Puan vermedi
Bir insanı tanımak istiyorsanız onun geçmişiyle gerçek hikayesini bilmelisiniz! Hırs ve Esaret @_nehir.güzel Doktor Ekin kariyeriyle göz dolduran, bir psikiyatrist, ünlü bir iş insanının kızıyla evli ama eşinin ailesinden hak ettiğini düşündüğü saygıyı bir türlü göremiyor, yazdığı kitap da tutmuyor, Dr. Salih egitim hayatı boyunca ona hem dostluguyla hem de maddi manevi desteğiyle hep yanında olmuş, Ekin bunun bile farkında değil kendine şefkati yok, değersiz hissiyle kendimi sevemiyorum itirafıyla hırslarına da yenik düşmeye meyilli narsöçist birbkışilık, eşinın de evi terketmesi olayları tetikliyor. Erhan, baba siddetıyle büyümüş, lisedeyken bir kazada babasını kaybediyor, anne yatağa mahkum, yardımsever komşu Mehtap ın Erhan' a bir kitap hediye etmesiyle yazma yeteneğini keşfediyor, onu yazmaya teşvik eden de Dr. Ekin çünkü Mehtap onu psikolojik tedavi görmesi için Ekin' in calıştığı hastaneye yatırıyor, tedavinin sona yaklaştığı bir dönemde Erhan hayatını kaybeder. Bu şaibeli ölümü araştıran Komser Tuna kanıtları bulmasıyla bir puzzle gibi parçalar yerine oturacak. İlk kez sevginin yüreklerini kıpırtattıği kaderleri ayni iki genç insan Funda ve Erhan, her ikisine sevgiyle yaklaşan Ekin in de asistanı Şule, öğrendiği sırlar mı terastan atılarak hayatını kaybetmesine sebep oldu, Erhan' ın odasının kameranın kör noktasına denk gelmesi, ayni kamerada Şule' nin terastan düşmesinde de görüntü kaydetmemiş. Salih'in hayatı boyunca sahip çıktığı Ekin' i çözmesi, peki vicdanının sesine kulak verebilecek mi? Kanıtlar tek bir kişiyi işaret ediyor okurken bunu biliyoruz ama satranç tahtasında ilerleyen taşlar yerine Komiser Tuna sayesinde oturacak? Yazardan okuduğum ikinci kitaptı, psikolojik ve polisiye türü kaleme alan
Hırs ve EsaretNehir Güzel · Çınaraltı Yayıncılık · 20268 okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 43. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 12:44
“Hafıza için zaman diye bir şey yok. Orada sınırlar yok, ebedi ayrılıklar yok, hayatın öte ve beri kıyısı yok. Orada ölenler ve kalanlar bir arada ve sanki her şey yeniden kurgulanıp yaşanmak için var.” Dönüş - Mehtap Ceyran On yıl sonra hapishanenin o ağır kapısı açılır ve Pero tahliye edilir ama  asıl yolculuk eve değil, kendi içine doğrudur. Dönüş yolunda hayatının muhasebesini yaparken çocukluğuna, yaralarına ve en çok da babasına döner. 1980 darbesinin gölgesinde geçen bu hikâye; yalnızca bir kadının değil, aidiyet duygusunu hiç tadamamış bir çocuğun da hikâyesidir aslında. Pero’nun en büyük becerisi içinden konuşmaktır belki de. Çünkü gittiği her yerde şiddet görmüş, aşağılanmış, istismara uğramış ve sesini duyuracak bir yer bulamamıştır. Kitap boyunca en çok şu duygu geçti içime: Bir insanın hayatında bazen bir insanın yokluğu değil, varlığı yara olur. Pero babasını özler de… affedemez de. Kızar da… vazgeçemez de. Nefretle şefkatin birbirine karıştığı o yerde yılların hesabını tutmaya çalışır. Bazı insanlar içimizde sadece derin bir çizik olarak kalırlar. Ne tamamen vardırlar ne de tamamen yokturlar. Mehtap Ceyran; baba-kız ilişkisini, travmayı, aidiyet arayışını ve yüzleşemediğimiz yaraları çok içten ve cesur bir dille anlatmış.İnsan ruhunun derinliklerine inen bu dokunaklı hikâyeye mutlaka bir şans verin. Peki Pero, yıllardır içinde taşıdığı bu hesaplaşmayı babasına söyleyebilecek mi? Yoksa bazı yüzleşmeler insanın içinde mi kalıyor?
