Dün mü? Sybil suskundu. Kendisi için -artık bunu iyice anlıyordu- dün asla yoktu. Kendisinin yaptığı ileri sürülen kimi şeylerin olup bittiğini ve hiç bilmediği şeylerin gelip geçmiş olduğunu öğrenmişti.
" Sybil hiç kimseyi sevmek istemiyor. Çünkü insanlara yakınlaşmaktan korkuyor. Burada nasıl davrandığını gördünüz. Bunların, hepsi aynı motifin sonuçları: Kendisine doğru uzanan ellerden korkma, insanlardan korkma, müzikten korkma, sevgiden , aşktan korkma... Hepsi zamanında acı vermişler ona. Hepsi de ürkütmüşler Sybil'i. Hepsi üzmüşler ve yalnızlığına yol almışlar."
Onları öfkeme layık bulmuyorum. Öfkem bana ait birşey. Yakın hissetmediğim birine nasıl gösteririm onu. Onlarada size davrandığım gibi davranmış olurum. Asıl o zaman kötülük etmiş olurum size.
Mükemmel bir daire çizilemeyeceği gibi,
Aklın ve tecrübenin de insanı idaresi kolay değil.
Tanrı çizmiyor her zaman kaderimizi;
Madde ve ruh arasına çizilen sınırdaki kesinlik yok.
Büyük ihanetler pençesinde tutuyor insanı,
Büyük karışıklardan kaçtığı yerlerde bile.