o devrin çapkınlığı ile anılan şairi Haşmet (1768): Tenhâca ahibbâsı ile görmeğe işret Göksuya gider göz göre hiç körfeze gelmez beytiyle sevgilisini körfezde beklediğini anlatıyor. Zaten hemen Boğaziçi’nin her semti gizli âşıklar için bir buluşma, bir sevişme yeridir: Ey dil Boğaziçindedir ol meh yakâla var veya: Safâsı âlem-i tâbın Boğaziçinde zâhirdir diyen aynı şair: Almış o şûhu ortaya ceyş-i fütâdegân Vardım o mest-i işveyi gördüm Hisarda beytiyle Boğaziçi’ndeki bu gizli randevulardan bahsediyor.
İnsan sevmediği bütün yolları sevdikleri için yürümeye göze alabilmiş bazen. En yakının mutluluğu için onu bırakmaya göze aldığı gibi.Ayaklarina çakıl daşları da batsa,kalbine dikenlerde saplansa meçburmus bunu yapmaya.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Vazgeçmenin asıl cesaret olduğunu öğrendiğimde çok küçüktüm."
Fedakârlık... Dört hecelik basit bir kelime gibi görünse de, aslında onun hayatında bir dönüm noktasıydı.
Efendi Samwise Gamgee' dan Lorien'in Hanımına
Bazen çiçek açmış ulu bir ağaç gibi, bazen bir fulyacık gibi, minik ve narin sanki. Elmas kadar sert, mehtap kadar yumuşak, güneşin ışıkları kadar sıcak, yıldızlarda ki buz kadar soğuk. Karlı bir dağ kadar mağrur ve ırak, baharda saçlarında papatyalar gördüğüm kızlar kadar neşeli. Ama bütün bunların hiçbir manası yok ve demek istediğimi hiç anlatmıyor
Sayfa 344 - SAMWİSE
Güneş desem güneş değil, mehtap desem hiç değil. Sanki zifir karası bir duvardan Boğaziçi'ne bakan pencerede yanan bir mum. Sarı, titrek, ama insanı çağıran, kendine çeken, ona ulaşma, kucaklama arzusu uyandıran sihirli bir ışık.
Alıntı