DönüşMehtap Ceyran · Everest Yayınları · 202635 okunma
Reklam
8/10
·528 syf.··
2026 32. kitabı
•Bazen bazı kitaplar sana aşkı değil, birine tutunmakla birini sevmek arasındaki farkı anlatıyor. Aşka Düşüş benim için tam olarak böyle bir okuma oldu. •Melek yıllardır içinde taşıdığı bir duyguyla yaşıyor. Lise koridorlarında başlayıp büyüyen, defter sayfalarına dökülen, bir şehri geride bırakacak kadar yer eden bir his… Üniversitenin son yılında aldığı kararla İstanbul’a geliyor çünkü bazı insanlar aşkı yaşamaktan çok ona yaklaşmayı seçiyor. Ve Murat… Melek’in yıllardır uzaktan sevdiği çocuk. Ama bazen zihninde büyüttüğün insanla karşında duran kişi aynı olmuyor. •Kitap boyunca Melek’e ilk başta gerçekten üzüldüm. O sevgiyi yıllarca içinde taşıması, yazması, beklemesi, hiçbir karşılık beklemeden birini kalbinin merkezine koyması çok kırıcıydı. Ama sayfalar ilerledikçe içimdeki o üzülme hissi yerini yavaş yavaş kızgınlığa bıraktı. Çünkü bir yerden sonra Melek’i anlamayı bıraktım‍. Ve burada bana kızabilirsiniz ama ben gerçekten neredeyse her bölümde aynı şeyi söyledim: "Yeter artık Melek, şu Murat’ı bırak ve etrafına bir bak." •Çünkü mesele Murat’ın onu seçmemesi değildi. Mesele Melek’in kendisini seçmemesiydi‍. Bir insan seni tekrar tekrar aynı yerde bırakıyorsa, seni gerçekten görmüyorsa, sevgini alıp ne yapacağını bilemiyorsa neden hâlâ onun etrafında dönüyorsun? Her sessizliği umut sanması, her küçük ilgiyi büyütmesi, her hayal kırıklığından sonra yine aynı yere dönmesi beni bir noktadan sonra çok yordu. Bazen bir karaktere kızınca kızamazsın çünkü canı yanıyordur; ama Melek’e kızmamın sebebi canının yanması değil, kendi canını yakan yerde kalmayı seçmesiydi. •Murat… Sanırım kitapta en net olduğum konu buydu. Ben Murat’ı hiçbir noktada sevemedim. Bazı karakterleri sevmezsin ama anlarsın, bazılarını anlarsın ama affetmezsin. Ben Murat’ta onu da yaşayamadım.
Aşka Düşüş 1 - GalataMehtap Fırat · Ephesus Yayınları · 202636 okunma
5/10
·152 syf.··
2026 97. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 00:00
Ürəyim ağrıdı oxuyanda. Kitab çox ağır idi. Nəsə reaksiya vermək istəmirəm. Həm mövzu ağır idi, həm də yazar yazını ağırlaşdırmışdı. Ona görə də zorluqla oxudum.
Ayışığının KaranlığıMehtap Koçal · Karina Yayınevi · 20173 okunma
İradenin olduğu yerde çare tükenmez..
