Ah Nazan…
İnsan yazgısını değiştiremez miydi?
Keşke yolun Mazhar’a mı çıkmasaydı yoksa onun gün yüzü görmeyi hak etmeyen annesine mi?
Kitabı okurken sinirlendim, üzüldüm, kırıldım…
Belki sonu böyle bitmemeliydi ama bir solukta bitti…
“Bu cehalet nerelere kadar varıyor söyleyelim; merkez soldakiler bile General de Gaulle’e karşı amansız bir hayranlık besleyebiliyor ve Fransa’nın diğerleri gibi kötü bir sömürgeci olmadığına inanıyorlar. Sanki Afrika’da olanlar hiç yaşanmamış gibi. Hindiçin’i ya da Karayipler’i hiç duymamışlar gibi... Biliyorsunuz, Fransa bazı yerlerde yerli halkın tümünü katletmeyi başarabilmiş bir ülkedir. Mesela Grenada Adası’nda... öldürmedikleri insanlarda onların eline düşme korkusuyla kendilerini kayalardan aşağıya atmıştır.”
“yazdıklarım ülkemin teröre karşı sürdürdüğü amansız mücadeleye az da olsa bir katkı yaparsa, görevimi tamamlamış olacağım.
Mithat Cemal Kuntay, “Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır”dermiş. Bu toprakların her bir metrekaresi, uğrunda can veren vatan evlatlarını sinesinde barındırır. Başka niyet ve heves içerisinde olanlara bunu tekrar hatırlatırız.”
Hablemitoğlu Köstebek kitabını bitirirken şöyle diyordu; sizler bu satırları okuduğunuzda, eminim ki hakkımda bugüne kadar açılmış yüz milyarlarca liralık manevi tazminat davalarına yenileri eklenecektir. Her zaman olduğu gibi kimi siyasiler devreye girerek Üniversite Rektörü’nü hakkımda yasal işlem yapmaya zorlayacaktır. Tehditler ve hakaretler hız kesmeyecek, aileme de yönelecektir.... hakkımda Ağır Ceza Mahkemesi’nde ya da DGM’de dava açılacaktır.
Sonuçta belki ödeyemeyeceğim tazminat hükümlerinden dolayı evime haciz gelecektir. Almanlardan fetullahçılara, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter ve laik yapısına göz diken tüm unsurlara karşı bunca zahmete ve mihnete değer mi, diyorsanız, Atatürk’ün manevi mirasçısı olarak evet değer, diyorum. Çünkü Türküm ve başka Türkiye yok!
Bazı kitaplar en ince mesajı kalbinize işler.. unutuyoruz.
+Biliyor musun, insanları öldürüyorum Portuga.
-Bunu nasıl yapıyorsun Zeze?
+Onları unutarak.