Pavese'nin 1941 senesinde yazılmış ilk romanı, benim yazardan okuduğum ilk kitap. Kitabın başlarında, acaba doğru bir başlangıç mı diye sorgularken, ilerleyen sayfalarda, kitaba hiçte geç kalmadan en doğru zamanda okuduğumu düşündüm. Kitabın içeriğinde geçen zaman ve mekâna paralel olarak, aynı zaman ve mekânda bulunuyor olmak, kitabı anlamamı büyük ölçüde kolaylaştırdı. Kitap, kavurucu yaz sıcağında, bir köyde geçiyor.
Peki ne anlatıyor bu kitap? Ana karakter, romanın anlatıcısı Berto, hapishanede bir ay boyunca birlikte aynı hücrede kaldığı Talino ile bu kişinin köyüne gider ve orada çalışmaya başlar. Zoraki şekilde kurulmuş bu arkadaşlığın sonunda, beş parasızlığın da getirisiyle Berto, Talino'nun köyüne gitmek durumunda kalır. Talino'nun kız kardeşi Gisella ile bir ilişki yaşayan Berto, bir süre sonra Talino'nun Gisella'ya tecavüz ettiğini ve onu yaraladığını öğrenir. Bir süre sonra, Talino ve Gisella anlaşmazlık içindeyken, Talino sinirlenir, kendine hakim olamaz ve Gisella'yı boynuna yaba saplayarak öldürür.
Bu ölüm, aile içinde kimseyi ilgilendirmez niyeyse. Gariptir ki, öldürüp kaçan Talino'yu savunmaya bile geçerler. Aklımda oluşan düşünceler, sormak istediğim sorular vs. vs... Feministliği, eşitliği, hakları ve diğerlerini savunmayacağım şu durumda. Bundan önce niye bu kadar önemsiz, değersiz görüldüğünü soracağım. Bu sorular hep cevapsız kalacak, her zaman öyle kaldığı gibi. Gisella'nın içinde sönen yıldızın şarkısı, kitabı okuyan herkesin içine mırıltısını duyuracak.
Romanda dikkat çeken en önemli özellik kullanılan biçem. Geniş zaman, geçmiş zaman ve şimdiki zaman kipleri bir arada, iç içe kullanılmış. Normalde olayların oluş zamanı ve anlatılış zamanı ayrı olması gerekirken okuyucunun zihninde birleştiği görülmekte.
Ayriyetten okuduğum bir kaynakta