8/10
·408 syf.··
2026 58. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 07:23
Betty Mahmudi'nin Kızım Olmadan Asla adlı kitabını okurken elimden bırakmakta zorlandım. Kitabın bu kadar ilgi görmesinin sebebini de okudukça daha iyi anladım. Betty Mahmudî profesyonel bir yazar değil, yaşadığı olayları anlatan bir anne. Belki de kitabın etkisi biraz buradan geliyor. Edebi kaygılardan çok yaşanmışlığın ağırlığı hissediliyor. Olayların ne kadarının birebir yaşandığı ya da bazı kısımların ne ölçüde öznel olduğu ayrı bir tartışma konusu olsa da, okur olarak anlatılan çaresizliğe ve korkuya kayıtsız kalmak kolay değil. Kitap, Amerikalı Betty'nin İranlı eşi Mudi ile birlikte kızları Mehtap'ı da alarak İran'a gitmesiyle başlıyor. Başlangıçta kısa süreli bir aile ziyareti gibi görünen bu yolculuk, Mudi'nin Amerika'ya dönmeyeceklerini açıklamasıyla bambaşka bir hâl alıyor. Bundan sonra kitap bir annenin özgürlüğünü ve kızını korumak için verdiği mücadeleye dönüşüyor. Olay örgüsü son derece sürükleyici. Sayfalar ilerledikçe Betty'nin içinde bulunduğu çıkmaz daha da belirginleşiyor ve okur onun yaşadığı baskıyı daha yoğun hissediyor. Karakterlerin psikolojik yönleri kitabın en dikkat çekici taraflarından biri. Betty'nin yaşadığı korku, yalnızlık ve çaresizlik duygusu oldukça başarılı aktarılmış. Yabancı bir ülkede, dilini bilmediği insanların arasında, kendi hayatı üzerinde söz sahibi olamadığını hissetmesi okura da geçiyor. Onun ayakta kalmasını sağlayan şeyin annelik duygusu olduğu çok açık. Kızını geride bırakmama kararlılığı kitabın merkezinde yer alıyor. Mudi karakteri ise psikolojik açıdan oldukça ilgi çekici. Amerika'daki hayatında tanıtılan Mudi ile İran'a gittikten sonra ortaya çıkan Mudi arasında ciddi bir fark var. Güç sahibi oldukça daha baskıcı hâle gelen, çevresinden aldığı destekle otoritesini artıran bir karakter görüyoruz. Onun davranışlarını
Biyografi
Kızım Olmadan AslaBetty Mahmudi · Sonsuz Kitap Yayınları · 20177,2bin okunma
Puan vermedi
Kitap Yorumu: Ihtilal 3 - Zerda / Binnur Şafak Nigiz Özet Herkes Zeliha ve Gurur'un ayrıldığını düşünmeliydi... çünkü bazı gerçeklerin ortaya çıkması gerekiyordu. Emsal'in Gurur'u psikolojik olarak yıkmak için kurduğu planlar, beklemediği bir anda Gurur'un zekâsıyla tersine döner ve tüm oyun onun üzerine patlar. Ama asıl kırılma noktası, Emsal'in maskesinin düşmesi değil; kendini iyi biri gibi gösterirken en büyük darbenin taptığı kızı Eylül'den gelmesi oldu. Eylül, bir gecede büyümek zorunda kaldı. Taşıması gereken gerçekler ağırdır... ve bu yüzleşmede yanında Eymen vardır. Emsal'in ardından gelen olaylar zincirinde en büyük yıkımı yaşayanlardan biri Yener oldu. Hayatı askerlik olan bir adam için, artık göreve devam edemeyeceği kararı verildi. Yener'in toparlanması kolay olmadı elbette. Bu süreçte Simge ile arasındaki bağ ve Alaşafak Timi'nin Yener için görevlerinden vazgeçme kararı, en gurur verici anlardan biriydi bence. Cenan ve Muşta arasında geçmişe dair konuşmalar ve yakınlaşmalar olsa da, ikisinin de hâlâ cevaplaması gereken çok şey var. Adnan ve Çolpan, Ecevit ve Ayça, Adnan ve Nihal, Mehtap ve Girdap... her bir ilişki, hem yakınlaşma hem de içsel çatışmalarla sınanmaya devam ediyor. Her birinin hikayesi için ayrıca merakla bekliyorum favım kesinlikle Adnan ve Çolpan / Ecevit ve Ayça • Yorum Betimlemesi yüksek bir seri olmasına rağmen bu kadar akıcı olması ve benim B12'm düşükken bile karakterleri, olayları bu kadar net hatırlayacak kadar bağımlı hale gelmem... gerçekten şaşırtıcı. Șu an 4. kitabı bitirdim ama 5'i bekleyecek sabrım yok. O yüzden 4'ü bile yavaş yavaş okuyorum ki bitmesin. Bu beni bağımlı yapar mı ?
İhtilal 3 - ZerdaBinnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 2025391 okunma
Reklam
Reklam