ama her şeyi değiştiremezsiniz, mümkün her hastalığı tüm zamanlar için önleyemezsiniz.”
Bu zaman, namussuz zamanı. Kimse doğruluk üzere iş görmüyor. Doğru adamı hiçbir işin başına geçirmiyorlar. Gazetelerde okumuşsundur belki; şu işe, şu işe müsabaka imtihanıyla memur alınacak deniyor. Bu imtihan dedikleri ne? Namussuzluk imtihanı. Namusu düşük olan seçilip imtihanı kazanıyor. Alçaklık da üstün olan terfi edip en baş yere geçiyor. Belli, sizin köy haklı. Yayla sizin. Velakin, hak nerede? Bu işin ucunda para dönerse olur. Vergi verme, rüşvetini ver; bu zaman böyle bir zaman. Ben size acıdım. Ankara’da tanıdığım çok. Velakin bu sizin iş mektupla, telefonda olmaz. Ben kalkıp sevabıma Ankara’ya gitsem gerek. Sağa sola para yedireceğiz. Başka türlü olmaz Sabri ağa..