Kendi halinde, tertemiz cennet bir ada.. Huzuru, güveni, paylaşmayı, neşeyi kalplerine sığdırmış melek gibi komşular.. Bu sakinlik, adaya gelen yok etmeye programlı, güç heveslisi bir darbeci tarafından yırtılıyor. Ağaçların katledilmesiyle başlayan çöküş; kurallar, bildiriler, zorba yönetimler ve günahsız hayvanların yok edilmesiyle devam ediyor. Tüm bunlar olurken Başkan' ın attığı tüm adımları kabul edip saflıkla göz yuman Adalıların ders çıkarmayı bilmeyen akılları neticesinde yüreklerine ve gözlerine çöken kuşku, öfke ve korku emareleri.. Vurdumduymaz, küçük hırslara kapılan, diktatöre boyun eğenlerin insanlıktan çıkış evreleri... Baş kaldıran sorgulayan insanlarınsa düşmanlığın içinde silik kalan nefesleri.. Sonunda Adalıların ödediği vahim kefaret..
Anlatılan, ütopik bir ada ve adalılar gibi görünsede aslında hepimizin, yakın zamanın hikayesi.. Zülfü Livaneli'nin kalemi hiç soğumasın, hep yazsın..