Bu cümleler kitapla ilgili hiçbir yorum,inceleme,söyleşi vs.okumadan video izlemeden kitabı bitirir bitirmez yazılmıştır .Bir hatam olursa affola..
AUSGANG
Bir yazarın okuduğun ilk kitabı yeni tanıştığın biri gibi olur.Muaşakanızın gidişatı ve neticesi yavaş yavaş belli olur.Ya "olur bu iş" dersin ya da "cıkk burdan bir yere varamayız " dersin. Bana sorarsanız "galiba olacak bu iş."
Yazarımızın 2. tekil şahıs anlatımını kullanması açıkçası çok karşılaştığımız bir durum değil. "Kime diyor, dur biraz ilerleyeyim, ha kendine diyor, kendine yabancıymış gibi diyor,Onnik Efendi çıktı şimdi de, hay Allah neler olmuş böyle" diye diye başladım ve ilerledim.Tabii her güzel şey gibi kitap da bitti. Hayatta yarım kalmış birçok hikaye gibi kitaptaki hikayeler de şu anda boşlukta öylece asılıp duruyorlar, gardiyanın astığı köpek gibi bakıyorlar bana.Neden asıldığını anlayamayan gözlere bakıyorum,söyleyecek bir cümle bulamıyorum.
Kahramanımız ne yaşadı da Ada'da çile dolduruyor çözemedim tam olarak. Sınır boylarında atılan bir bombayla yıkılan evlerinin altında kalan anne ve babasının ölüm haberini aldı.Hadi buradan bir şey çıkacak, bu adamın derdi ne böyle, o köyden normal bir ayrılış yaşamamış, belki öğrenirim, dedim fakat yazar beni yine boşlukta salladı.Üstelik köyüne cenaze töreninden bir yıl sonra giderek daha da şaşırttı.Onnik Efendi'nin geçmişi ile ilgili soru işaretleri epey fazla bende. Yaşananları hissettiriyor yazar, ne olmuş olabileceğini düşündürüyor, tahminler yürütüyorsun, yaşanan vahşeti, yabancılaşmayı, sürülmeyi ve süründürülmeyi anlamaya çalışıyorsun. Tarihi bilgimin eksikliği sebebiyle Onnik Efendi de rahat uyuyamıyor beynimde, ikide bir uyandırıp "ne oldu, anlatsana" diyesim geliyor. Ama anlıyorum ki o da hatırlamıyor. Küçücük çocukmuş o sıralar.
Velhasıl