Acı da olsa, yükü taşınamayacak boyutta ağır da olsa insan bildiğini hazmedebiliyor, bir şekilde altından kalkabiliyordu ama bilinmezler çekilen ızdırabın dehşetini ona, belki yüze katlıyordu. Hele şüphe de girerse işin içine, antik bir zehirli sarmaşık kaplayıveriyordu insan ruhunun karanlık dehlizlerini.
İçtenlikle hatta dostça, yaptığım herhangi bir şeyden hiçbir zaman gerçek anlamda pişmanlık duyamadığımı ona anlatmayı isterdim. Kafam hep ne olacağıyla, bugünle ya da yarınla meşgul olurdu.
Ben hiçbir şeyi olmayan bir adam gibi görünebilirdim. Ama kendimden emindim her şeyden emindim, onun olduğundan daha emindim; hayatımdan, yaklaşmakta olan ölümden. Evet, elimde bir tek bu vardı benim.