Kurtlukta düşeni yemek kanundur!
9/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Kemal Tahir'in şaheserlerinden biri. 20'lerdeki İttihatçıların son halkasının da tasfiyesini ve kurtlar sofrasında ya da iktidar cengindd diyelim, düşenin başına neler geldiğini harikulâde bir dille, inanılmaz bir akıcılıkla anlatıyor. Bilhassa elinde Erik Jan Zürcher gibi kaliteli kaynaklar dahi yokken böyle bir eser ortaya koyduğu için Kemal Tahir'i takdir etmemek elde değil. Nitekim Celal Bayar dahi takdirle okumuş bu romanı. Bayar ki, 1980'lerde bile Talat için "şefim" diyecek kadar müzmin bir İttihatçı. Romanın tek kusurlu tarafı Kara Kemal'in haddinden fazla filozof kral olarak resmedilmesi. Aslında o da bir gayeye hizmet ediyor, daha doğrusu Kemal Tahir'in döneme dair fikirlerini Kara Kemal vasıtasıyla okumuş oluyoruz. Yine de didaktizmden olabildiği kadar uzak durup mecrayı trajedide tutmaya çalışıyor ve bunda muvaffak da oluyor. Döneme ilgi duymasa bile bilhassa polisiye seven okurun yine de keyifle okuyabileceği bir eser. Dönemi az çok bilen biri için ise bir başucu kitabı, bir melce-i iltica, dönüp tekrar ve tekrar kendini okutma zevki yaratacak muazzam bir metin.
Edebiyat
Kurt KanunuKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20166,5bin okunma
Puan vermedi·185 syf.··
2023 12. kitabı
VURUN KAHPEYE ilk olarak 1923 yılında Akşam gazetesinde tefrika edilmiş, kitap halinde ise 1926’da (eski harflerle) basılmıştır. Günümüz harfleriyle ilk baskısı 1943 yılında yapılmıştır. Halide Edib’in günümüze dek üç kez filme çekilen ve defalarca sadeleştirilerek basılan bu romanının konusu, Ulusal Kurtuluş Savaşı günlerinde, Anadolu’daki bir kasabada geçmektedir. Eser, o günlerin atmosferini değişik bir cepheden yansıtmaktadır. Düşman işgalini yaşayan Anadolu halkının Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı algılayışı hikâye edilir: bir yanda ulusal direnişin simgesi Kuvayı Milliye güçleri, diğer yanda geçmişin dini taassubunu devam ettiren bir sözde din adamı ve onun yandaşları… Romanın aslî kişisi Aliye, İstanbul’dan taşraya gelmiş idealist bir öğretmendir. Olay, Aliye’nin kasabaya gelişinden itibaren onun etrafında örgülenir. Yazar kendi görüşlerini, Aliye’nin dilinden söyler. Halide Edib bu eserinde, Milli Mücadele’den bir sahneyi yansıtmakla asıl, din karşısındaki tavrını ortaya koymaya çalışır. O, İslâm dinine hümanist yanından yaklaşır. Din, insanların korktuğu, bu sebeple iki yüzlülükle de olsa yücelttiği bir şey değildir. İslâmı şöyle tanımlar Halide Edib: “Din, nurlar içinde nihayetsiz bir rahmetin, şefaatin tecellisiydi. Kundakta ümmeti için şefaat talep eden Peygamber’in asi ümmetine melce olan Büyük Muhammed’in dini idi.” Halide Edib’in bu eseri hakkında, yazarı İslâm aleyhtarı olarak gösteren birkaç yazı yayımlanmıştır. Oysa Halide Edib, dine değil, dinin taassubuna, karanlık ve korkutucu yüzüne karşıdır. “Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billâhi!” Muhteşem bir eserdi. Mutlaka tavsiye ederim.
Vurun KahpeyeHalide Edib Adıvar · Özgür Yayınları · 200013,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
3/10
·80 syf.··
2019 117. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2019 18:05
Kitapla ilgili söyleyebileceğim tek şey Pinhan kitaplarından çok ayrıksı duran facia çevirisi. Pinhan'ın patates olduğu benim denk geldiğim ilk kitap. Ağır bir Arapça işgali ile "Türkçeye çevrilmiş. Genel olarak kelimelerin Arapçaları tercih edilmesi yanında çok nadir kullanılan zorlama seçimler de yoğunlukta. Hatta metin içinde bu tercihin yoğunluğu hissedilir derecede değişiyor sanki birden fazla kişi çeviri yapmış gibi ki bizim akademik çevrede genel kuraldır bu biraz. Eserde adı yazan ile işi yapan alt-üst ilişkisi formülüne göre belirlenir. "Ortaokul" rüştiye olarak çevrilmiş ancak iki sayfa sonra lise, lise olarak kalmış nedense, idadi denmemiş. Orta ve okul her ikisi de öz Türkçe olan kelimelerden oluşan ortaokul yerine, bugün kullanımı hiçbir yerde kalmayan rüştiye kelimesi "Türkçeye çeviride neden tercih edilir? İşin komik tarafı ortaokul Türkçe kökenli iken lise değildir, Yunancadan gelir. Aşağıdakiler gibi benzer çok örnek var, parantez içleri bana ait ve TDK'dan alınmıştır. Mağmum; (sıkıcı) Tard etmek; (uzaklaştırmak, kitapta bu şekilde kullanılmış ama TDK'da yazımı bitişik, yazım kuralı bakımından da yanlış yazılmış TDK'ya göre. Arapça tard ve Türkçe etmek birleşimi) Ferahnak; (Klasik Türk Müziğinde bir makam, Arapça ferah, Farsça nak birleşimi, başka anlamı yok TDK'da ama Nietzsche'nin TSK makamı yazmadığı kesin) Tezyinat; (süsler) Tamim etmek; (genellemek) İrat etmek; (söylemek) Melcei; (melcei kelimesi yok melce var sığınak demek, sığınağı anlamında. Türkçe kurallarına göre sesli harflerden sonra direk -i eki gelmez dere-y-i şeklinde -i eki getirilir.) Tereke; (miras) Menendi; (benzeri olmamak, Farsça) Mebzul; (bol) Tevcih; (terfi ettirmek) Malumatfuruş; (bilgiçlik taslayan) ... ve benzeri örnekler. Taş gibi Türkçe "genellemek" kelimesi
Otobiyografik Yazılar ve NotlarFriedrich Nietzsche · Pinhan Yayıncılık · 2019149 okunma