Noksanı ve taksiri, hilkatin zulmünde aramak beyhude ve abes bir külfet. Ben, ziraat vaktinde sürüp ekmeyen çiftçi gibi, hasat vaktinde eli boş kalmış bir adamım. Maamafih hayat, şunun bunun eliyle tarlama sağdan soldan, avuç avuç tohum saçtı; lakin ben onlara da gelişmek için fırsat vermedim, ezip çiğnedim. Sonra da oraya, teselli ve şifa devşirmek için koştuğum gün, karşımda, benlik, gurur, hırs ve hasetle çoraklaşmış bir dikenlik buldum.
Yaşamak, kendisi olabilmeyi ve yaşama etkin bir biçimde katılabilmeyi tanımlar. Bu, insanın kendi sorumluluğunu bir başka değişle, hayatına anlam katma sorumluluğunu içerir. Sorumluluğunu üstlenen kişi özgürdür. Özgür insan daha az korkar onun için sevebilir!
Yalnız atları, denizi sevmek marifet değil. Kurdu kuşu, yerdeki karıncayı, petekteki arıyı, dünyada ne var ne yoksa, taşı toprağı, esen yeli, kayan yıldızları, her şeyi taa iliklerine, taa yüreğinin köküne kadar seveceksin. Dünyayı okşamaya doyamayacaksın.
İnsanın, düşlerini gerçekleştirmek adına verdiği savaşta bazı başarısızlıklara uğraması, ne uğruna savaştığını bilmeden yenilgiye uğramasından daha iyidir.